Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2023/2112 E. , 2023/4272 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/625 E., 2022/546 K. SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM : Beraat TEMYİZ EDENLER : Katılan mağdur vekili, katılan Bakanlık vekili, katılan ... TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında bozma üzerine verilen
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2023/2112 E. , 2023/4272 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/625 E., 2022/546 K. SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM : Beraat TEMYİZ EDENLER : Katılan mağdur vekili, katılan Bakanlık vekili, katılan ... TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun'un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan açılan davada İstanbul Anadolu 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.09.2020 tarihli ve 2019/477 Esas, 2020/225 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, mahkumiyetine karar verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 03.12.2020 tarihli ve 2020/1465 Esas, 2020/1754 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii, katılan mağdur vekili ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. 3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesi kararının sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin, 13.09.2022 tarihli ve 2022/7552 Esas, 2022/7675 Karar sayılı kararı ile "Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurun aşamalarda başka delille desteklenmeyen çelişkili ifadeleri, raporlar, tanık beyanları, savunma ile tüm dosya içeriği nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkûmiyet kararlarının yerinde olmadığı anlaşıldığından" bozulmasına ve dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 4. İstanbul Anadolu 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.12.2022 tarihli ve 2022/625 Esas, 2022/546 Karar sayılı kararı ile sanığın, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir. 5. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 10.02.2023 tarihli ve 9-2023/ 7790 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Mağdur Vekilinin Temyiz İstemi Özetle; uzman görüşüne göre mağdur beyanlarının tutarlı ve istikrarlı olduğuna, mağdurun Şubat 2019 tarihinde sanığın annesinin evine gittiğinde istismara uğradığının beyanlarla sabit olduğuna, mağdur beyanı dışında herhangi bir delil bulunmadığına, cinsel olaylarda tanık beyanlarının görgüye dayalı olmasının neredeyse imkansız olduğuna, sanık savunmalarının çelişkili olduğuna ve sanık hakkında beraat kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişindir B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Özetle; mağdur beyanlarının istikrarlı olduğuna, bunun uzman görüşüyle desteklendiğine, mağdurun sanığa iftira atmasını gerektirecek makul herhangi bir sebep bulunmadığına ve sanık hakkında verilen beraat kararının sanık aleyhine bozulması gerektiğine ilişkindir. C. Katılan ...'in Temyiz İstemi Özetle; olayın sübut bulduğuna ve sanık hakkında verilen beraat kararının kaldırılarak mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Bozma sonrası İlk Derece Mahkemesince ''Her ne kadar sanık ... *** hakkında SSÇ ... ... ***'in 2015 ve 2016 yıllarında mağdurun kendi evlerine geldiği dönem içerisinde çok defa zincirleme şekilde cinsel organını mağdurun bacak aralarına, poposuna sürtmek suretiyle, poposuna organ sokmak suretiyle cinsel istismarda bulunduğu, mağdurun daha sonra bu durumu annesine bildirmesi üzerine Sancaktepe Çocuk Büro Amirliğine başvurarak şikayetçi oldukları, yine sanık ... ***'in, 2019 Şubat ayı içerisinde cinsel organını, mağdurun bacak aralarına, poposuna sürtmek suretiyle Cinsel İstismar eyleminde bulunduğu, daha sonra Sancaktepe Çocuk Büro Amirliğine başvurarak şikayetçi olduklarından bahisle Çocuğun Cinsel İstismarı suçundan 5237 sayılı TCK.nun 103/1-a maddesi delaletiyle 103/1-3. cümle maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 2022/7552 E. 2022/7675 K. sayılı ilamı ile olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurun aşamalarda başka delille desteklenmeyen çelişkili ifadeleri, raporlar, tanık beyanları, savunma ile tüm dosya içeriği nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkumiyet kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 03.12.2020 gün ve 2020/1465 Esas, 2020/1754 Karar sayılı vaki istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik hükmünün 5271 sayılı CMK'nın 302/2-4. madde ve fıkrası gereğince bozulmasına karar verildiği anlaşılmakla anılan Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda sanığın atılı suçu işlediğine dair savunmasının aksi yönde her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği, şüpheden sanık yararlanır evrensel ilkesi de gözetilmek suretiyle, sanığın üzerine atılı eylemi işlediği hususunun sabit olmaması sebebiyle" şeklindeki gerekçe ile hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden kurmak olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; "Suçsuzluk" ya da "Masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın uzantısı olan, Latincede; "İn dubio pro reo" olarak ifade edilen "Şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak bir kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanık aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate değil kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve bu ispat, hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkan vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanarak sanığın mahkumiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir. Bu açıklamalar doğrultusunda sanığın eylemine askere gidene kadar devam ettiği iddia edilen olayda Turhal Askerlik Şube Başkanlığın 06.04.2020 tarihli cevabında sanığın 30.10.2018 tarihinde askere sevk edilmiş olduğu ve 29.06.2019 tarihinde askerden terhis olduğunun anlaşıldığı, mağdurun ifadesinin alındığı 06.09.2019 tarihli günden 7 ay kadar önce sanık tarafından askere gitmeden önce son eylemin gerçekleştiğini iddia ettiği olayda dosyadaki terhis belgesiyle mağdurun suç tarihine ilişkin anlatımlarının uyuşmadığı diğer ifadelerinin de kısmi çelişkiler barındırdığı, herhangi bir başka delille desteklenmediği ve mahkumiyete yeter olmadığı, tanık Arife'nin anlatımlarında mağdura bakıcılık yapılan dönemde sanığın çalışması sebebiyle evde olmadığına yönelik beyanlarının bulunduğu nazara alındığında sanığın hizmet döküm evraklarının tanık Arife'nin beyanlarını büyük ölçüde doğruladığı, mağdurun 4-5 yıldır maruz kaldığını iddia ettiği olayları gizlemesinin hayatın olağan akışıyla da uyuşmadığı gözetildiğinde yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin şüphede kaldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, İstanbul Anadolu 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.12.2022 tarihli ve 2022/625 Esas, 2022/546 Karar sayılı kararında katılan mağdur vekili, katılan Bakanlık vekili ve katılan ... tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca İstanbul Anadolu 15. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.06.2023 tarihinde karar verildi.