Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2023/8977 E. , 2023/6734 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/299 E., 2023/714 K. SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Ma
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2023/8977 E. , 2023/6734 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/299 E., 2023/714 K. SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığının 05.12.2022 tarihli iddianamesi ile suça sürüklenen çocuk (SSÇ) hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. 2. Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığının 05.12.2022 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. 3. Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.12.2022 tarihli ve 2022/721 Esas, 2022/647 Karar sayılı kararıyla dava dosyaları hakkında birleştirme kararı verilmiştir. 4. Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.01.2023 tarihli ve 2022/474 Esas, 2023/1 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun'un 6763 sayılı Kanun ile değişik 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi yollamasıyla 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının, birinci ve üçüncü cümleleri, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 18 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, suça sürüklenen çocuğun çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun'un 6763 sayılı Kanun ile değişik 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi yollamasıyla 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının, birinci ve üçüncü cümleleri, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 5. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 12.04.2023 tarihli ve 2023/299 Esas, 2023/714 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Sanık ... suça sürüklenen çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, üst sınırdan, takdiri indirim hükümleri uygulanmadan cezalandırılmaları gerektiğine, sanık hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanırken cezanın artırım oranının üst sınırdan takdir edilmesi gerektiğine, Kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara ilişkindir. B. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Sanık ... suça sürüklenen çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılmaları gerektiğine, ssç'nin kovuşturma aşamasındaki savunmasında çelişkiler olduğuna ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara ilişkindir. C. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İstemi Eksik tahkikat ve delillerin isabetsiz takdiri ile SSÇ'nin cezalandırılmasına yeter mahiyette, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil olmamasına mahkumiyet hükmü kurulduğuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesi ve masumiyet karinesinin nazara alınmadığına, mağdurenin beyanlarının çelişkili ve tutarsız olduğuna, eksik araştırma, eksik ve yetersiz gerekçe ile hüküm kurulmasının usul ve kanuna aykırı olduğuna, ssç'nin soruşturma aşamasındaki savunmaları ile kolluk tarafından tutulan tutanağı hukuka aykırı olduğuna ve itibar edilmemesi gerektiğine, tutanak mümzilerinin beyanlarının da çelişkili olduğuna, mağdurenin iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, delillerle desteklenmediğine, tanık beyanları ve raporlarla da çeliştiğine, SSÇ'nin beraatine karar verilmesi gerektiğine ve dilekçelerinde belirttikleri diğer hususlara ilişkindir. D.Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Eksik tahkikat ve delillerin isabetsiz takdiri ile sanığın cezalandırılmasına yeter mahiyette, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil olmamasına mahkumiyet hükmü kurulduğuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesi ve masumiyet karinesinin nazara alınmadığına, mağdurenin beyanlarının çelişkili ve tutarsız olduğuna, eksik araştırma, eksik ve yetersiz gerekçe ile hüküm kurulmasının usul ve kanuna aykırı olduğuna, zincirleme suç hükümleri uygulanırken alt sınırdan uzaklaşılarak gerekçesiz şekilde artırım oranı belirlendiğine, takdiri indirim hükümlerinin uygulanmadığına ve gerekçesinin belirtilmediğine, kabul anlamına gelmemekle birlikte mahkemece mağdurenin kemik yaşının tespit edilmediğine, mağdurenin iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, delillerle desteklenmediğine, tanık beyanları ve raporlarla da çeliştiğine, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ve dilekçelerinde belirttikleri diğer hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A.İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1. Suça Sürüklenen Çocuk Yönünden Yapılan Değerlendirme; mağdure ile suça sürüklenen çocuğun akraba olduğu ve suça sürüklenen çocuğun mağdurenin dayısı olduğu, mağdurenin 17.03.2009 doğum tarihli olduğu, mağdurenin soruşturma aşamasında ilk beyanının 13.06.2022 tarihinde alındığı, bu tarihte 8. Sınıfı yeni bitirmiş olduğu, yaz sonunda 9. Sınıfa geçeceğini belirttiği, ssç'nin eylemini geçen yıl gerçekleştirdiğini beyan ettiği, bu tarihinde 13.06.2021 tarihine tekabül ettiği ancak olay tarihinin tam olarak tespit edilemediği, bu nedenle mağdurenin 12 yaşını doldurduğu 17.03.2021 tarihinden önce olup olmadığı hususunun tam olarak tespit edilemediği, dolayısıyla ssç lehine yorumla mağdurenin olay tarihinde 12 yaşını doldurmuş olduğunun kabulü gerektiği, mağdurenin dayısı olan suça sürüklenen çocuğun cinsel organını çıkartarak mağdurenin ön ve arka cinsel organına sürttüğünü belirttiği, bu şekilde meydana gelen olayın ortaya çıkışının mağdurenin ilk önce olayı arkadaşı Ayşegül'e anlattığı daha sonra ise okuldaki öğretmenlerine anlattığı, olayı mağdureden ilk olarak dinleyen tanık B.K., "Dayısının kendisine dokunduğunu, öptü mü diye sorduğumuzda evet dediğini, evde yaptığını söylediğini ancak hangi evde yaptığını söylemediğini beyan ettiğini" belirttiği, ssç'nin gözaltına alınmasından hemen sonra 13.06.2022 tarihli tutanağa göre, suça sürüklenen çocuğun gözaltına alınmasına dair karar okunup, isnat edilen suç anlatıldıktan sonra ssç'nin kendi iradesi ile "Şeytana uyduğunu, yeğeni .... ile bir kez kendisini çağırmak için eve geldiğinde kıyafetlerini çıkararak kendi cinsel organını, yeğeni .... ön ve arka özel bölgesine sürttüğünü ancak içine sokmadığını itiraf etmiş ve beyanları sonrası ağlamaya başlamıştır." dediğinin belirtildiği, tutanak mümzileri Mahkemece tanık olarak dinlendiği ve beyanlarının tutanak içeriğini doğruladığı, yine suça sürüklenen çocuğun Kahta Cumhuriyet Başsavcılığında alınan ifadesinde "... ile aralarında herhangi bir ailevi problem bulunmadığını, herhangi bir husumet olmadığını, tarihini tam hatırlamamakla birlikte bundan yaklaşık 1 yıl önce ...'ın kendi evlerine geldiğini, ... geldiğinde evde ... ve kendisinden başka hiç kimsenin olmadığını, evdeyken ... ile arasında bir yakınlaşma olduğunu, gülüp eğlendiklerini, sonrasında ...'ın pijamasını çıkardığını, kendisinin de pantolonunu çıkardığını, cinsel organı ile ...'ın özel bölgesine dokunduğunu, sürtünme şeklinde bir eylem olduğunu, başkaca ...'a herhangi bir eylemi olmadığını, ...'ın ifadesinde bahsettiği gibi kesinlikle arka özel bölgesine organ sokmak suretiyle herhangi bir eylemde bulunmadığını, aralarındaki cinsi yakınlaşmanın 5-10 saniyelik bir olay olduğunu, bu eylem esnasında ...'ın da rızasının olduğunu, ...'