Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2023/12263 E. , 2023/8433 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1648 E., 2022/1176 K. SUÇLAR : Sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Ret İTİRAZA KONU KARAR : Sanığın ölümü nedeni
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2023/12263 E. , 2023/8433 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1648 E., 2022/1176 K. SUÇLAR : Sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Ret İTİRAZA KONU KARAR : Sanığın ölümü nedeniyle bozma İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, 04.07.2023 tarihli ve 2023/3476 Esas, 2023/4657 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.10.2023 tarihli ve 9-2022/92775 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, sanık hakkında sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçlarından kurulan hükümlerle ilgili olarak Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararlarının temyizinin kabil olmadığından bahisle bozma ilamının kaldırılmasına ve temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun 298 inci maddesi gereğince reddine karar verilmesi talebine ilişkindir. II. GEREKÇE 1. Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 21.09.2018 tarihli 2018/8667 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında mağdurelere karşı çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği gerekçesiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği gerekçesiyle de aynı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları ile 43 ve 53 üncü maddeleri uyarınca yargılanıp cezalandırılmasına karar verilmesi talebi ile kamu davası açılmıştır. 2. Şanlıurfa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.05.2019 tarihli 2018/1040 Esas, 2019/305 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun basit cinsel istismarı suçundan tüm mağdurelere yönelik ayrı ayrı 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci ve üçüncü cümlesi ve 53 üncü maddesi uyarınca neticeten 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da tüm mağdurelere yönelik ayrı ayrı 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ve beşinci fıkrası uyarınca neticeden 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 3. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 04.11.2019 tarih ve 2019/1883 Esas 2019/1204 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik yapılan istinaf başvurusu kabul edilerek özetle "olay günü sanığın, mağdurelere para vereceğini söyleyip park içerisinde bulunan tuvalete götürerek kıyafetlerinin üzerinden elleme, dokunma ve kucağına alma şeklindeki eylemlerinin kısa süreli, ani ve kesintili gerçekleşmesinden dolayı eylemin sarkıntılık düzeyinde kaldığı ve çocuğun cinsel istismarı suçu işlendiği sırada ve eylemle sınırlı süre ile mağdurun iradesiyle hareket edebilme imkanının ortadan kaldırılmasının kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmayacağı" gerekçesiyle hükmün bozularak İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 4. Şanlıurfa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.06.2020 tarihli, 2020/32 Esas, 2020/243 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan tüm mağdurelere yönelik ayrı ayrı 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci ve üçüncü cümlesi ile 53 üncü maddesi uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir. 5. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 01.04.2022 tarihli ve 2020/1648 Esas, 2022/1176 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik yapılan istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. 6. Sanık müdafii ile Bakanlık vekili süresinde kararı temyiz etmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 10.03.2023 tarihli 2022/92775 sayılı Tebliğname ile sanık hakkında kurulan hükümlerin 5271 sayılı Kanun'un 286 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca temyiz edilemez olduğu gerekçesiyle temyiz istemlerinin reddi talep edilmiş, Dairemizin 04.07.2023 tarihli 2023/3476 Esas, 2023/4657 Karar sayılı ilamı ile sanığın hüküm tarihinden önce öldüğünün anlaşılması karşısında sanık hakkında kurulan hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir. 7. İtiraz konusu ile ilgili yasal düzenleme 5271 sayılı Kanun'un 280 inci ve 289 uncu maddelerinde yer almaktadır. 