İçeriğe geç
AC
9. Ceza Dairesi Esas: 2023/6572 Karar: 2023/5058 Tarih: 2023

Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2023/6572 K.2023/5058

9. Ceza Dairesi 2023/6572 E. , 2023/5058 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/137 E., 2023/18 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adli

Karar Özeti

9. Ceza Dairesi 2023/6572 E. , 2023/5058 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/137 E., 2023/18 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adli

Karar Detayı

9. Ceza Dairesi 2023/6572 E. , 2023/5058 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/137 E., 2023/18 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının iddianamesi ile sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci ve dördüncü maddeleri uyarınca çocuğun nitelikli cinsel istismarı aynı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ve beşinci fıkrası uyarınca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. 2. İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.04.2022 tarihli ve 2021/278 Esas, 2022/154 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ve dördücü fıkrası uyarınca 10 yıl hapis cezası ile, 5237 sayılı Kanun'un 109 unucu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ve beşinci fıkrası uyarınca 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir. 3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 15.06.2022 tarihli ve 2023/137 Esas, 2023/18 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hüküm yönünden 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine, çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan hükmün aynı Kanun'un 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve 280 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca bozulmasına ve ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. 4. Bozma üzerine İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.11.2022 tarihli ve 2022/275 Esas, 2022/386 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü cümlesi ve dördücü fıkrası uyarınca 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 5. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 11.01.2023 tarihli ve 2023/137 Esas, 2023/18 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 6. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden yapılan temyiz istemi üzerine Yargıtay 8. Dairesinin 22.09.2022 tarihli, 2022/3867 Esas ve 2022/12884 Karar sayılı ilâmı ile 5271 sayılı Kanun'un 320 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir. 7. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 04.05.2023 tarihli ve 9-2023/45013 sayılı, düzeltilerek onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A- Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Sanığın üzerine atılı suçu işlemediğine, mağdurun beyanlarının çelişkili olduğuna, katılan Bakanlık lehine vekalet ücreti verilmemesi gerektiğine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara ilişkindir. B-Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Sanığın mağdurun beyanları nazara alındığında çocuğun nitelikli istismarı suçundan cezalandırılması gerektiğine, daha ağır cezaya hükmedilmesi gerektiğine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanığın mağduru olay günü binanın merdivenlerinde görerek kolundan tutup zorla ikametine götürdüğü ve ikametin kapısını kapattığı, kendi cinsel organını mağdurun poposuna sokmaya çalışmak suretiyle eylemini gerçekleştirdiği, olaydan sonra mağdurun anal muayenesi neticesinde düzenlenen Adlî Tıp Kurumunun 02.07.2021 tarihli raporunda; mağdurun yaşı ve vücut gelişimi birlikte değerlendirildiğinde anal yoldan penis veya benzeri cisim sokulmak suretiyle cinsel istismara maruz kalmamış olduğunun tespit edildiği, yapılan bu tespit ve mağdurun sanığın cinsel organının tam olarak poposuna girdiğini hissetmediğine dair beyanı birlikte göz önünde bulundurulduğunda eylemin organ sokmak suretiyle gerçekleştiğine dair şüphe bulunduğu, sanık üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de; mağdurun aşamalardaki beyanlarının samimi ve tutarlı olduğu, mağdurun annesi olan müştekinin mağdurun olaydan sonraki hal ve hareketlerine ilişkin beyanlarının birbiriyle uyumlu olduğu, Adlî Tıp Kurumu raporuna göre mağdurun alt iç çamaşırında sanığa ait sperm tespit edilmiş olduğu hususları birlikte dikkate alındığında sanığın suçtan kurtulmaya yönelik olan savunmasına itibar edilmediği, sanığın eyleminin cinsel istismar düzeyinde kaldığı kanaatine varıldığından, sanığın cinsel istismar suçundan eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince ve olayın meydana geliş şekli dikkate alınarak takdiren ve teşdiden cezalandırılmasına, sanığın eylemini çocuğa karşı cebir veya tehdit ile gerçekleştirdiği anlaşıldığından cezasında yarı oranında artırım yapılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Dosya kapsamı ve ilk derece mahkemesi ile bölge adliye mahkemesinin gerekçesi dikkate alınarak sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılmasına ve daha fazla ceza alması gerektiğine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yönelik temyiz istemleri yerinde görülmemiştir. B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; 1. Olaya uygun kabule göre; ilk derece mahkemesince sanığın mağdurun kolundan zorla tutarak eve götürmesi şeklindeki eylemi hem kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsuru hem de çocuğun cinsel istismarı suçunda cebir olarak kabul edildiği, söz konusu eylemin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsuru olup sanığın bu suçtan almış olduğu hapis cezasının Yargıtay 8. Ceza Dairesince onandığı ve kararın kesinleştiği, aynı cebirin iki ayrı suçun unsuru olamayacağından 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince yapılan artırımın sanığın hangi eylemi nedeniyle olduğunun açıklanmaması suretiyle hükmün gerekçesiz bırakılması, 2. Temel ceza belirlenirken 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinin birinci fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlar ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur" şeklindeki kanuni düzenleme nazara alınarak dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte değerlendirildiğinde, mahkemece dosya ile uyumlu alt hadden ayrılmayı gerektirir bir neden belirtilmeden yetersiz gerekçelerle 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi uyarınca teşdit uygulanması, 3. Anayasa'nın "Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları" başlıklı 41 inci maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Aile ve çocukların korunması hakkı Anayasa ile güvence altına alınmış bir haktır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un amaç ve temel ilkelerinin belirlenmesine ilişkin 1 inci maddesinden anlaşılacağı üzere bu Kanun, Anayasa ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak çıkarılmış bir kanundur. Kanun'un 20 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmiştir. Tüm bu kanuni düzenlemeler dikkate alındığında Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. 5271 sayılı Kanun'un 237 nci ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu değildir. Ayrıca sanığın mahkumiyeti halinde suçtan doğrudan zarar gören sıfatıyla davaya katılan kişiler lehine sanığın vekalet ücretine mahkum edildiği de dikkate alındığında, Devletin kanundan kaynaklanan koruma yükümlülüğünü yerine getirmesi sebebiyle sanığın ikinci bir vekalet ücretine mahkum edilmesi suretiyle maddi zarara uğratılması da hakkaniyete uygun olmayacaktır. Bu sebeple koşulları oluşmadığı halde katılan Bakanlık vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi karşında vaki istinaf başvurusunun nedeniyle söz konusu karara yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 11.01.2023 tarihli ve 2023/137 Esas, 2023/18 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği Tebliğnameye aykırı olarak oybirliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.09.2023 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla