Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2023/8950 E. , 2023/6918 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/340 E., 2023/360 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzeri
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2023/8950 E. , 2023/6918 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/340 E., 2023/360 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.02.2023 tarihli ve 2022/380 Esas, 2023/55 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 11.04.2023 tarihli ve 2023/340 Esas, 2023/360 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Mağdurenin ve olayın tek tanığı olan ...'in beyanlarının çelişkili olduğuna, olayda zorlama olup olmadığı konusunda mağdure ve tanık beyanının çelişkili olduğuna, şüpheden sanığın yararlanması gerektiğine, ...'in beyanlarında sanığın eylemlerinin zorla olduğuna dair bir bilgi içermediğine, belirttiğine, eylemin sarkıntılık boyutunda kaldığına, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının haksız olduğuna, gerekçede rızanın varlığı veya yokluğu hususunda değerlendirme yapılmadığına, mağdurenin rızasının olduğuna, mağdurenin duruşmadaki; "... parkında bana sarılmış bir şekilde fotoğrafımız olabilir." ve "Dayımı telefonuma ilk aşkım diye kaydetmiştim." şeklindeki beyanları ile olaydan iki ay önce çekilmiş olan dosyadaki fotoğrafta sanık ile mağdurenin sevgili gibi sarılarak poz vermeleri, olay öncesinde akrabalık bağı ötesinde yakınlaşmış olduklarını gösterdiğine, bu durumun iki taraf arasında gerçekleşecek cinsel münasebetin rızasız olamayacağına ilişkin karine teşkil ettiğine, İlk Derece Mahkemesince gerekçesiz mahkûmiyet hükmü kurulduğuna, usul ve kanuna aykırı olarak tevsii tahkikat taleplerinin reddedildiğine, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Üst hadden indirimsiz ceza verilmesi ve katılan kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü "25.04.2007 doğumlu olan mağdurun suç tarihi itibariyle 15 yaş 5 aylık olduğu, ailesiyle birlikte Ankara’da yaşadıkları, sanığın mağdurun öz dayısı olup Ankara'da yaşadığı, iki ailenin yakın oldukları, bu yakınlık nedeniyle sık sık görüştükleri, zaman zaman sanığın yeğenleri ile gezmeye gittiği, 17.02.2022 tarihinde sanığın mağdur ... ile ... ...’nin kardeşi olan tanık ... ... ile gezmeye gittikleri, sanığın kullandığı araçta ön yolcu koltuğuna mağdur ... arka koltuğa ise tanık ... ...’in oturduğu, araçta bulundukları sırada sanığın mağdur ...’nin bacağının iç kısmına kıyafetleri üzerinden dokunup sıkma şeklinde okşadığı, mağdurun cinsel organına da kıyafeti üzerinden dokunduğu, mağdur ...’nin uyarması üzerine elini bir süre çektiği, sonrasında birlikte ... ... isimli parka gittikleri, parkta bulundukları sırada sanığın mağdur ...’nin elini omzuna atarak göğüs kısımlarına kıyafet üzerinden dokunduğu, sonrasında mağdur ... tanığı gece saat 23.00 sıralarında evine bıraktığı, 20.02.2022 tarihinde sanığın, mağdur ...’yi arayarak saat 21.00 sıralarında evinin önünden aldığı, birlikte yine araç ile Yenikent tarafına gittikleri, bu sırada sanığın yine eli ile mağdurun bacağının iç kısmına kıyafet üzerinden sıkma şeklinde dokunduğu, cinsel organına da parmağı ile kıyafet üzerinden dokunduğu, bacağına yatırarak elini kıyafet içerisine sokarak kalça ve cinsel organına iç çamaşırı üzerinden dokunduğu, bu dokunmaları ve okşamalarının arabada bulundukları süre boyunca sürdüğü, itiraz ettiğinde elini bir müddet çektiği, bacağından kalkmak isteyince ise kafasına vurduğunu sonrasında tekrar aynı şekilde dokunma ve okşamalarının devam ettiği, araçta bulundukları süre içerisinde sanığın mağdura sigara vererek içmesini sağladığı mağduru gece 00.00 sıralarında evine bıraktığı, olayın bu şekilde oluştuğunun kabul edildiği. Her ne kadar sanık soruşturma aşamasına suçlamaları kabul etmemiş ve bu eylemleri gerçekleştirmediğini iddia etmiş ise de kovuşturma aşamasında alınan beyanında mağdurun bacak ve kalça bölgesine çok kısa şekilde dokunduğunu beyan etmiştir. Yukarıda anlatıldığı biçimde olayın ortaya