Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2023/7144 E. , 2023/5003 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/307 E., 2023/369 K. MAĞDURE : ... SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerin
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2023/7144 E. , 2023/5003 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/307 E., 2023/369 K. MAĞDURE : ... SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ 1. Muş 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.12.2021 tarihli ve 2020/393 Esas ve 2021/453 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Van Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 01.02.2022 tarihli ve 2022/306 Esas, 2022/274 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün sanık ve müdafii, katılan Bakanlık vekili ve o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının kabulüyle 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca bozulmasına karar verilmiştir. 3. Muş 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.12.2022 tarihli ve 2022/54 Esas ve 2022/449 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ile 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 24 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 4. Van Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 28.02.2023 tarihli ve 2023/307 Esas, 2023/369 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili ve o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 5. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 08.05.2023 tarihli ve 9-2023/48093 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ NEDENLERİ A. Sanık ve Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle, mağdurenin beyanlarının atfı cürüm niteliğinde olduğuna, açıkça yalan söylediğini beyan ettiğine, çelişkiler içerdiğine, tanık anlatımları ve doktor raporlarıyla uyuşmadığına, hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığı kararı verilen Ozan isimli kişi hakkında da benzer nitelikteki iddialarda bulunduğuna, mağdurenin anne ve babasının anlatımlarının da sanığın savunmalarını desteklediğine, kabul anlamına gelmemekle birlikte hata hükümlerinin şartlarının oluştuğuna, sanık hakkında mahkumiyete yeter her türlü şüpheden uzak kesin ve yeterli delil elde edilmediğinden hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Özetle, sanık hakkında alt sınırdan ceza verilmemesi gerektiğine, katılan Bakanlık lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince; ''Sanık alınan savunmalarında her ne kadar suçlamaları kabul etmemiş ve mağdurun yaşının büyük olduğunu bildiğini savunmuş ise de, dosya arasında mevcut adli tıp raporları ile mağdurun çocuk izlem merkezinde ilk alınan beyanlarının birebir uyumlu ve tutarlı olduğu,mağdurun yapılan muayeneleri sonucunda sağ göğsünde 2 cmlik izin tespit edildiği,vajinal bölgesinde doğal olduğu belirtilen 2 adet çentiğin tespit edildiği, yine anal bölgesinde anal fissürlere rastlanıldığı ve bunların akut fiili livata bulgusu olduğunun belirtildiği, bu somut deliller karşısında sanığın savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğunun kabulü gerekmiştir. Mağdur sonraki beyanlarında her ne kadar sanığa kendisiyle sevgili olmayı reddettiği için iftira attığını, bozma ilamı doğrultusunda mahkememizdeki ifadesinde ise buna ilaveten sanığa kendi yaşının 16-17 olarak söylediğini belirtmiş, mağdurun anne ve babası ise kızlarının zaman zaman polisi arayıp şikayette bulunduğunu, kafasından bir şeyler kurabildiğini belirtmiş iseler de, olayın gerçekleştiği yörenin bilinen bir gerçeği olarak taraflar, kendi aralarında anlaşmalarının bir sonucu olarak, mahkeme huzurunda olayın gerçekleşmediği veya farklı şekilde gerçekleştiği yönünde beyanda bulunabildikleri,mağdurun mahkememizde ifadesinin alındığı sırada hazır olan Adli Görüşmeci Sosyal Hizmet Uzmanının 22.07.2022 tarihli raporunda mağdurun stresli olduğu,ifade esnasındaki jest ve mimiklerinden hareketle olaylar esnasında sebep-sonuç ilişkisi kurarken çelişkiye düştüğü,ilk ifadesinden sonra verdiği beyanların tutarlı olmadığı, verdiği beyanların daha çok kurguya dayalı olduğu,yönlendirme ve baskı altında olduğu için ifade değiştirme yoluna gittiği fikrinin oluştuğunun belirtildiği,mağdurun mehkememizdeki ifadesinde olayın kapanmasını istediğini belirtmesi nazara alındığında mağdurun yönlendirme altında olduğu anlaşılan sonraki tarihli beyanlarına itibar edilmemiştir. Zira dava konusu olay irdelendiği zaman suç tarihinde rapora göre 14 yaşı içerisinde olan mağdurun kendisinden yaşça çok büyük olan sanığın sevgili olmak istemediğini söylemesi üzerine bu denli iftiralar atmış olabilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, kaldı ki iftira olduğu söylenen eylemlerin tamamının gerçekleştiğinin Muş ATK Şube Müdürlüğü'nün ilgili raporuyla sabit olduğu, bu eylemlerin başka biri tarafından gerçekleştirildiğine ilişkin hiçbir iddia veya somut delilin bulunmadığı, yukarıda bahsedildiği üzere mağdurun sanığa iftira atmasını gerektirir bir husus da bulunmadığı,bozma ilamı doğrultusunda alınan dosyada mevcut İstanbul Adli Tıp Kurumu 6.İhtisas Kurulu'nun raporunun sonuç kısmında mağdurun olay tarihinde 13 yaşını bitirmiş olup 14 yaşı içerisinde olduğu ve 14 yaşını bitirmediğinin kabulünün uygun olacağının uygun olduğunun belirtildiği,sanığın mağdurun yaşının büyük olduğunu bildiği yönündeki savunmalarına da itibar edilemeyeceği, zira mağdurun izah edildiği üzere yönlendime altında olduğu anlaşılan sonraki ifadelerinden önce böyle bir hususu ifade etmediği,sanıkla mağdur arasında akrabalık ilişkisi de olduğu, bu bakımdan sanığın suçtan kurtulmaya ve mağdurun da yönlendirme altında bu amaca yönelen sonraki beyanlarına itibar edilemeyeceği kanaatiyle sanığın mağdur ile öncesinde arkadaşlık ilişkisi kurduğu, olay günü konuşmak için çağırdığı mağduru amcasının oğlunun evine götürdüğü, zorla üstünü çıkarttığı ve kendi cinsel bölgesini mağdurun arka cinsel bölgesine soktuğu, mağdurun göğüslerini ellediği ve ısırdığı, bu hususların ATK raporu ile de uyumlu olduğu, tüm bunları mağdurun karşı koymasına rağmen zorla yaptığı anlaşılmakla, sanığın mağdura yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği'' şeklindeki gerekçe ile hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, hükümde bir isabetsizlik görülmediğinden müsnet suçtan dolayı sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili ve o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden kurmak olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; "Suçsuzluk" ya da "Masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın uzantısı olan, Latincede; "İn dubio pro reo" olarak ifade edilen "Şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak bir kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanık aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate değil kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve bu ispat, hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkan vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanarak sanığın mahkumiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir. Bu açıklamalar doğrultusunda, olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin aşamalardaki çelişkili beyanları, tanık anlatımları, sanık savunmaları, doktor raporları ve tüm dosya kapsamına göre sanığın mağdureye cinsel istismarda bulunduğuna ve mağdurenin doktor raporlarında belirtilen cinsel bulguların sanık tarafından gerçekleştiğine dair mağdurenin sonradan döndüğü soyut beyanları dışında delil olmadığı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi karşısında istinaf başvurusunun kabulü yerine yazılı şekilde esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırılık bulunmuştur. Bozma sebebine uygun olarak Tebliğname'de onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde yer alan nedenlerle sanık ve müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Van Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 28.02.2023 tarihli ve 2023/307 Esas, 2023/369 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Bozma sebebine göre sanığın TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadığı takdirde derhal salıverilmesinin ilgili yerlere en seri şekilde bildirilmesi için müzekkere yazılmasına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Muş 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Van Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.09.2023 tarihinde karar verildi.