ın bu olayı kimlere anlattığı konusunda herhangi bir fikrim bulunmadığını, bu olaydan dolayı pişman olduğunu, olayı bütün samimiyetiyle anlattığını" beyan ettiği, suça sürüklenen çocuğun alınan bu beyanının olayın sıcağı ile alındığı, olayın sıcağı sıcağına verdiği Kahta Cumhuriyet Başsavcılığı'ndaki ifadesinde pişman olduğunu, organ sokma olmadığını, bu şekilde ikrar ettiğini, ssç'nin anlatımının, mağdurenin 13.06.2022 tarihli beyanı ile büyük ölçüde uyumlu olduğu, olayın gerçekleşme şekli itibariyle de aynı şekilde anlattığı, yine mağdurenin anne ve babası olan .... ve ....'nin olayın sıcağı ile alınan 13.06.2022 tarihli beyanlarında "Benim kızım asla yalan söylemez, böyle bir olay başına gelmeseydi hayatta anlatmazdı, ...'ın anlattığı her şey gerçektir, ben kızıma güveniyorum" şeklinde beyanda bulundukları, mağdure her ne kadar 29.06.2022 tarihinde "Şikayetinden vazgeçtiğini, dayıları ile aralarında kötü bir şey olmadığını, dayılarının kendisine normal bir şekilde sarıldığını" beyan etmiş ise de toplum baskısı, olayın aile içi bir olay olması, tarafların çok yakın akraba olması, olayın daha fazla duyulmaması ve ceza durumu oluşmaması için bu şekilde beyanda bulunmuş olduğu, nitekim 04.07.2022 tarihli Adli Görüşmeci raporunda da mağdurenin 29.06.2022 tarihli beyanının güvenilir olmadığının belirtildiği, yine mağdurenin 15.12.2022 tarihinde Mahkemece adli görüşme uzmanı aracılığı ile alınan beyanında adli görüşme uzmanının sorduğu "... Sen de benim başıma böyle bir olay geldi, ben de anlatayım mı diye düşündün?" şeklinde sorduğu, mağdurenin de "Evet" anlamında başını salladığı, adli görüşme uzmanının bunun üzerine "Kafanı sallıyorsun bu evet mi demek oluyor" şeklinde sorduğu ve mağdurenin de cevaben "Evet" dediğinin görüldüğü, yine mağdurenin olayın yaşandığını bir kez daha beyan ettiğinin görüldüğü, mağdurenin vermiş olduğu 29.06.2022 tarihli beyanının aile ve toplum baskısı üzerine vermiş olduğu kanaatine varılmış, suça sürüklenen çocuğun her ne kadar kendisine iftira atıldığını beyan etse de, mağdure ve ssç'nin arasında tarafların beyanları ile de sabit olduğu üzere herhangi bir husumet bulunmadığı, suça sürüklenen çocuğun olayın sıcağı ile Kahta Cumhuriyet Başsavcılığı'nda vermiş olduğu ifadesi ile mağdurenin anlatımın birbiri ile uyumlu olduğu, suça sürüklenen çocuğun Mahkemece alınan savunmasında ilk ifadesini korku ve baskı altında verdiğini, jandarmanın kendisine vurmaya başladığını bu nedenle o şekilde beyanda bulunduğunu belirtmiş ise de, ssç'nin alınan gözaltına giriş ve çıkış raporunda herhangi bir darp cebir izine rastlanmadığının belirtildiği görülmüş ve bu şekildeki savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu anlaşılmıştır. 2. Suça sürüklenen çocuk hakkında her ne kadar 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle dava açılmış ise de; suça sürüklenen çocuğun Kahta Cumhuriyet Başsavcılığında olayın sıcağı ile vermiş olduğu beyanında kendi cinsel organını mağdurenin cinsel organına sürtündüğü, olayın bu şekilde olduğunu belirttiği, kesinlikle organ sokma olmadığını belirttiği, tutulan tutanak içeriği ile suça sürüklenen çocuğun Kahta Cumhuriyet Başsavcılığında vermiş olduğu beyanı ile uyumlu olduğu, mağdurenin dayısı olan ssç'nin düğüne çağırmak için gittiği, bu sırada evde kimsenin olmadığı, daha sonra suça sürüklenen çocuğun mağdurenin üzerindeki kıyafetleri çıkardığı, kendi alt kısmındaki kıyafetlerini çıkardığı, kendi cinsel organını mağdurenin arka cinsel bölgesine sürtündüğü, eylemi bu şekilde devam ettirdiği, mağdurenin ve suça sürüklenen çocuğun olayın sadece bir kez olduklarını beyan ettiği, suça sürüklenen çocuğun mağdurenin cinsel organlarını okşama, kendi cinsel organını çıkartarak mağdurenin cinsel organına sürtme ve boşalma şeklinde ani, kesintili olmayan eylemiyle olayı gerçekleştirdiği, mağdurenin kovuşturma evresinde alınan adli raporunda mağdurenin bahsettiği eylemi sürtme şeklinde tariflediği, mağdurenin 12 yaşını doldurduğu 17.03.2021 tarihinden önce olup olmadığı hususunun tam olarak tespit edilememesi nedeniyle şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince suça sürüklenen çocuğun lehine