İçeriğe geç
AC
9. Ceza Dairesi Esas: 2023/2511 Karar: 2023/6815 Tarih: 2023

Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2023/2511 K.2023/6815

9. Ceza Dairesi 2023/2511 E. , 2023/6815 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/691 E., 2022/100 K. SUÇ : Cinsel saldırı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkem

Karar Özeti

9. Ceza Dairesi 2023/2511 E. , 2023/6815 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/691 E., 2022/100 K. SUÇ : Cinsel saldırı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkem

Karar Detayı

9. Ceza Dairesi 2023/2511 E. , 2023/6815 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/691 E., 2022/100 K. SUÇ : Cinsel saldırı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tanzim olunan 2017/42038 Esas sayılı iddianame ile sanık hakkında cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (a) bendi, 43 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. 2. İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.03.2018 tarihli ve 2017/1107 Esas, 2018/200 Karar sayılı kararı ile sanığın eyleminin nitelikli cinsel saldırı suçu kapsamında kalma ihtimali bulunduğundan bahisle görevsizlik kararı verilerek dosya Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir. 3. İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.02.2020 tarihli ve 2018/171 Esas, 2020/63 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü ve 53 üncü maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 4. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 04.02.2022 tarihli ve 2020/691 Esas, 2022/100 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan mağdur vekili, katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 18.02.2023 tarihli ve 9-2022/76724 sayılı bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Mağdur Vekilinin Temyiz İstemi Mağdur, tanık ifadeleri ve toplanan delillere göre İlk Derece Mahkemesince nitelikli cinsel saldırı suçundan ceza verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince verilen beraat kararının hukuka aykırı olduğuna, zeka geriliği olan mağdurun açık rızasından bahsedilemeyeceğine ilişkindir. B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Beraat kararının bozulması istemine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; sanık ile katılan mağdurun yaklaşık üç yıldır tanıştıkları, katılan mağdurun ara sıra sanığın evine gittiği, şikâyet tarihinden iki ay kadar önce sanığın katılan mağduru evine çağırdığı, katılan mağdurun kabul etmemesi üzerine katılan mağdurun beyanına göre "Seni döverim" diyerek katılan mağduru tehdit ettiği ve katılan mağdurun korkarak sanığın evine gitmeyi kabul ettiği, evde sanığın kıyafetlerini çıkarıp katılan mağdurdan da kıyafetlerini çıkarmasını istediği, katılan mağdurun kıyafetlerini çıkarmadığı, bunun üzerine sanığın katılan mağdurun kıyafetlerini de çıkarıp "Arkama geç, beni yap" dediği ve "Ailene söylemezsen sana karı getireceğim, 35 TL vereceğim" dediği, katılan mağdurun kabul etmemesi üzerine bu kez "O zaman ben seni yapayım" diyerek katılan mağdurun arkasına geçmeye çalıştığı, katılan mağdurun engel olduğu, sonrasında katılan mağdura "Gel beraber yatalım" dediği, ancak katılan mağdurun sanıkla birlikte yatmayı da kabul etmeyerek kıyafetlerini giyip evden ayrıldığı, olaydan sonra sanığın birkaç kez katılan mağdurun işyerine giderek, yalnız olduğu zamanlarda katılan mağdurun bacaklarını ve kalçasını ellediği, şikayet tarihi olan 24.09.2017 günü de, sanığın parkta oturmakta olan katılan mağdurun yanına giderek katılan mağdurla aynı banka oturduğu, katılan mağduru evine davet ettiği, birlikte el elele tutuşarak sanığın evine gittikleri, evde sanığın önce katılan mağdurun kıyafetlerini çıkardığı, kendisinin de soyunup yere uzandığı, katılan mağdurun bacaklarını ve cinsel organını ellediği, katılan mağdura "Arkama geç beni yap" dediği, katılan mağdurun kabul etmemesi üzerine mastürbasyon yaparak boşaldığı, katılan mağdurun bu son olaydan vasisi olan katılan ...'a ve mahallede esnaflık yapan tanık ...'e bahsettiği, bunun üzerine olayın intikal ettiği anlaşılmakla sanığın evinde bulunan peçetelerdeki meni örneklerinde katılan mağdur ve sanığın genotiplerinin karışık olarak bulunması ve Adli Tıp Kurumu 6.İhtisas Kurulu'nun 22.11.2019 tarihli raporundaki katılan mağdurda sınır-hafif derecede zeka geriliğinin tespit edildiği, bu zeka geriliğinin mağduru bulunduğu olayda fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olmasına ve beyanlarına itibar edilmesine mani olacak mahiyet ve derecede olmadığı, mağduru bulunduğu olayda fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olduğu, beyanlarına itibar edilebileceği tespitleri dikkate alınarak sanığın zincirleme olarak cinsel saldırı suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesince; yargılama aşamasında katılan mağdurun Adli Tıp Kurumundan aldırılan raporuna göre ruhsal bakımdan kendisine karşı gerçekleştirilen eylemi kavrayabilecek ve kendisini savunabilecek durumda olduğunun anlaşıldığı, katılan mağdurun kendisine karşı gerçekleştirildiği iddia edilen cinsel saldırı eylemlerine başlangıçta rıza göstermiş olduğu, "Hakkın kullanılması ve ilgilinin rızası" başlığını taşıyan 5237 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesinin ikinci fıkrasındaki "Kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez." şeklindeki düzenleme ve "mağdurun mağduru bulunduğu olayda fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olduğu, beyanlarına itibar edilebileceği" şeklindeki rapor karşısında, başlangıçtaki rızanın suçun hukuka aykırılık unsurunu ortadan kaldırdığı ve sanığın üzerine atılı suçun hukuka aykırılık unsurunun oluşmadığı anlaşılmasına karşılık, sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmiş olması hukuka aykırı olmakla birlikte bu hususun davanın yeniden görülmesi ve duruşma açılmasını gerektirmeksizin düzeltilmesi mümkün olduğundan hüküm fıkrasının hükümden çıkarılarak yerine "Sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurları oluşmadığından, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca BERAATİNE, " ibareleri eklenmek suretiyle İlk Derece Mahkeme hükmünün 5271 sayılı Kanun'un 280 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca hükmün düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE 1.5271 sayılı Kanun'un 288 ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289 uncu maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri ve katılan mağdur vekili ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçelerinde belirttikleri nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde vaki istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine dair kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. İlk Derece Mahkemesince kabul edilen eylemin istinaf değerlendirmesi sırasında değiştirilmeden kabul edildiği, bu nedenle duruşma açılmasına gerek bulunmadığı anlaşılmakla Tebliğnamede bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 04.02.2022 tarihli ve 2020/691 Esas, 2022/100 Karar sayılı kararında katılan mağdur vekili ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.10.2023 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla