Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2023/2417 E. , 2023/4470 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan ve düzeltilerek esastan reddi, İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2023/2417 E. , 2023/4470 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan ve düzeltilerek esastan reddi, İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Mahkemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Isparta 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.01.2021 tarihli ve 2020/141 Esas, 2021/19 Karar sayılı kararıyla sanıklar haklarında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 11 yıl1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi'nin 16.09.2021 tarihli ve 2021/1229 Esas, 2021/1423 Karar sayılı kararıyla sanıklar haklarında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan ilk derece mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine, suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan ilk derece mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca "... hüküm fıkrasının (D-3) nolu bendinde yer alan 31/3. maddenin uygulanmasına ilişkin bölümün sonuna ''... 31/3-son maddesi uyarınca 12 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA" ibaresinin eklenmesi ve (D-4) nolu bendindeki TCK'nın 62. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümde yer alan '' 11 YIL 1 AY 10 GÜN'' ibaresinin çıkarılarak yerine ''10 YIL'' ibaresinin eklenmesi suretiyle..." düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 3.Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 02.11.2022 tarihli ve 2021/27144 Esas, 2022/9819 Karar sayılı "...Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunan suça sürüklenen çocuk ...’ye yokluğunda verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının tebliğ edilmediği anlaşıldığından, anılan kararın usulünce tebliğiyle tebellüğ belgesi eklenip, kararın temyizi halinde bununla ilgili ek tebliğname düzenlenmesinden sonra Dairemize iade edilmek üzere esası incelenmeyen dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,..." karar verilmiştir. 4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 15.11.2021 tarihli ve 9-2021/129293 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Beraat kararlarının hukuka aykırı olduğuna, sanıkların suça sürüklenen çocuğun eylemine yardım ettiğinin açık olduğuna, suça sürüklenen çocuk hakkında takdiri indirim hükümlerinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna, üst hadden ve takdiri indirim hükümleri uygulanmadan cezalandırılmaları gerektiğine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin Kapsamına Göre A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1. Psikolog ....’nin Mahkemede alınan beyanında katılan mağdurenin yaşadığı olayı zaman ve yer kavramlarıyla anlatabilecek durumda olduğunu, zihinsel gelişiminin yaşına uygun olduğunu, vücudunun bölgelerin bildiğini ve ters ilişkinin ne anlama geldiğini bildiğini, anlattıklarına itibar edilebileceğini beyan ettiği, mağdure ile ilgili olarak ... ... Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde düzenlenen 11.06.2020 tarihli Adli Tıp Bilirkişi raporunda; “Fiziksel muayenesinde; boyun solda saptanan yaralanma bulgusunun anlatımı ile uyumlu olarak olay sırasında meydana gelebileceği, kasten yaralamanın ağır neticelerine neden olma kapsamında bulunmadığı, Genital muayenesinde; vulvada ve vajina girişinde herhangi bir travmatik değişim izlenmediği, himenin sağlam bulunduğu, cinsel ilişki ile zarar görebilecek nitelikte olduğu, vücuda vajinal yolla organ veya sair cisim sokulmuş olduğunun kanıtları bulunmadığı, Anal muayenesinde; diz dirsek pozisyonunda anüs mukozasında saat kadranına göre 6 hizasında zemininde beyaz-sedefi renkte iyileşme özelliği gösteren, kenarları hiperemik özellikte 1,2 cm uzunluğunda mukoza yırtığı görüldüğü, saptanan bulgunun anal yoldan vücuda organ sokmayla uyumlu olduğunun” bildirildiği, mağdure ile ilgili olarak düzenlenen 09.06.2020 tarihli ... ... Üniversitesi Hastanesi Konsültasyon Formunda; 02.06.2020-05.06.2020 tarihleri arasında maruz kaldığı iddia olunan cinsel istismar olayına bağlı olarak aktif psikopatoloji saptanmamakla birlikte çocuklarda travma sonrası semptomların dalgalı seyir gösterdiği, belirtilerin yıllar sonra da ortaya çıkabileceği bilindiğinden ruh sağlığının bozulup bozulmayacağı ile ilgili yorum yapılamayacağı ve yaş dönemi göz önüne alındığında ruh bakımından kendini savunamayacağı kanaatine varıldığının bildirildiği, Isparta Valiliği Merkez İlçe Nüfus Müdürlüğü tarafından gönderilen 27.11.2020 tarihli cevabi yazı ekinde bulunan Isparta Doğum ve Çocuk Bakımevi Baştabibliğince düzenlenen katılan mağdureye ilişkin hastane doğum raporunun incelenmesinde mağdurenin 26.03.2007 tarihinde doğduğunun bildirildiği, Jandarma Genel Komutanlığı Merkez Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği tarafından düzenlenen raporlarda katılan mağdureye ait olan muhafaza altına alınan kıyafetler ve sürüntülerdeki kan-meni örneklerinin Suça sürüklenen çocuk (SSÇ) ...’ye ait DNA profili ile uyumlu olduğunun bildirildiği somut olayda; İddia, olayın oluş şekli, SSÇ ve sanıklar savunması, katılan mağdure beyanı, tanıklar beyanı, raporlar, yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 2. SSÇ ... Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Mağdurenin olaya ilişkin aşamalardaki tutarlı, çelişki içermeyen beyanları, sanığın atılı suçları işlediğine dair ikrar niteliğindeki beyanları, mağdure hakkında düzenlenen ‘anal muayenesinde saptanan bulgunun anal yoldan vücuda organ sokmayla uyumlu olduğu’ yönündeki Adli Tıp Bilirkişi Raporu, Jandarma Genel Komutanlığı Merkez Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği tarafından düzenlenen katılan mağdureye ait olan muhafaza altına alınan kıyafetler ve sürüntülerdeki kan-meni örneklerinin SSÇ’ye ait DNA profili ile uyumlu olduğuna yönelik uzmanlık raporu, katılan mağdure anlatımını destekler nitelikteki tanık beyanları bir arada değerlendirildiğinde; olay tarihinde SSÇ’nin on üç yaşındaki mağdureyi yanında sanıklar bulunduğu halde köyünden araba ile alarak Senirkent’te bulunan ve kendisinin zaman zaman tek başına gidip kaldığı eski evleri olduğunu beyan ettiği eve götürdüğü, burada katılan mağdure ile birden fazla kez anal yoldan cinsel ilişkiye girdiği, SSÇ’nin kastının katılan mağdure ile ilk buluştuğu andan itibaren cinsel amaca yönelik olduğu hususunun sabit olduğu, SSÇ’nin soruşturma aşamasında mağdure ile cinsel ilişkiye girmediklerini beyan etmesine karşın Mahkemede mağdure ile bir kez cinsel ilişkiye girdiklerini beyan ettiği, SSÇ’nin çelişkili beyanlarına karşılık Mahkemece mağdurenin aşamalardaki birden fazla kez cinsel ilişki olduğuna dair tutarlı beyanlarına itibar edildiği, her ne kadar SSÇ katılan mağdurenin yaşının on yedi olduğunu söylediğini, katılan mağdurenin on üç yaşında olduğunu bilmediğini beyan etmiş ise de Isparta Doğum ve Çocuk Bakımevi Baştabibliğince düzenlenen katılan mağdureye ilişkin hastane doğum raporunun incelenmesinde katılan mağdurenin 26.03.2007 tarihinde doğduğunun bildirildiği, bu hali ile SSÇ’nin hastane doğumlu olan katılan mağdurenin yaşı konusunda hataya düştüğüne ilişkin beyanlarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu görülmekle; SSÇ'nin mağdureye yönelik vücuda organ sokmak suretiyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği anlaşılmakla, eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi gereği suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, failin güttüğü amaç ve saiki nazara alınarak takdiren alt sınırdan ceza tayini yoluna gidilerek cezalandırılmasına, SSÇ'nin mağdureye yönelik vücuda organ sokmak suretiyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı eylemini zincirleme şekilde gerçekleştirdiği anlaşıldığından, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezasının takdiren 1/4 oranında artırılmasına, SSÇ suç tarihinde on beş yaşını doldurmuş, on sekiz yaşını doldurmamış olduğundan, aynı Kanun'un 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince cezasından 1/3 oranında indirim yapılmasına, SSÇ'ye verilen cezanın geleceği üzerindeki etkileri nazara alınarak, cezasından aynı Kanun'un 62 nci maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılmasına dair karar verilerek hüküm kurulduğu belirtilmiştir. 3. Sanıklar ... ve ... ... Hakkında Yapılan Değerlendirmede; Ceza yargılamasının temel amacı, hukuk yargılamasından farklı olarak, hukuki gerçeğe değil hiçbir duraksamaya yer vermeden maddi gerçeğe ulaşmaktır. Bu amacın doğal sonucu olarak da, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiği her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ispatlanmalıdır. Bu araştırmada, yani gerçeğe ulaşmada, mantık yolunun izlenmesi gerekir. Gerçek; akla uygun ve realist, olayın bütünü veya bir parçasını temsil eden kanıtlardan veya kanıtların bir bütün olarak değerlendirilmesinden ortaya çıkarılmalıdır. Yoksa bir takım varsayımlara dayanılarak sonuca ulaşılması ceza yargılamasının amacına kesinlikle aykırıdır. Ceza yargılamasında kuşkunun bulunduğu yerde mahkumiyet kararından söz edilemez. Bu ilke evrenseldir. Sübut konusunda, çok küçük de olsa giderilemeyen bir şüphenin mevcudiyeti sanığın atılı suçtan mahkumiyetine kesin engel teşkil etmektedir. Tüm araştırmalar karşısında, sanığın atılı suçu işleyip işlemediği hususunda bir türlü izale olunamayan ufak şüphenin mevcudiyeti halinde dahi, bu şüphenin sanık lehine