değerlendirilerek çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği, suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçun 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde tanımlanan suçu oluşturduğu anlaşılarak hakkında bu suçtan takdiren alt sınırdan cezalandırılmasına karar verilmiştir. Suça sürüklenen çocuğun üçüncü derece kan hısımı (yeğeni) olan mağdureye karşı suçu işlemiş olduğu anlaşıldığından verilen cezanın aynı Kanun'un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi gereğince yarı oranında artırılmış, ssç'nin suç tarihi itibariyle 15 yaşını doldurmuş ancak 18 yaşını doldurmamış olması sebebiyle aynı Kanun'un 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca cezasından 1/3 oranında indirim yapılmış, aynı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sabıkasız geçmişi, verilen cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alınarak ssç'ye verilen cezadan takdiren 1/6 oranında indirim yapılmıştır. Suça sürüklenen çocuğun suç tarihinde 15-18 yaş aralığında olup yargılama aşamasında 18 yaşını doldurmuş olması sebebiyle Sosyal İnceme Raporu alınmamıştır. 3. Sanık Yönünden Yapılan Değerlendirme; mağdure ile sanığın akraba olduğu ve sanığın mağdurenin dayısı olduğu, mağdurenin 17.03.2009 doğum tarihli olduğu, soruşturma aşamasında ilk beyanının 13.06.2022 tarihinde alındığı, bu tarihte 8. Sınıfı yeni bitirmiş olduğu, yaz sonunda 9. Sınıfa geçeceğini belirttiği, sanığın eylemlerinin 6. Sınıfta iken başladığını, bu dönemin 2019 yılının son 4 ayları ile 2020 yılının ilk 6 aylarına tekabül ettiği, suç tarihi itibariyle mağdurun 12 yaşından küçük olduğunun anlaşıldığı, mağdurenin 6. Sınıfa giderken (2019) annesi ile birlikte dayısı olan sanığın evlerine gittiği, mağdurenin ders çalışmak için ayrı bir odaya gittiği, daha sonra sanığın da odaya geldiği, o odada sadece sanık ile mağdurenin olduğu, daha sonra sanığın mağdureye kıyafet üzerinde dokunduğu, daha sonra mağdurenin kıyafetlerini çıkardığı, sanığın da kendi kıyafetlerini çıkardığı, daha sonra mağdureyi yere yüzüstü yatırdığı ve kendisinin ve üzerine uzandığı, kendi cinsel organını mağdurenin cinsel organına sürtündüğü, eylemlerini bu şekilde devam ettirdiği, bu eylemlerin ayda iki kez tekrarlandığı, sürtme eyleminin en son 2021 yılında olduğunu, ancak ifade tarihinden 1 ay öncesinde sanığın kendisine sarılarak özlediğini belirttiği, bu son eylemin de cinsel amaçla yapıldığı, dolayısıyla sanığın eylemlerini 2019-2022 arası dönemde fırsat buldukça devam ettirdiği, her ne kadar sanık suçlamaları kabul etmemiş ise de; mağdurenin soruşturma evresinde Çocuk İzlem Merkezi'nde (ÇİM) alınan beyanlarının yukarıda anlatıldığı şekilde suça sürüklenen çocuğun olan diğer dayı tarafından doğrulandığı, bu kapsamda mağdurenin beyanlarının doğru olduğu ve kül halinde itibar edilmesi gerektiği, mağdurenin daha sonra Adli Tıp Muayenesi'nde olayı doğrulamasına rağmen, daha sonra inkara dönük beyanlarının aile ve toplum baskısı üzerine vermiş olduğu kanaatine varılmış, sanık her ne kadar kendisine iftira atıldığını beyan etse de, mağdure ve sanık arasında tarafların beyanları ile de sabit olduğu üzere herhangi bir husumet bulunmadığı, sanığın kovuşturma evresinde mağdurenin kendisi ile zıtlaştığını bu nedenle kendisine iftira atıldığını beyan etmiş ise de mağdure ile sanık arasında iftira atmasını gerektirecek bir neden bulunmadığı, sanığın ilk ifadelerinde de bundan bahsetmediği, bilakis mağdurenin yeğeni olması nedeniyle onu sevip öptüğünü belirttiği, dolayısıyla sanığın kovuşturma evresi bu savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu anlaşılmıştır. 