Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2023/3419 E. , 2023/4167 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/116 E., 2023/19 K. SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmi ret, kısmi onama Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Ka
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2023/3419 E. , 2023/4167 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/116 E., 2023/19 K. SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmi ret, kısmi onama Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir. Katılan mağdure vekilinin temyiz istemi yönünden; Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.04.2012 tarihli ve 2010/44 Esas, 2012/104 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrası, altıncı fıkrası ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 24 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.04.2012 tarihli ve 2010/44 Esas, 2012/104 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay kapatılan 14. Ceza Dairesinin 24.12.2012 tarihli ve 2012/13121 Esas, 2012/13525 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyetine karar verilmesi sebebiyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.05.2013 tarihli ve 2013/78 Esas, 2013/165 Karar sayılı kararı ile direnilerek sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrası, altıncı fıkrası ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 24 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 4. Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.05.2013 tarihli ve 2013/78 Esas, 2013/165 Karar sayılı kararı ile direnilmesi üzerine 5271 sayılı Kanun'un 308 inci maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay kapatılan 14. Ceza Dairesinin, 09.05.2017 tarihli ve 2017/448 Esas, 2017/2520 Karar sayılı kararı ile direnme nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle dava dosyası, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmiştir. 5. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 11.11.2021 tarih 2020/(kapatılan) 14-408 Esas, 2021/554 Karar Sayılı ilamıyla sanığın eyleminin şüphede kalması ve bu şüphenin de sanık lehine yorumlanması gerekmesi sebebiyle hükmün bozulmasına ve dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 6. Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.01.2023 tarihli ve 2022/116 Esas, 2023/19 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği Sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken beraatine hükmedilmesine, ve diğer sebeplere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece "Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 11/11/2021 tarih, 2020/ (kapatılan) 14-408 Esas ve 2021/554 Karar sayılı bozma ilamı doğrultusunda yeniden yapılan yargılama neticesinde; Sanığın, mağdurenin eniştesi ve aynı zamanda amcasının oğlu olduğu, mağdurenin babasının vefatından sonra birlikte aynı evde yaşamaya başladıkları, mağdurenin aşamalarda; sanığın, çocukluğundan beri kendisini taciz ettiğini, önceleri eliyle taciz ettiğini, sonra cinsel organını elletme gibi olayların yaşandığını, 8 yaşındayken sanığın kendisini arka bölgesinden cinsel ilişkiye zorlamaya başladığını,12 yaşına geldiğinde evde kimsenin olmadığı bir anda sanığın önce kendisine cinsel organını yalattığını, sonrasında anal yönden cinsel ilişkiye zorladığını, sanığın, cinsel organını ağzına sokmak suretiyle boşaldığını, bu olaydan ablası olan tanık ...’in haberdar olduğunu ancak yapabileceği bir şeyi olmadığı için engel olamadığını, 8. sınıfa geldiğinde İstanbul’a taşındıklarını ve sanığın tacizlerine devam ettiğini, evde kimsenin olmadığı zamanlarda sanığın kendisiyle anal yönden ilişkiye girdiğini, yine evde kimsenin olmadığı zamanlarda, haftanın 1-2 günü geceleyin sanığın, kendisini yatağa çağırarak ablasıyla kendisine cinsel içerikli bir şeyler yaptırdığını, sanığın bundan tahrik olup kendisinin yanında ablasıyla cinsel ilişkiye girdiğini, o esnada sanığın kendisini de okşamak suretiyle ellediğini, tüm bunların isteği dışında yaşandığını, sonrasında ablasının çalışmaya başladığını ve cumartesi günleri de işte olduğunu, sanığın bundan faydalanarak kendisiyle o günlerde de anal yoldan cinsel ilişkiye girdiğini, son olarak sanığın 07.12.2009 tarihinde saat 09.00 sıralarında kendisiyle zorla anal yoldan ilişkiye girdiğini, ayrıca sanığın dışında evlerinin karşısında dükkanı bulunan ... ***, Hadımköy’de çalışan tanık ... *** ve muavin olarak çalıştığını bildiği ... isimli şahıslarla da isteğiyle anal yoldan ilişkiye girdiğini, sadece sanıktan şikâyetçi olduğunu, başka kimseden şikâyetinin bulunmadığını iddia ettiği; sanığın ise aşamalarda suçlamaları kabul etmeyerek mağdure tarafından kendisine iftira atıldığını savunduğu olayda; Mağdure tarafından olayın intikâlinin olayın yaşandığı iddia edilen tarihten uzun bir zaman sonra ve sanık tarafından mağdurenin okul kaydının silinmesi için başvurulması sırasında yapılması, 08.12.2009 tarihinde Büyükçekmece Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen rapora göre; mağdurenin anal yoldan cinsel istismara maruz kaldığının belirlenmesine karşın mağdurenin, birden fazla kişiyle ve rızası dahilinde anal yoldan ilişkiye girdiğini aşamalarda beyan etmesi, aynı evde yaşayan tanıkların, hem sanık hem de mağdureyle akraba olması, bu nedenle mağdurenin iddia ettiği gibi uzun süreli bir istismarı fark etmemelerinin hayatın olağan akışına uygun olmaması ve tanık beyanlarının sanığın beyanlarını destekler nitelikte olması hususları birlikte değerlendirildiğinde sanığın mağdureye karşı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediğini gösteren kesin ve inandırıcı kanıt bulunmayıp iddiasının şüphede kalması ve bu şüphenin de sanık lehine yorumlanması gerektiğinden, sanığın, mağdureye yönelik eyleminin sabit olmadığı, her ne kadar sanık ... hakkında katılan mağdure ... *** karşı, Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-a-b (1.cümle), 103/2, 103/3 ve 43/1 madddelerince düzenlenen Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; dosya kapsamındaki delillerden yüklenen fiillerin sanık tarafından işlendiği sabit olmadığından sanığın Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine dair aşağıdaki şekilde hukuki sonuç ve vicdani kanaate varılmıştır." şeklindeki gerekçeyle karar verilmiştir. IV. GEREKÇE A. Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. B. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR A. Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle Bakanlık vekilinin temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.01.2023 tarihli ve 2022/116 Esas, 2023/19 Karar sayılı kararında katılan mağdure vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan mağdure vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.06.2023 tarihinde karar verildi.