değerlendirilmesini öngören evrensel ceza hukuku ilkesi olan “şüpheden sanık yararlanır (in dubio pro reo)” kuramı, bütün çağdaş ceza hukuk sistemlerinde tartışmasız şekilde benimsenmiştir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın cezalandırılması bakımından taşıdığı önemden dolayı gözönünde tutulması gereken herhangi bir meselede başgösteren kuşkunun, sanığın yararına değerlendirilmesidir. Şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemez. Ceza mahkûmiyeti bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat teorik de olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermektir. O halde ceza yargılamasında mahkumiyet, büyük veya küçük bir ihtimale değil, kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır. Bunun yanında, yine çağdaş hukuk sistemlerinde kabul gören bir ilke de “masumiyet karinesi” ilkesidir. Suçluluğu kesinleşmiş mahkeme kararı ile ispat edilinceye kadar herkes masumdur. Yine bu ilkenin de doğal sonucu olarak, sanığın suçluluğu kesin delillerle ispatlanmalıdır. Böyle ilkeler kabul edilmesinin sebebi, bir suçlunun cezasız kalmasının, bir masumun mahkum olmasına tercih edilmesidir. Adli hataların önüne geçilmesinin tek yolu budur. Her ne kadar sanıklar hakkında SSÇ'nin mağdureye yönelik işlediği çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçuna yardım ettikleri iddiasıyla cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış ise de; mağdure beyanları ile sanıklar ve SSÇ’nin beyanları da dikkate alındığında iddia dışında sanıkların üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair dosya kapsamında mevcut delil ve tespitin bulunmadığı, bu haliyle mahkemede mevcut kuşkunun tam olarak izale olunamadığı, açıklanan sanık savunmalarının aksinin tam olarak ispatlanamadığı, böyle bir durumun da sanıklar lehine yorumlanmasının gerektiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 23.03.1987 gün ve 4/539-138 sayılı kararında da belirtildiği üzere savunmanın değil de aksinin ispatlanmasının genel ceza kuramı olması ve bir diğer evrensel ceza kuramı olan “şüpheden sanık yararlanır” ilkesinin tüm çağdaş ceza sistemlerinde benimsenmesine göre, yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğine dair iddia dışında mahkumiyetlerine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil olmadığından yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine dair karar verilerek hüküm kurulduğu belirtilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince sanıklar ve suça sürüklenen çocuk haklarında kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmış, sanıklar haklarında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan ilk derece mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine, suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan ilk derece mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurularının ise 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca "... hüküm fıkrasının (D-3) nolu bendinde yer alan 31/3. maddenin uygulanmasına ilişkin bölümün sonuna ''... 31/3-son maddesi uyarınca 12 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA" ibaresinin eklenmesi ve (D-4) nolu bendindeki TCK'nın 62. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümde yer alan '' 11 YIL 1 AY 10 GÜN'' ibaresinin çıkarılarak yerine ''10 YIL'' ibaresinin eklenmesi suretiyle..." düzeltilerek esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Sanık ... ve Suça Sürüklenen Çocuk ... Haklarında Kurulan Hükümler Yönünden İlk derece mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi ile tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği, gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, kararlarda hukuka aykırılık görülmemiş ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. B. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden 1. Sanığın, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 11.06.2021 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır. 2. Bozma nedenine göre Tebliğnamede onama isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir. V.KARAR A. Sanık ... ve Suça Sürüklenen Çocuk ... Haklarında Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçenin (A) bendinde açıklanan nedenlerle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi'nin 16.09.2021 tarihli ve 2021/1229 Esas, 2021/1423 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, B. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (B) bendinde açıklanan nedenlerle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi'nin 16.09.2021 tarihli ve 2021/1229 Esas, 2021/1423 Karar sayılı kararına yönelik katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Isparta 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.06.2023 tarihinde karar verildi.