Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2023/5516 E. , 2023/8402 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/710 E., 2023/47 K. SUÇ : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama Mağdure vekilinin temyizi yönünden; kayden 06.06.1996 doğumlu olup
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2023/5516 E. , 2023/8402 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/710 E., 2023/47 K. SUÇ : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama Mağdure vekilinin temyizi yönünden; kayden 06.06.1996 doğumlu olup ifadesinin alındığı 07.01.2022 tarihinde reşit olan mağdurenin sanıktan şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında yaş küçüklüğü nedeniyle baroca tayin edilen vekilin hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir. O yer Cumhuriyet savcısının temyizi yönünden; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.05.2014 tarihli ve 2013/182 Esas, 2014/204 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan, 6545 sayılı Kanunla değişiklikten önceki 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları, 43 ve 62 nci maddeleri uyarınca 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.05.2014 tarihli ve 2013/182 Esas, 2014/204 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin, 06.10.2021 tarihli ve 2021/1446 Esas, 2021/8200 Karar sayılı kararı ile "Mahkemece sanığın üzerine atılı beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı suçunun düzenlendiği 5237 sayılı TCK'nın 103/1, 103/6. maddelerinde öngörülen hapis cezasının alt sınırının beş yıldan fazla olması nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 150/3 ve 188/1. maddeleri uyarınca sanık müdafisinin hazır bulunduğu celsede hüküm kurulmasının zorunlu olduğu gözetilmeyip, bu kapsamda hükmün verildiği duruşma gününden haberdar edilmeyen müdafinin yokluğunda gerçekleştirilen yargılama neticesinde yazılı şekilde karar verilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması" nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.01.2023 tarihli ve 2021/710 Esas, 2023/47 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri Özetle; sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan yürütülen kovuşturma sonucunda beraat kararı verilmiş ise de; kararın kanun ve usule aykırı olduğuna, sanık ve mağdurenin öz kardeş olduklarına, mağdurenin on iki - on beş yaş grubunda bulunduğu dönemde sanığın, kardeşi mağdureye zaman zaman cinsel ilişki safhasına varmayacak şekilde sürtünme şeklinde cinsel hareketlerde bulunduğuna, mağdurenin bozma öncesi kovuşturma aşamasında baştan beri tutarlı ve değişmeyen beyanlarda bulunduğuna, tanıklar ..., ..., ... ve ...'in beyanlarının mağdurenin beyanlarını genel olarak desteklediğine, bozma öncesi aşamalarda benzer beyanda bulunan mağdurenin kardeşi olan sanığın almış olduğu ceza miktarı ve bu nedenden kaynaklı baskı nedeniyle beyanlarından döndüğünün değerlendirilmesi gerektiğine, Mahkemenin mağdurenin sanık tarafından darp edilmesini ve evden kaçmasını husumete ve mağdurenin sanığa yönelik iddialarına gerekçe yaptığına, bununla birlikte mağdurenin evden kaçmasının ve abisi tarafından darp edilmesinin mağdurenin uğradığı cinsel istismardan kaynaklanabileceği ihtimalini ise tamamen dışladığına ve sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken beraatına karar verilmesinin kanun ve usule aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece; ''Sanık ... ile mağdure Melisa Kaygusuz 'un anne baba bir kardeş oldukları, annelerinin mağdure yaklaşık iki yaşlarında iken evden ayrıldığı, mağdurenin abileri ..., ... ve babası ... ile birlikte kaldığı ve aynı evde büyüdükleri, Mağdurenin en son 19.11.2012 tarihinde babasının Ordu'da bulunan köylerine gittiği sırada birlikte yaşadıkları evden kaçtığı, ailesinin 23.11.2012 tarihinde kayıp başvurusunda bulunduğu, Mağdurenin 19.11.2012 tarihinde evden ayrıldıktan sonra aynı mahalleden tanıdığı ... isimli arkadaşının evine sığındığı, burada arkadaşına ve annesine sanık ...'in cinsel tacizine maruz kaldığını anlattığı, ailesinin bu evde olduğunu öğrenmesi üzerine tanık sıfatı ile dinlenen ... isimli abisinin mağdureyi almak için ... isimli arkadaşının evine gittiği, tanık olarak dinlenen ... Ayaz'ın mağdurenin abisinin cinsel davranışlarına maruz kaldığını diğer abisi ...'a anlattığı, mağdurenin eve dönmek istememesi üzerine, yine tanık olarak dinlenen ev sahiplerinin gelini ... ile birlikte tanık ...'