4. Sanık hakkında her ne kadar 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle dava açılmış ise de; mağdure hakkında Adli Tıp Kurumu tarafından tanzim edilen "13.06.2022 tarihli raporunda da Hymende yeni veya eski yırtık saptanmadığı, hymenin intakt(sağlam) olduğunun belirtildiği" yine mağdure hakkında alınan 19.12.2022 tarihli raporda "Hymenin yırtılmaksızın duhule müsait olmadığı, eski ya da yeni travmatik değişim, yırtık, nedbe izlenmedi, intakt bakire olarak izlendi." şeklinde olduğunun belirtildiği görülmüş, mağdurenin kovuşturma evresinde alınan adli raporu sırasında eylemleri sürtme şeklinde tariflediğinin anlaşıldığı, tüm dosya kapsamı taraf beyanları, adli tıp raporları birlikte değerlendirildiğinde; mağdurenin 6. Sınıfa giderken annesi ile birlikte dayısı olan sanığın evlerine gittiği, mağdurenin ders çalışmak için ayrı bir odaya gittiği, daha sonra sanığın da odaya geldiği, o odada sadece sanık ile mağdurenin olduğu, daha sonra sanığın mağdureye kıyafet üzerinde dokunduğu, daha sonra mağdurenin kıyafetlerini çıkardığı, sanığın da kendi kıyafetlerini çıkardığı, daha sonra mağdureyi yere yüzüstü yatırdığı ve kendisinin ve üzerine uzandığı, kendi cinsel organını mağdurenin cinsel organına sürtündüğü, eylemlerini bu şekilde devam ettirdiği, bu eylemlerin ayda iki kez tekrarlandığı, sürtme eyleminin en son 2021 yılında olduğunu, ancak ifade tarihinden 1 ay öncesinde sanığın kendisine sarılarak özlediğini belirttiği, bu son eylemin de cinsel amaçla yapıldığı, dolayısıyla sanığın eylemlerini 2019-2022 arası dönemde fırsat buldukça devam ettirdiği, sanığın mağdureye yönelik bir suç işleme kararının icrası kapsamında 12 yaşından küçük mağdur çocuğa karşı değişik tarihlerde birden fazla kez mağdurun cinsel organlarını okşama, kendi cinsel organını çıkartarak mağdurenin cinsel organına sürtme ve boşalma şeklinde ani, kesintili olmayan eylemleriyle 12 yaşından küçük çocuğun basit cinsel istismarı suçunu işlediği, sanığın üzerine atılı suçun 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci-üçüncü cümlelerinde tanımlanan suçu oluşturduğu anlaşılarak sanık hakkında bu suçtan takdiren alt sınırdan cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanığın üçüncü derece kan hısımı (yeğeni) olan mağdureye karşı suçu işlemiş olduğu anlaşıldığından verilen cezanın aynı Kanun'un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi gereğince yarı oranında artırılması cihetine gidilmiştir. Sanığın eylemini değişik tarihlerde birden fazla kez yapmış olduğu anlaşıldığından sanık hakkında zincirleme suç hükümlerine göre, yaklaşık 3 yıllık süre boyunca fırsat buldukça, ortalama ayda 2 kez şeklinde tariflenen eylem sayısı dikkate alınarak cezasından aynı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren 1/2 oranında artırım yapılmıştır. Aynı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanığın sabıkasız geçmişi, verilen cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri göz önüne alınarak sanığa verilen cezadan takdiren 1/6 oranında indirim yapılmıştır. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olaylar ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği kabul edilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık ... suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanı kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, 5271 sayılı Kanun'un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve Devletin kanundan kaynaklanan koruma yükümlülüğünü yerine getirmesi nedeniyle vekalet ücretine hükmedilmemesi de yerinde olduğundan, 5271 sayılı Kanun'un 288 ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289 uncu maddesinde sayılı kesin hukuka aykırılık halleri ve temyiz dilekçelerinde belirtilen nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 12.04.2023 tarihli ve 2023/299 Esas, 2023/714 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekili, katılan mağdure vekili ile sanık ... suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.10.2023 tarihinde karar verildi.