çıkış biçimi, iki aile arasında herhangi bir husumet olmaması, olayın adli makamlara yansıtılmasından önce dayısının tacizde bulunduğunu babasına anlatmış olması, tanık ... ...’in aşamalardaki beyanları ile anlatılanları doğrulaması, Olaydan sonra mağdurun telefon yazışmalarında dayısı olan sanığa yaptıklarından rahatsız olduğunu söylemesi, Mağdurla sanık arasında husumet bulunmaması, olayın doğal bir biçimde ortaya çıkması, mağdurun tüm aşamalarda ayrıntılı, samimi ve tutarlı anlatımda bulunması ve tüm dosya kapsamı karşısında sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemiştir. Mağdur suç tarihinde 15 yaşından büyük olup, atılı cinsel istismar suçuna ilişkin olarak ruhsal yönden kendisini savunabilecek durumda olduğu bu nedenle eylemlerin cebir, tehdit ya da iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin tartışılması gerekli olduğu. Mağdur ilk gün gerçekleşen olayda sanığın bacaklarını, cinsel organını okşadığı, uyarması üzerine elini çektiğini bir müddet sonra eylemine devam ettiği söylemiş, bu hareketlerin ani gelişen ve kısa süreli dokunmalar olması nedeniyle sarkıntılık boyutunda kaldığı değerlendirilmiştir. Mağdur ikinci gün ise zorla kafasını bacağına yatırdığını ve pantolonun içinden iç çamaşırın üstünden kalçasını ve cinsel organını ellediğini, kalkmaya çalıştığında ise kafasına vurarak bacağından kalkmasına izin vermediği, araçta bulundukları 21.00-00.00 saatleri arasında eylemlerin devam ettiği beyan etmiş, bu açıklamalar ışığında sanığın cebir kullanarak dayısı olmasından dolayı kendisinden korkan mağdurun direncini kolayca aşarak eylemlerini gerçekleştirdiği, sanığın mağdura karşı gerçekleştirdiği ikinci eylemin süresi ve eylemin devamlılığı dikkate alındığında TCK 103/1-1.maddesi kapsamında çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu, yukarıda sübutu kabul edilen diğer eylemlerin de aynı suç işleme kararı kapsamında gerçekleştirilen ve sarkıntılık düzeyinde kaldığı anlaşılan eylemler olduğu kabul edilmiş, sanığın eylemine uyan TCK 103/1-1.maddesi gereğince çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanığın bu suçu ablasının kızı olan mağdura karşı işlemesi nedeniyle verilen cezası TCK 103/3-c maddesi gereğince yarı oranında arttırılmıştır. Sanığın bu suçu zincirleme olarak işlemesi nedeniyle verilen cezası TCK 43 maddesi gereğince ihlal sayısının azlığı da dikkate alınarak alt orandan arttırılmıştır. Cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri lehine takdiri indirim nedeni göre sanık hakkında TCK 62. maddesi takdiren uygulanmıştır." şeklindedir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE 1. Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi ile tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdani kanıya ulaşıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, bu sebeple sanık müdafiinin sübuta, eksik incelemeye ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yönelik temyiz istemi yerinde görülmemiştir. 2. Mahkemece 5237 sayılı Kanun'un Cezanın belirlenmesi başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kriterler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen cezada orantılılık ilkesi göz önünde bulundurulmak suretiyle sanık hakkında kurulan hükümde, suçun işleniş biçimi, failin güttüğü amaç ve saik dikkate alınarak temel cezanın alt sınırdan belirlendiği anlaşıldığından hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 3. Sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirildiği ve yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye istinaden sanık hakkında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verildiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 4. 5271 sayılı Kanun'un 237 nci ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmediği anlaşıldığından hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 11.04.2023 tarihli ve 2023/340 Esas, 2023/360 Karar sayılı kararında sanık müdafi ve katılan Bakanılık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.10.2023 tarihinde karar verildi.