İçeriğe geç
AC
9. Ceza Dairesi Esas: 2023/8102 Karar: 2024/4694 Tarih: 2024

Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2023/8102 K.2024/4694

9. Ceza Dairesi 2023/8102 E. , 2024/4694 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi KARAR TARİHİ : 24.01.2023 Sanık hakkında bozma üzerine verilen hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak

Karar Özeti

9. Ceza Dairesi 2023/8102 E. , 2024/4694 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi KARAR TARİHİ : 24.01.2023 Sanık hakkında bozma üzerine verilen hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak

Karar Detayı

9. Ceza Dairesi 2023/8102 E. , 2024/4694 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi KARAR TARİHİ : 24.01.2023 Sanık hakkında bozma üzerine verilen hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 299. maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR Bozma üzerine gerçekleştirilen yargılama neticesinde, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi 24.01.2023 tarihli, 2022/1084 Esas, 2023/60 Karar sayılı kararı ile sanığın farklı tarihlerde yengesi olan katılana karşı organ sokmak suretiyle gerçekleştirdiği eylemler neticesinde nitelikli cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 102/2, 43/1, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yerel Mahkemece eksik ve çelişkili delillerin tartışılmadığı ve hukuka aykırı bir şekilde karar tesis edildiği, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine yöneliktir. B. Katılan Vekilinin Temyiz İstemi 5237 sayılı Kanun'un 103/2. maddesince cezalandırılması gerektiğine yöneliktir. III. GEREKÇE Tüm dosya kapsamı ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçe içeriğine göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olduğu, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından kurulan mahkumiyet hükmünde hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafii ile katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, sayın üye ...'in karşı oyu ve oy çokluğuyla, TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.05.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan açılan kamu davasında, Yerel Mahkemece sanığın atılı suçtan mahkumiyetlerine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince ise İlk Derece Mahkemesince kurulan hüküm kaldırılarak, sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuş ise de; Katılanın ayrıntılı beyanlarda bulunduğu mahkeme ifadesinde; sanığın oğlunun evde bulunduğu bir esnada, yatmış olduğu odasına geçip kapıyı kilitlediğini ve anahtarı yastığının altına koyduğunu ancak birden kapının açıldığını fark etmesi üzerine kapıda sanığı gördüğünü, sanığın, kendisini abilerini öldürmekle tehdit ettiğini, kendisine bağırdığını ve yere yatırıp nitelikli cinsel saldırı eyleminde bulunduğunu, ertesi gün gece vakti sanığın eşinin evde olduğu bir gün, sanığın, kendisinin bulunduğu odanın kapısına gelerek kırık camdan hazır mısın diye seslendiğini, daha sonrasında da anahtarla içeriye girip kendisine saldırdığını, sanığa kendisine yaklaşmamasını söyleyip penceren ayağını dışarı çıkardığını ve bağıracağını söylediğini ancak sanığın hadi bağır, senin söylediğine kimse inanmaz diyerek kendisine nitelikli cinsel saldırıda bulunduğunu, yaklaşık 15 dakika sonra sanığın yine odasına gelerek, bu sefer gözünü yazma ile kapatıp, ağzını da eli ile kapattıktan sonra tekrardan kendisine nitelikli cinsel saldırı eyleminde bulunduğunu beyan etmesi karşısında; katılanın evde yardım isteyebileceği ve yahut sanığın kendisine yönelik eylemlerini duyurabileceği bir ortam olmasına rağmen kimseye bu konuda bir şey anlatmadığı hatta en ufak bir bağırma eyleminde de bulunmadığı(aşamalardaki beyanlarında bahsetmemiş), sanığın oğlunun evde olduğu gün gerçekleştiğini iddia ettiği eylemlerin başlangıcında kendi yatmış olduğu odasının kapısını kilitlediğini beyan etmesine rağmen sanığın kapıyı yedek anahtarla açtığını gördüğü ancak bir sonraki gün tekrar aynı odadayken beyanına göre sanıkta yedek anahtar olduğunu bildiği halde sanığın tekrar odasına gelmesini önleyecek herhangi bir önlem almadığı(kendisinde bulunan anahtarı kilitlediği kapının arkasına takmak vs gibi), sanığın evde aile bireylerinin bulunduğu bir ortamda katılanın iddia ettiği eylemlerini zorla gerçekleştirmesinin mümkün olmadığı, katılanın bu husustaki anlatımının tutarlılık içermediği gibi hayatın olağan akışına da aykırı olduğu, bir an için katılanın, sanığın ve dini nikahlı kocasının ailesine başından geçen olayları anlatması durumunda kendisine inanmayacaklarını ve kendisini suçlayacaklarını düşünerek herhangi bir şey anlatmadığı varsayımında bulunulsa bile katılanın evde hapis bir konumda bulunmadığı, dolayısıyla dışarı ile irtibatının bulunduğu, katılanın mahkeme ifadelerinden de anlaşılacağı üzere sanıkla birlikte olmak amacıyla beraber otele gittikleri fakat otel görevlisinin tarafların evlilik cüzdanının bulunmaması nedeniyle katılanla sanığı otele almadığı, katılanın başka bir gün sanıkla psikolağa dahi gittiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, katılanın, sanık hakkındaki şikayetinin önünde hiçbir engel bulunmadığı ancak buna rağmen katılanın, sanığın eylemlerini ihbar etme anlamında bir girişimi olmadığı gibi, olayın intikalinin de katılanın şikayetiyle değil, intihara teşebbüsü sonucunda gerçekleştiği anlaşılmıştır. Kaldı ki katılanın, sanığın kardeşi olan Aydın ile dini nikahlı olarak evlenmesinden iki sene öncesinde başlayan süreçte psikolojik rahatsızlıkları nedeniyle bir çok kez Batman Bölge Devlet Hastanesine başvurduğu ve katılan hakkında, Orta Depresif Nöbet, Anksiyete bozukluğu ve Disosiyatif bozukluk tanılarının konulduğu, mağdur hakkındaki son tanının intihara teşebbüs ettiği günden(23.10.2019) iki gün öncesinde konulduğu ve dolayısıyla katılan hakkındaki teşhisler göz önünde bulundurulduğunda da beyanlarına tek başına itibar edilmesi mümkün değildir. Katılanın iddialarına göre sanığın kendisine yönelik eylemleri sırasında evde aile bireylerinden birilerinin(sanığın eşi, ablası, oğlu) de bulunduğunu beyan etmesi nedeni ile, söz konusu aile bireylerinin Yargıtay bozma ilamı sonrası dinlenilmesi sonucunda tanıkların, sanığın katılana yönelik herhangi bir eylemini görmediklerini ve olumsuz bir durum fark etmediklerini beyan ettikleri gibi katılanın dini nikahlı eşi olan Aydın’ın dahi eşinin beyanlarını doğrulamadığı ve eşinin abisi olan sanığa iftira attığını beyan etmiştir. Yukarıda belirtilen hususlar doğrultusunda, sanığın katılana yönelik iddia edilen eylemleri gerçekleştirdiği yönünde tam bir vicdani kanaate ulaşılamadığı gibi eylemlerin gerçekleştiğinin kabulünde dahi sanığın, suç tarihi itibariyle mevcut nüfus kaydına göre 20 yaşında bulunan katılana karşı olan eylemlerinin, katılanın rızası dışında gerçekleştiğine dair dosyada katılanın soyut ve tutarsız beyanları dışında delil bulunmadığı anlaşıldığından, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmünün onanmasına yönelik sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla