Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2023/2934 E. , 2023/3214 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muha
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2023/2934 E. , 2023/3214 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.02.2022 tarihli ve 2021/510 Esas, 2022/40 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddeleri uyarınca 13 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 01.06.2022 tarihli ve 2022/960 Esas, 2022/1173 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle Olayın gerçekleştiği iddia edilen bekçi kulübesinin fiziki şartlarının eylem için uygun bir yer olmadığına, tanık beyanı dışında mahkumiyet için yeterli delil bulunmadığına, olayın gerçekleştiğine dair şüphe olduğuna, şikayetçinin görgüye dayalı bilgisi olmadığına vesaire ilişkindir. B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Tüm dosya kapsamına göre sanığın atılı suçtan alt sınırdan uzaklaşılarak cezalandırılması gerektiğine ve kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Mahkemece; "Olay tanığı ..., olay mahallinden geçerken, iş yeri gece bekçiliği yapan şüpheli ...'un, cinsel organını çıkarıp, mağdur çocuk ...'nin ağzına sokarken görerek polise ihbarda bulunduğu, olay tanığının olayı gördüğünü fark eden şüpheli ... iş yerinde saklandığı yerden polis ekiplerince bulunarak yakalandığı, sanığın bu şekilde üzerine atılı 15 yaşından küçük mağdura karşı vücuda organ sokmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddia olunan olayda; Mağdur mahkememizdeki beyanında özetle, sanığın cinsel organıyla ağzına dokunduğunu, karşılığında kendisine kola aldığını beyan ettiği, mağdurun 09.11.2021 tarihli hazırlık ifadesinde de benzer mahiyette beyanda bulunduğu görülmüştür. Sanık mahkememizdeki savunmalarında özetle, atılı suçu kabul etmemiş, güvenlik görevlisi olarak çalıştığı iş yerinde işçiler gittikten sonra mağdurun bekçi kulubesine girdiğini gördüğünü, kendisinin mağdura burada ne yapıyorsun diye sorduğunu, mağdurunda kendisine biraz ısınıp çıkacağını söylediğini, bu sırada mağduru ablasının çağırdığını ve mağdurun ablasından saklanmaya çalıştığı sırada yerde bulunan şişeleri devirdiğini, yere devrilen şişeleri düzeltmeye çalışırken önceden tanımadığı olay tanığı olarak mahkemede dinlenen şahsın çocuğu istismar ediyorsun şeklinde kendisine sözler söylediğini ancak kendisinin mağduru istismar etmediğini beyan etmiştir. Olay tanığı ... mahkememizdeki beyanında özetle, olay günü olayın meydana geldiği bekçi kulübesinin oradan geçerken içeriden çocuk sesleri duyduğunu, bunun üzerine kulübeye yaklaştığında sanığın cinsel organı çıkarmış olduğunu ve sanığın cinsel organını mağdur çocuğun ağzına verdiğini net olarak gördüğünü, olayı videoya çekmeye başladığı sırada sanığın durumu farkettiğini, bunun üzerine kendisinin mağduru dışarıya alarak polis çağırdığını beyan etmiştir. Dosya içerisinde yer alan 12.11.2021 tarihli Adli Tıp Kurumu'ndan alınan raporda ''Mevcut tıbbi belgelerde mağdurun yapılan muayenesinde fiili livatanın tıbbi delili olabilecek herhangi bir travmatik lezyon tarif ve tespit edilmediği, kişinin direncinin kırılması ve/veya kaydırıcı-kayganlaştırıcı madde kullanılarak gerçekleştirilen fiili livata eylemlerinde harici travmatik lezyon saptanamayabileceği, alındığı bildirilen sürüntü örneklerinin Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas Dairesinde yaptırılacak incelemesi sonucu düzenlenecek raporun gönderilmesi halinde sorulan hususta yeniden görüş bildirilebileceği'' kanaatini bildirdiği görülmüştür. Dosya içerisinde yer alan 02.