ın tekrar giderek mağdureyi eve gelmesi için ikna ettikleri, mağdurenin üç gün kadar komşuları ...'nun evinde kaldığı, burada da abisinin kendisine yönelik davranışlarını tanık ...'ye anlattığı, babasının köyden gelmesini tanığın evinde beklediği, babasının gelmesi ile onunla konuşan mağdurenin tekrar 22.11.2012 tarihinden gizlice evden ayrıldığı, ailesinin karakola kayıp başvurusunda bulunması üzerine ertesi gün karakola gelen mağdurenin karakolda alınan ilk beyanlarında evden kaçma nedeni olarak abisi sanık ...'un kendisine yönelik cinsel içerikli davranışlarını gösterdiği, sanığın aşamalarda alınan tüm savunmalarında atılı suçu kabul etmeyerek kardeşinin zaten evden sık sık kaçtığını, kendisine kızdığını hatta bazen bir kaç tokat attığını, bu nedenle kendisi hakkında bu şekilde iftira atmış olabileceğini belirttiği, sanığın savunmasının, müşteki konumundaki babası ve tanık sıfatı ile dinlenen kardeşi ... tarafından da desteklendiği, böylelikle sanık tarafından mağdurun darp edilmesi, mağdurun sık sık evden kaçması nedenleriyle mağdur ile sanık arasında husumet bulunduğunun dosya kapsamında sabit olduğu, mağdur beyanının tanık ... tarafından da doğrulanmadığı, mağdurun 09.07.2014 tarihli dilekçesinde 'sanıktan şiddet gördüğü için kendisine bu iftirayı attığını, kendisinden şikayetçi olmadığını belirterek aradaki husumet nedeniyle suçlamada bulunduğunu' belirttiği, mağdurun Yargıtay bozma kararı sonrası talimatla alınan beyanında da sanığa iftira attığı için utancından duruşmalara katılamadığını belirttiği, mağdur beyanlarının bütünlük arz etmediği, mağdurun sanığa iftira attığını beyanında söylediği, olayın görgü tanığının olmadığı, mağdur ve sanığın babası ile kardeşi tarafından mağdurun ilk beyanlarının aşamalarda doğrulanmadığı böylelikle sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin dosya kapsamı itibariyle sabit olmadığı, mağdurun sonradan döndüğü tanık beyanıyla da desteklenmeyen beyanları dışında sanığın savunmasının aksine üzerine atılı suçu işlediklerine ilişkin her türlü şüpheden uzak, somut ve kesin maddi bir delilin elde edilemediği anlaşılmakla, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlıdır. Şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanık aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemez. Ceza mahkumiyeti bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, teorik de olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemelidir. Dosyadaki delil durumu ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi birlikte değerlendirildiğinde sanığın isnat edilen bu suçu işlediğine ilişkin kuşku sınırlarını aşan, mahkumiyetine yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşıldığından'' şeklindeki gerekçe ile hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden Kayden 06.06.1996 doğumlu olup ifadesinin alındığı 07.01.2022 tarihinde reşit olan mağdurenin sanıktan şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında mağdureye yaş küçüklüğü nedeniyle baroca tayin edilen vekilin hükmü temyize hakkı bulunmadığı anlaşıldığından, vaki temyiz isteğinin 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir. B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR A. Mağdure Vekilinin Temyiz İsteğinin İncelemesinde Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.01.2023 tarihli ve 2021/710 Esas, 2023/47 Karar sayılı kararına yönelik mağdure vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteğinin İncelenmesine Gelince Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.01.2023 tarihli ve 2021/710 Esas, 2023/47 Karar sayılı kararında o yer Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.12.2023 tarihinde karar verildi.