Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2023/8915 E. , 2023/8359 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/733 E. 2018/499 K. SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanıklar hakkında bozma üzerine verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesin
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2023/8915 E. , 2023/8359 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/733 E. 2018/499 K. SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanıklar hakkında bozma üzerine verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edildi. Sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.09.2016 tarihli ve 2016/132 Esas, 2016/325 karar sayılı kararı ile sanıkların nitelikli cinsel saldırı suçundan ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir. 2.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 09.03.2017 tarihli ve 2016/76 Esas, 2017/547 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan Bakanlık vekili ile katılan mağdure vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşmalı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanıklardan; a) Rıdvan hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan, 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fırkasının (d) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 18 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, b) ... hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan, 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fırkasının (d) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir. 3. Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin, 08.01.2018 tarihli ve 2017/7872 Esas, 2018/65 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanıklar müdafileri ile katılan Bakanlık vekilinin temyizi üzerine ilgili kararın; "Mağdurenin aşamalardaki çelişkili anlatımları, olayın intikal şekli ile tüm dosya içeriği nazara alındığında ilk derece mahkemesi tarafından kurulan beraat hükümlerine yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, vaki istinaf başvurusunun kabulü ile hükümlerin kaldırılmasının ardından yapılan yargılamada mevcut sübuta ilişkin deliller ile dosya içeriğinin çelişmesi sonucunu doğuracak şekilde ve 5271 sayılı CMK'nın 230/1-b. maddesine uygun düşmeyen yazılı gerekçeyle mahkûmiyet hükümleri kurulması neticesinde aynı Kanunun 289/1-g. maddesine muhalefet edilmesi,” şeklindeki gerekçeyle bozulmasına karar verilmiştir. 4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 19.03.2018 tarihli ve 2018/733 Esas, 2018/499 Karar sayılı kararı ile bozma kararına direnerek önceki hüküm gibi sanıkların mahkûmiyetine karar verilmiştir. 5. Direnme kararına konu hükmün, sanıklar müdafiileri, katılan Bakanlık vekili ile bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin, 04.03.2019 tarihli ve 2018/8025 Esas, 2019/7786 Karar sayılı kararı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine dava dosyası, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmiştir. 6. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 29.03.2023 tarihli 2019/(Kapatılan) 14-177 Esas, 2023/189 Karar sayılı kararı ile oy birliğiyle Özel Dairece, Bölge Adliye Mahkemesince verilen mahkûmiyet hükümlerinin, özetle; İlk Derece Mahkemesi tarafından kurulan beraat hükümlerine yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasından sonra Yargıtay bozma ilamında yer alan hususları da tartışıp toplanan yeni delile dayanılarak yeni ve değişik gerekçeyle hükümler kurulmak suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince verilen kararın direnme kararı niteliğinde olmaması, bu yeni hükümlerin doğrudan Ceza Genel Kurulunca ele alınması mümkün olmadığından, dosyanın temyiz incelemesi için Özel Daireye gönderilmesine karar verilmesi gerekçesiyle dosyanın temyiz incelemesi için Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir. 7. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13.09.2018 tarihli Tebliğnamesinde sanıklar hakkındaki hükümlerin "Mağdurenin aşamalardaki çelişkili anlatımları, olayın intikal şekli ile tüm dosya içeriği nazara alındığında ilk derece mahkemesi tarafından kurulan beraat hükümlerine yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, vaki istinaf başvurusunun kabulü ile hükümlerin kaldırılmasının ardından yapılan yargılamada mevcut sübuta ilişkin deliller ile dosya içeriğinin çelişmesi sonucunu doğuracak şekilde ve 5271 sayılı CMK'nın 230/1-b. maddesine uygun düşmeyen yazılı gerekçeyle mahkûmiyet hükümleri kurulması neticesinde aynı Kanunun 289/1-g. maddesine muhalefet edilmesi; Kabul ve uygulamaya göre, katılan kurum lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi," gerekçesiyle "Bozulması" yönünde görüş bildirilmiştir. II. GEREKÇE Dava dosyasının 19.03.2018 tarihli duruşmasında, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasına karşı beyanda bulunmak üzere hazır bulunan katılan Bakanlık ve mağdure vekilleri, sanıklar müdafileri ve sanık ...'e söz verilmemek, sanık ...'e ise ayrıca son söz hakkı verilmemek suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 216 maddesine aykırı davranılması suretiyle hüküm kurulması, 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli olarak saptanmıştır. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle esası incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 19.03.2018 tarihli ve 2018/733 Esas, 2018/499 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye farklı gerekçeyle uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca takdîren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.12.2023 tarihinde karar verildi.