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda, dosya içerisinde bulunan DVD-R içerisinde 1 adet 33 saniyelik cep telefonu ile çekilen görüntü kaydının olduğu, görüntü kaydını çeken tanığın bir güvenlik kulübesinin hemen yanından çekim yaptığı, görüntülerin başladığı sırada sanığın oturduğu ve elinde görüntülere göre 1 litrelik kola şişesinin olduğunu, mağdurun sanığa çok yakın olduğu, görüntüleri çeken şahsın “Neden fermuarın açık” diye sanığa söylediği sırada sanığın panikleyerek ve korkarak “Yoooo” diye cevap verdiği ve görüntülerin devamında genel olarak sanığın yüzünde panik ve korkunun devam ettiği, görüntüleri çeken şahsın sert sözlerine karşılık sanığın genel olarak tepkisiz kaldığı ve net cevaplar veremediği, görüntülerde kulübenin içerisi çekilmiş ise de görüntülerden sanığın fermuarının açık olup olmadığının görüntülerden anlaşılamadığı ve yine sanığın cinsel organını mağdurun ağzına soktuğu ana ilişkin görüntünün olmadığı, görüntülerde tanığın mağduru dışarıya çıkarmak için çağırdığı sırada mağdurun korktuğu “Iııııı” diye sesler çıkartarak ağlayacak gibi olduğu, görüntüleri çeken şahsın mağduru sakinleştirmeye çalıştığı ve buna ilişkin olarak “Bişey yok, dur bişey yok…..” şeklinde sözlerle mağduru sakinleştirdiği ve mağdurun ağlamasına engel olduğu, genel olarak görüntülerin başladığı sırada sanık ve mağdurun çekim sırasında korktuklarının gözlemlendiğinin belirtildiği görülmüştür. Mahkememizce yapılan yargılama ve toplanan deliller neticesinde, iddia, sanık savunmaları, cevabi yazılar, ekspertiz raporları, arama ve elkoyma kararları, teşhis tutanakları ve olay tutanakları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Olay tarihinde sanığın, bekçi olarak bulunduğu kulubede mağdur çocuk ile yalnız bulundukları sırada cinsel organını mağdurun ağzına soktuğu, mahkemece tanık olarak dinlenen ...’un olayı farketmesi ile suçun açığa çıktığı, tanığın Mahkemedeki beyanlarında olayı net bir şekilde gördüğünü beyan ettiği, 21/11/2019 tarihli rapor incelendiğinde mağdurun anlama ve algılama güçlüğü ile teleffuz güçlüğünün bulunduğu, bu nedenle mağdur çocuklar için özel gereksinim raporu verildiği, mağdurun soruşturma aşamasında ve kovuşturma aşamasındaki beyanları incelendiğinde cinsel istismara uğradığı yönünde ifadelerin yer aldığı mahkememizce kabul edilen olayda, Mağdurun çocuk olmasından ve mağdurun anlama, algılama ve telaffuz güçlüğünden faydalanan sanığın, mağdurun ağzına cinsel organını sokmak suretiyle nitelikli olarak çocuğun cinsel istismar suçunu işlediği, dosyada mevcut deliller ile sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olduğu anlaşılmakla, sanığın eylemine uyan 6763 sayılı yasa ile değişik TCK'nın 103/2. maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği yer ve zaman, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, sanığın kastı dikkate alınarak cezalandırılmasına,cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri lehine takdiri indirim sebebi kabul edilerek TCK'nın 62 maddesi gereğince cezasında 1/6 oranında indirim yapılmasına karar verilmiştir " şeklindeki gerekçe ile hüküm kurulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Katılan Bakanlık Vekilinin Vekalet Ücreti istemine Yönelik Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun'un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmamıştır. B. Sanık Müdafii ile Katılan Bakanlık Vekilinin Diğer Temyiz İstemlerine Yönelik Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, hükmedilen ceza nevi ve miktarı itibarıyla kanuni sınırlar içinde tayin edildiği anlaşıldığından, sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 01.06.2022 tarihli ve 2022/960 Esas, 2022/1173 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.05.2023 tarihinde karar verildi.