5271 sayılı Kanun'un Bölge Adliye Mahkemesinde İnceleme ve Kovuşturma başlıklı 280 inci maddesi "(1) Bölge adliye mahkemesi, (…) dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra; a) İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, b) Cumhuriyet savcısının istinaf yoluna başvurma nedenine uygun olarak mahkumiyete konu suç için kanunda yazılı cezanın en alt derecesinin uygulanmasını uygun görmesi hâlinde, hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, c) Başka bir araştırmaya ihtiyaç duyulmadan cezayı kaldıran veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsî sebeplere ya da şahsî cezasızlık sebeplerine bağlı olarak daha az ceza verilmesini veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesini gerektiren hâllerde, hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, d) Olayın daha fazla araştırılmasına ihtiyaç duyulmadan davanın reddine karar verilmesi veya güvenlik tedbirlerine ilişkin hatalı kararın düzeltilmesi gereken hâllerde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, e) İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine, f) Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine, g) Diğer hâllerde, gerekli tedbirleri aldıktan sonra (…) davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına, Karar verir. " şeklinde düzenlenmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinde ise kesin hukuka aykırılık halleri düzenlenmiş olup buna göre; "(1) Temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da aşağıda yazılı hâllerde hukuka kesin aykırılık var sayılır: a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması. b) Hâkimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme katılması. c) Geçerli şüphe nedeniyle hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu istem kabul olunduğu hâlde hâkimin hükme katılması veya bu istemin kanuna aykırı olarak reddedilip hâkimin hükme katılması. d) Mahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görmesi. e) Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması. f) Duruşmalı olarak verilen hükümde açıklık kuralının ihlâl edilmesi. g) Hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi. h) Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması. i) Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması." şeklinde sınırlı olarak belirtilmiştir. Kanuni düzenlemelere göre bölge adliye mahkemesi tarafından hangi hallerde bozma kararı verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderebileceği durumlar 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılmıştır. Sınırlı haller dışında bölge adliye mahkemesinin hukuka aykırılıkları madde metninde belirtildiği şekilde gidermesi gerekmektedir. Somut olayda ilk derece mahkemesince sanığa isnat edilen eylemlerin, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu ve çocuğun basit cinsel istismar suçunu oluşturduğu kabul edilerek sanığın mahkumiyetine karar verildiği, hükmün istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince cinsel içerikli eylemlerin 5237 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinin ikinci cümlesinde düzenlenen sarkıntılık düzeyinde kaldığı gerekçesiyle, çocuğun cinsel istismarı suçu işlendiği sırada ve eylemle sınırlı süre ile mağdurun iradesiyle hareket edebilme imkanının ortadan kaldırılmasının kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmayacağı gerekçesiyle hükmün bozularak ilk derece mahkemesine gönderilmesi kararı, 5271 sayılı Kanunun 280 inci ve 289 uncu maddelerinde gösterilen bozma halleri kapsamına girmemektedir. Bölge Adliye Mahkemesince istinaf incelemesi sırasında tespit edilen ve bozma gerekçesine konu hukuka aykırılıkların 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılmak suretiyle yapılacak yargılama ile giderilmesi ve verilen bu kararın temyize tabi olması gerekmektedir. 5271 sayılı Kanunun 284 üncü maddesindeki "Bölge adliye mahkemesi karar ve hükümlerine karşı direnilemez; bunlara karşı herhangi bir kanun yoluna gidilemez." düzenlemede nazara alındığında Bölge Adliye Mahkemesince hükmün bozulmasının ardından söz konusu karara direnme yetkisi bulunmayan ve kanunen uymak zorunda olan ilk derece mahkemesince sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan dolayı sanık hakkında 5 yıl hapis cezasına mahkumiyetine dair kurulan hükmün aslında Bölge Adliye Mahkemesince verilmiş bir karar olarak kabulünde zorunluluk bulunduğu, usul ve yasaya aykırı olarak direnme hakkı bulunmayan ilk derece mahkemesine dosyanın gönderilerek bozma doğrultusunda hüküm kurulması, sonrasında da yapılan istinaf başvurusunun esastan reddi kararı verilmesi ve verilen yeni karardaki ceza miktarının kesinlik sınırı içinde kaldığının belirtilmesi suretiyle temyiz yolunun kapatılması, tarafların var olan temyiz haklarının kullanılmasını bertaraf edeceğinden adil yargılanma ve hak arama özgürlüğünün ihlalini oluşturacaktır. Bu kapsamda bozma üzerine ilk derece mahkemesince kurulan yeni hükme yönelik bölge adliye mahkemesince verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın temyizi kabil olduğu gerekçesiyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının oy birliğiyle REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, 04.07.2023 tarihli 2023/3476 Esas, 2023/4657 Karar sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.12.2023 tarihinde karar verildi.