Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2023/8038 E. , 2023/8672 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1437 E., 2023/332 K. SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı ma
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2023/8038 E. , 2023/8672 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1437 E., 2023/332 K. SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Çankırı Cumhuriyet Başsavcılığının 17.08.2016 tarihli ve 2016/3312 Soruşturma sayılı iddianamesi ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçuna yardım etmekten kamu davası açıldığı; Çankırı Ağır Ceza Mahkemesinin 18.04.2017 tarihli ve 2016/84 Esas, 2017/34 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçuna yardım etmekten, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, aynı Kanun'un 43 üncü maddesi ile 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi ve aynı maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile 62 nci maddesi uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 11.09.2017 tarihli ve 2017/1817 Esas, 2017/1583 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan mağdure vekili ile sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesi kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 10.10.2018 tarihli ve 2018/5338 Esas, 2018/5876 Karar sayılı kararı ile "...Mağdurenin alınan beyanları ve buna ilişkin kamera kayıtları, sanığın aşamalardaki savunmaları ve tüm dosya kapsamına göre ...'ın oğlu olan sanık ... ile kardeşinin kızı olan mağdurenin İstanbul ilinde birden fazla kez rızalarıyla ilişkiye girdikten sonra anlaşarak Çankırı iline geldikleri ve burada ...'ın evinde bir gece kaldıktan sonra yakaladıklarının anlaşılması karşısında, sanık ...'ın suça iştirak ederek sanık ...'e yardım ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği sanığın TCK'nın 103/2, 43 ve 39/2-c. maddelerinden cezalandırılması şeklinde kurulan ilk derece mahkemesinin mahkumiyet hükmünün 5271 sayılı CMK'nın 230/1-b. maddesine aykırı olması nedeniyle istinaf başvurusunun kabulü ile beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde anılan hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi suretiyle aynı Kanun'un 289/1-g. maddesine muhalefet edilmesi..." nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 4. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 18.01.2019 tarihli ve 2018/3173 Esas, 2019/66 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince direnilmesine ve aynı Kanun'un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. 5. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin,18.01.2019 tarihli ve 2018/3173 Esas, 2019/66 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin, 04.12.2019 tarihli ve 2019/6871 Esas, 2019/12991 Karar sayılı kararı ile bozma kararı usul ve kanuna uygun görülerek direnme ilamında belirtilen gerekçeler yerinde görülmediğinden reddiyle direnme kararıyla ilgili hüküm kurulmak üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulunca incelenmesi için Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmiştir. 6. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.09.2022 tarihli ve 2019/(Kapatılan)14-645 Esas, 2022/570 Karar sayılı kararı ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 18.01.2019 tarihli ve 2018/3173 Esas, 2019/66 Karar sayılı kararıyla, direnme kararının Özel Dairece bozma kararı verildikten sonra bozmanın niteliğine göre Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesine göre yeniden hüküm kurulması gerektiğinin ve esastan ret kararı verilmesinin yeterli olmadığının gözetilmemesi nedeniyle diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına, dava dosyasının gereği için kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 7. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 24.02.2023 tarihli ve 2022/1437 Esas, 2023/332 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçuna yardım eden sıfatıyla iştirakten, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, aynı Kanun'un 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi ve 62 nci maddesi uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 8. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 29.05.2023 tarihli ve 9-2023/53197 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Özetle; sanığın duruşma beyanına göre olay tarihinde Kurşunlu ilçesinde çalıştığına, çalıştığı iş yerinde kaldığına, oğlunun telefonla araması üzerine Çankırı'ya gittiğine, evin anahtarını verip geri döndüğüne, ...'nın yeğeninin kızı olduğuna, birlikte kaçtıklarından haberinin olmadığına, ne zaman yakalandıklarını da bilmediğine, bu nedenle evinde kaç gün kaldıklarını da bilmediğine, anahtarı verirken ...'yı görmediğine dolayısıyla gerekçe ile olay anlatımlarının birbiriyle uyuşmadığına, sanığın oğlu olan diğer sanık ...'in kız kaçırdığından haberinin olmadığına, sanığın cezalandırılmasına yeter her türlü şüpheden uzak kesin delil elde edilmediğinden kararın bozularak sanık hakkında beraat hükmü verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; Bölge Adliye Mahkemesince, "Sanık ... ... ile resmî nüfus kaydında ve adlî tıp kurumunca düzenlenen raporda belirtildiği üzere eylem tarihi itibarıyla 15 yaşını tamamlamamış olan mağdur ... ...'ın uzaktan akraba oldukları, sanık ... ... nın olay tarihinden bir müddet önce çalışmak için İstanbul iline gittiği, İstanbul ilinde mağdur ...'nın babası olan ...'ın daveti üzerine mağdurun ailesi ile birlikte yaşadığı evde kalmaya başladığı, sanık ve mağdurenin aynı evde yaşadıkları dönem içerisinde aralarında önce duygusal anlamda arkadaşlık başladığı, daha sonra sanığın mağdure ile cinsel ilişkiye girdiği, sanık ve mağdure arasındaki söz konusu ilişkinin bir müddet İstanbul ilinde bulundukları evde devam ettiği ve bu süre içerisinde sanık ve mağdure arasında birden fazla kez cinsel ilişki yaşandığı, daha sonra sanık ve mağdurenin birlikte Çankırı iline kaçmaya karar verdikleri, önce İstanbul ilinde sanık ...'in arkadaşı olan bir şahsın evinde bir kaç gün kaldıkları, daha sonra Çankırı iline geldikleri, Çankırı'ya geldikten sonra sanık ve mağdurenin sanık ...'in babası olan sanık ...'nın yanına gittikleri, sanık ...'ın sanık ... ve mağdure ...'ya roman mahallesi olarak adlandırılan bir mahallede ev tuttuğu, sanık ve mağdurenin birkaç gün söz konusu evde kaldıkları ve bu evde kaldıkları süre içerisinde de sanık ...'in beyanından da anlaşılacağı üzere iki kez cinsel ilişkiye girdikleri tüm dosya kapsamı ile olayın oluş şekli olarak kabul olunmuştur. Dosyaya yansıyan beyanlardan sanık ...'ın oğlu ...'in akrabası olan mağdureyi İstanbul'dan kaçırarak Çankırı'ya gelip akrabalarının evine götürdüğünü öğrenince çalıştığı Kurşunlu ilçesinden gelerek sanık ve mağdureyi bulduğu, onları kendi evine götürerek evin anahtarını verdiği, ikisinin başbaşa evde kalmalarını sağlayarak evden ayrılıp Kurşunlu ilçesine gittiği anlaşılmaktadır, zaten ...'ta olayı bu şekilde anlatmaktadır. Bu anlatıma göre sanık ...'ın mağdure akrabası olmasına rağmen Çankırı da olduğunu mağdurenin ailesine bildirmemiş ve bu şekilde oğlunun mağdure ile olan ilişkisini onayladığını, gerek durumu ailesine bildirmemek gerekse onlara evini tahsis ederek göstermiştir. Bilindiği üzere ülkenin sosyal yapısı gereği kız kaçırma olarak adlandırılan bu eylem birçok bölgede hala olagelmektedir ve toplumun tamamı tarafından bilinen sosyal bir olgudur. Yine toplumun tamamı tarafından oğlanla kız kaçtığında ilk uygun fırsatta aralarında cinsel yakınlaşma olacağı bilinmektedir, dolayısıyla sanık ...'ta bu hali öngörebilecek durumdadır. Ancak oğlu ... ile mağdurenin arasındaki cinsel yakınlaşmanın organ sokmak suretiyle cinsel ilişki yaşama boyutuna ulaşıp ulaşmayacağını bilemeyeceği dikkate alındığında sanığın eyleminin TCK 103/1-1 cümlesi anlamında çocuğun cinsel istismarı suçuna TCK 39/2-c maddesi anlamında yardım suçunu oluşturacağı Dairemizce kabul edilmiştir." şeklindeki gerekçelerle hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden kurmak olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; "Suçsuzluk" ya da "Masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın uzantısı olan, Latincede; "İn dubio pro reo" olarak ifade edilen "Şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak bir kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanık aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate değil kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve bu ispat, hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkan vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanarak sanığın mahkumiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir. Bu açıklamalar doğrultusunda, mağdurenin alınan beyanları ve buna ilişkin kamera kayıtları, sanığın aşamalardaki savunmaları ve tüm dosya kapsamına göre sanığın oğlu olan ve hakkındaki hüküm kesinleşen, sanık ... ile mağdurenin İstanbul ilinde birden fazla kez rızalarıyla ilişkiye girdikten sonra anlaşarak Çankırı iline geldikleri ve burada sanığın evinde bir gece kaldıktan sonra yakalandıklarının anlaşılması karşısında, sanığın suça iştirak ederek sanık ...'e yardım ettiğine dair soyut beyan dışında her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gibi olayın oluş şekline göre de sanığın suç işleme kastının bulunduğunun şüphede kaldığı gözetildiğinde, atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş, onama isteyen Tebliğname görüşüne aynı gerekçelerle iştirak edilmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 24.02.2023 tarihli ve 2022/1437 Esas, 2023/332 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.12.2023 tarihinde karar verildi.