Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2023/8929 E. , 2023/6888 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/820 E., 2023/723 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkem
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2023/8929 E. , 2023/6888 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/820 E., 2023/723 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bakırköy 23. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.02.2023 tarihli ve 2022/55 Esas, 2023/38 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca 8 yıl hapis cezaları ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 13.04.2023 tarihli ve 2023/820 Esas, 2023/723 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Mağdurenin beyanlarının çelişkili olduğuna, mahkemenin eksik araştırma neticesinde karar verdiğine, aralarında husumet oluştuğuna, olay yerinin cinsel bir suçun işlenmesine elverişli olmadığına ilişkindir. B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Alt sınırdan ceza verilmesinin yerinde olmadığına, eylemin nitelikli şekilde gerçekleştiğine, tehdit olduğundan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması gerektiğine, Bakanlık lehine vekalet ücreti hükmedilmediğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Mahkemece " ...Sanık ... yönünden mahkememiz nezdinde açılan kamu davasının yapılan açık yargılaması sonucu; Her ne kadar sanık ... üzerini atılı suçlamaları kabul etmemiş ise de, mağdurun aşamalardaki beyanlarının tutarlı olması, sanık ...'ın olay tarihinde mağdurla buluşacaklarını ve buluşma noktasına gittiğinde uzaktan mağdurun yaşının küçük olduğunu anlaması üzerine mağdurun kendisini görmeden olay yerinden ayrıldığına dair beyanlarının mahkememizce suçtan kurtulmaya yönelik değerlendirildiği zira yine sanığın beyanlarında mağdur ile öncesinde de görüntülü olarak konuştuklarını beyan ettiği ve bu beyanı nazarında mağdurun yaşının küçük olduğunu görüntülü olarak konuştuklarında da anlayabileceği, sanığın mağduru uzaktan görüp yaşının küçük olduğunu anlaması üzerine oradan ayrıldığına dair beyanının tevili ikrar mahiyetinde olduğu zira sanığın küçük olan mağdurun yanına cinsel anlamda görüşmek istemesi nedeniyle gittiği sonucuna ulaşıldığı, böyle bir fikri olmayan sanığın mağduru görüp olay yerinden ayrılmasını gerektirecek bir durumun söz konusu olamayacağı, yine sanığın soruşturma aşamasında mahkememiz huzurunda vermiş olduğu beyanının aksine mağdurun yanına giderek mağdurla konuştuğunu beyan ettiği, sanığın savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğunun değerlendirildiği, sanığın ifadesinde mağdurla birbirlerine cinsel içerikli fotoğraflar göndererek yazışmalar yaptığını ikrar ettiği ve bu yönüyle beyanlarının mağdurun ifadesi ile tutarlı olduğu, sanığın olay tarihinde 15 yaşından küçük olan mağdur ile sosyal medya üzerinden cinsel içerikli konuşmalar ve cinsel içerikli fotoğraf paylaşımı yaparak üzerine atılı cinsel taciz suçunu işlediği, her ne kadar sanık mesajlaşmanın mağdurun rızası dahilinde gerçekleştiğini iddia etmiş ise de mağdurun 15 yaşından küçük olması nedeniyle rızasının eylemi hukuka uygun hale getiremeyeceği, sanık ...'ın mesajlaşma tarihinden farklı tarihte mağdurun cinsel bölgelerine dokunmak, mağduru öpmek ve kendi cinsel organını mağdurun cinsel organına dokundurmak suretiyle üzerine atılı cinsel istismar suçunu işlediği kabul edilerek, mağdurun 11.11.2021 tarihli yapılan muayenesinde; hymen anüler ince kenarlı olup üzerinde eski veya yeni yırtık olmadığı, fehvası 2 cm açıklığında olup, yırtılmaksızın ereksiyon halinde penis ya da benzer cesamette cismin duhulüne müsait bulunmadığının belirtildiği anlaşıldığından mağdurun sanık ...'ın parmaklarını cinsel organına soktuğuna dair beyanlarına itibar edilmediği, yapılan teşhis tutanağından da anlaşılacağı üzere mağdurun sanığı kesin olarak teşhis ettiği, mağdurun yabancı uyruklu sanık aleyhine haksız yere suç isnadında bulunmasını gerektirecek aralarında bir husumetin bulunmadığı, kolluk tutanaklarının içerikleri, 08/12/2022 tarihli pedagog raporunda mağdurun anlatımlarının doğal ve spontan olduğunun, sözel ve sözel olmayan tepkilerinin birbiri ile uyumlu olduğunun, mağdurun ön görüşme ve adli görüşme sırasındaki olay anlatımlarının birbiri ile tutarlı olduğunun belirtildiği, tanık Nazlı'nın duruşmadaki beyanları ve müşteki ifadeleri ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Sanık ... ...'İN mağdura karşı cinsel taciz suçunu işlediği sabit olmakla; T.C.K'nun 105/1. cümle maddesi uyarınca sanığın kastı, suç işleme şekli, suçun çocuğa karşı işlenmiş olması nedeniyle takdiren 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, Sanığın bu suçu elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle işlediği anlaşılmakla cezasında TCK'nin 105/2-d maddesi uyarınca yarı oranında arttırım yapılarak 9 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, Sanığın fiilden sonra ve yargılama sürecinde pişmanlık göstermemesi nedeniyle TCK 62 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, koşulları oluştuğundan ve sanığın sabıkasız olup bu nedenle suç işlemekten çekineceği kanısına varıldığından ...nun 231/5 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, Sanık ... ...' in 12 yaşından büyük 15 yaşından küçük olan mağdureye karşı cinsel istismarda bulunduğu sabit olmakla, mağdureye karşı sarkıntılık düzeyini aşan cinsel istismarda bulunmak suçundan eylemine uyan; Suç tarihinde yürürlükte olan 6545 sayılı kanun ile değişiklikten sonraki TCK 103/1-a maddesi yollaması ile T.C.K'nun 103/1-1 cümle maddesi uyarınca sanığın kastı, suç işleme şekli dikkate alınarak takdiren olmak üzere 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın bu suçu işlerken mağduru tehdit ettiğine, rapor içeriği dikkate alınarak parmaklarını mağdurun cinsel organına soktuğuna dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilememesi nedeniyle koşulları oluşmadığından TCK'nın 103/2, 103/4 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, Sanık Şükrüllah' ın savunmasında mağdurun küçük gözüktüğünü savunmuş olması dikkate alındığında koşulları oluşmadığından TCK 30 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, Sanığın fiilden sonra ve yargılama sürecinde pişmanlık göstermemesi nedeniyle TCK 62 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına," şeklindeki gerekçeyle kabul edilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin aşamalarda başka delille desteklenmeyen çelişkili beyanları, savunma ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkumiyet kararının yerinde olmadığı anlaşılması sebebiyle hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekilinin ve sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 13.04.2023 tarihli ve 2023/820 Esas, 2023/723 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, bozma nedenine göre atılı suçtan tutuklu bulunan sanığın TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü bulunmadığı takdirde derhal salıverilmesinin temini hususunun ivedi şekilde mahalline bildirilmesi için ilgili yerlere müzekkere yazılmasına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Bakırköy 23. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.10.2023 tarihinde karar verildi.