Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2023/3158 E. , 2023/7566 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/305 E., 2022/732 K. SUÇLAR : Sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılan mağdur vekili, katıla
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2023/3158 E. , 2023/7566 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/305 E., 2022/732 K. SUÇLAR : Sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılan mağdur vekili, katılan Bakanlık vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edildi. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmedilen ceza miktarına göre 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 08.11.2022 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ve beşinci fıkrası uyarınca mahkumiyeti talebiyle kamu davası açılmıştır. 2. Ankara 35. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.10.2021 tarihli ve 2020/479 Esas, 2021/345 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi delaletiyle, birinci fırkasının ikinci ve üçüncü cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fırkasının (a) bendi uyarınca beraatine dair karar verilmiştir. 3. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 14.04.2022 tarihli ve 2022/305 Esas, 2022/732 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii, katılan mağdur vekili ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 24.02.2023 tarihli ve 9-2022/84486 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle; katılan mağdurun beyanlarının ailesi tarafından yönlendirildiğine, katılanların katılan mağdurun beyanlarında yer almayan olaylara yer verdiğine, sağlık kurulu raporuna itibar edilmemesi gerektiğine, uzman tarafından katılan mağdura sorulan soruların yönlendirici olduğuna, sanığın cezai ehliyetinin araştırılması talebinin haksız olarak reddedildiğine, takdiri indirim hükümlerinin gerekçesiz şekilde uygulanmadığına ve dilekçesine yer alan diğer nedenlerle beraat kararının onanmasına, mahkumiyet kararının bozulmasına yöneliktir. B. Katılan Mağdur Vekilinin Temyiz İstemi Özetle; istinaf kararının gerekçesiz olduğuna, sanığın eyleminin çocuğun basit cinsel istismarı suçu kapsamında kaldığına, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fırkasının (d) bendinin uygulanması gerektiğine, katılan mağduru hile ve tehditle alıkoyması nedeniyle kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine, temel cezaların teşdiden belirlenmesi ile dilekçesinde yer alan diğer hususlara ilişkindir. C. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Sanığın eylemlerinin sarkıntılık düzeyinde kaldığına dair kabulün hatalı olduğuna, cinsel tatmin amacıyla yapılan eylemlerin ani ve kesintili olmadığına, belli bir zaman dilimi boyunca sürdüğüne, bu nedenle kararın bozulmasına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1. Mahkemece, katılan mağdurun ayrıntılı, kendi içinde sıralı ve tutarlı olarak olayı anlattığı kolluk beyanları, katılan mağdurun beyanına itibar edilebileceğine, önceki beyanları ile Mahkemedeki beyanları arasındaki farkın suçluluk ve utanma duygusu ile ilişkili olduğuna dair Ankara Şehir Hastanesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı ve Adli Görüşme Değerlendirme Raporu, katılan mağdurun duruşmada beyan değiştirmesinin sanığa olan sevgisinden; sanığın cezalandırılmasını istememesinden kaynaklandığına dair Mahkeme kanaati, katılan mağdurun ayrıntılı olarak iddialarını doğrular şekilde katılanların beyanları, sanığın kolluktaki ifadesinde katılan mağdurun özel bölgelerine hiç dokunmadığını beyan etmesine rağmen Mahkemede ise katılan mağdurun altını temizlediği sırada poposuna dokunduğuna dair kısmi ikrar içeren ve birbiriyle çelişkili savunmaları, katılanların beyanlarında katılan mağdurun birinci sınıfa giden bir çocuk olduğunu, tuvaletini tek başına yapabildiğini beyan etmeleri, katılan mağdur ile sanığın arasında herhangi bir husumetin bulunmaması, bilakis sanığın cezai anlamda zarara görmemesi için katılan mağdurun sanığı koruyucu tavır takındığı, yaşı itibariyle eylemin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacak düzeyde olan katılan mağdurun sanığa bu şekilde suç isnadında bulunması için bir sebebin olmaması hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, her ne kadar sanığın çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediğinden bahisle iddianame tanzim edilmiş ise de, sanığın kendi ikametine oyun oynamaya gelen katılan mağdurun özel bölgelerine cinsel saikle dokunarak, kendi cinsel organını katılan mağdura göstererek farklı tarihlerde birden fazla kez gerçekleştirdiği ani ve kesintili hareketler olarak sayılabilecek cinsel arzuları tatmine yönelik eylemlerinin sarkıntılık düzeyinde kalan çocuğun cinsel istismarı suçu kapsamında kaldığının kabul edildiği, sanığın aynı suçu işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda birden fazla kez atılı suçu işlediği, sanığın fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları ve cezanın caydırıcı olma ilkesi nazara alındığında sanık hakkında takdiri indirim uygulanmadığı, sanığın şahsi ve sosyal durumu, olayın oluş şekli, suç kastının yoğunluğu, suçun işlenmesindeki diğer özellikler nazara alınarak temel cezanın belirlendiği anlaşılmıştır. 2. Sanığın cinsel istismar eylemi işlendiği sırada ve eylemle sınırlı süreyle katılan mağdurenin iradesiyle hareket edebilme imkanının ortadan kaldırılmasının kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmayacağı, kişinin vücudunun suçun konusu olması nedeniyle katılan mağdurenin hareket edebilme özgürlüğü ortadan kaldırılmadan bu suçun işlenemeyeceği ve sanığın cinsel istismar eylemini evine gelen katılan mağdurun özel bölgelerine zaman zaman çeşitli bahanelerle dokunması ve kendi cinsel organını katılan mağdura göstermesi suretiyle gerçekleştirmesi nazara alındığında, katılan mağduru cinsel eylem süresince alıkoyma eyleminin çocuğun cinsel istismarı suçu kapsamında kalıp ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun kanuni unsurları itibarıyla oluşturmayacağı, bundan başka olarak bu olayda hem sanığın hem katılanların hem de katılan mağdurun da kabul ettiği üzere katılan mağdurun sanığın yanına kendi rızasıyla ve ailesinin izniyle, kimi zaman da ailesinin sanığa emanet etmesi nedeniyle gittiği, katılan mağdurun kendi evine gitmeyi istediğinde sanığın katılan mağduru göndermediği, engellediği iddiasının bulunmadığı kanaati ile atılı hürriyeti tahdit suçundan sanığın beraatine karar verildiği, görülmüştür. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı anlaşılmakla, katılan mağdur vekili ve katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. B. Sarkıntılık Suretiyle Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Olayın intikal süresi, katılan mağdurun başka delillerle doğrulanmayan ve aşamalarda da değişiklik gösteren soyut beyanları, raporlar, sanık savunması ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın on iki yaşından küçük katılan mağdura yönelik çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediğine dair mahkumiyeti için yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek müsnet suçtan beraatine karar verilmesi yerine yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması karşısında istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş, açıklanan nedenlerle Tebliğnamedeki onama isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir. V. KARAR A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 14.04.2022 tarihli ve 2022/305 Esas, 2022/732 Karar sayılı kararında katılan mağdur ile katılan Bakanlık vekillerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, B. Sarkıntılık Suretiyle Çocuğun Cinsel İstismarı Suçu Yönünden 1. Gerekçenin (B) bölümünde yer alan nedenlerle sanık müdafii, katılan mağdur ile katılan Bakanlık vekillerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 14.04.2022 tarihli ve 2022/305 Esas, 2022/732 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Üye ... ve Üye ...'ın karşı oyları ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Ankara 35. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.11.2023 tarihinde karar verildi. KARŞI OY İnceleme konusu yapılan İlk Derece Mahkemesi ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine ait kararda sayın çoğunluk ile aramızdaki hukuki uyuşmazlık, sübuta dayanak olan delillerin mahkumiyete yeterli olup olmadığı noktasıdır. İlk derece Mahkemesi sanık hakkında katılan mağdura yönelik eylemi nedeniyle çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyet kararı vermiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesi ise istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. Daire oy çokluğu ile Bölge Adliye Mahkemesi kararını beraat yönünde bozmuştur. İlk derece mahkemesi, sanıklar hakkında mahkumiyet kararı verirken gösterdiği gerekçeler; 1. Katılan mağdurun ayrıntılı, kendi içinde sıralı ve tutarlı olarak olayı anlattığı kolluk beyanları, 2. Mağdurun beyanına itibar edilebileceğine, önceki beyanları ile mahkemedeki beyanları arasındaki farkın suçluluk ve utanma duygusu ile ilişkili olduğuna dair Ankara Şehir Hastanesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı ve Adli Görüşme Değerlendirme Raporları, 3. Katılan mağdurun duruşmada beyan değiştirmesinin sanığa olan sevgisinden, sanığın cezalandırılmasını istememesinden kaynaklandığına dair Mahkeme kanaati, 4. Katılan mağdurun ayrıntılı olarak iddialarını doğrular şekilde katılanların beyanları, 5. Sanığın kolluktaki ifadesinde katılan mağdurun özel bölgelerine hiç dokunmadığını beyan etmesine rağmen Mahkemede ise katılan mağdurun altını temizlediği sırada poposuna dokunduğuna dair kısmi ikrar içeren ve birbiriyle çelişkili savunmaları, 6. Katılanların beyanlarında mağdurun birinci sınıfa giden bir çocuk olduğunu, tuvaletini tek başına yapabildiğini beyan etmeleri, mağdur ile sanığın arasında herhangi bir husumetin bulunmaması, bilakis sanığın cezai anlamda zarara görmemesi için mağdurun sanığı koruyucu tavır takındığı, yaşı itibariyle eylemin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacak düzeyde olan mağdurun sanığa bu şekilde suç isnadında bulunması için bir sebebin olmaması, şeklinde gösterilmiştir. Gerek mahkemece gösterilen bahse konu gerekçeler, gerekse sınıf öğretmeni tarafından üçüncü sınıfa devam eden sekiz yaşındaki mağdurun sınıfta iken erkek cinsel organı ve müstehcen resimler çizmesinden şüphelenerek bunun ciddi bir durum olabileceği endişesiyle mağdurun anne-babası katılanları haberdar etmesi, katılanların önce rehber öğretmen ile görüşüp ardından öz çocukları katılan mağdur ile konuşmaları neticesince mağdurun sanık tarafından istismar edildiğini öğrenmeleri, ardından sanık ile yaptıkları görüşmeden sonra birlikte şikayetçi olmaları şeklinde olayın doğal seyreden intikal şekli ve zamanı; çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanlarınca da mağdur çocuğun çocuk izlem merkezinde sanığın ön ve arka özel bölgelerine dokunduğuna dair beyanının kovuşturmadaki beyanı ile istismar anlatımı yönünden utanma ve suçluluk duygusu nedeniyle farklılaştığına dair değerlendirmelerinin mağdurun diğer beyanlarının özü itibariyle sanık tarafından da doğrulaması karşısında itibar edilebilir mahiyette olması nedenleriyle mahkemece sanığın mahkumiyetine dair tesis edilen hükmün onanması düşüncesinde olduğumuzdan sanığın beraatine karar verilmesi yönündeki sayın çoğunluğun bozma görüşüne iştirak etmiyoruz.