Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2023/9301 E. , 2023/7098 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/4 E., 2023/115 K. SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan ve düzeltilerek esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesinc
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2023/9301 E. , 2023/7098 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/4 E., 2023/115 K. SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan ve düzeltilerek esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Siirt 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.09.2022 tarihli ve 2022/234 Esas, 2022/292 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi ve dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 61 inci maddesinin yedinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (f) bendi, 109 uncu maddesinin beşinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 31.01.2023 tarihli ve 2023/4 Esas, 2023/115 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükme yönelik sanık müdafileri ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükme yönelik istinaf başvurularının kabulüyle hükmün kaldırılarak atılı suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle beraatine hükmedilmek suretiyle 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 18.06.2023 tarihli ve 9-2023/63095 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Bakanlık Vekilinin İstemi Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismar suçundan takdiri indirim uygulanması ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraat hükmü kurulmasının hukuka aykırı olduğuna, katılan kurum lehine vekalet ücreti tayin edilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Mağdurenin çelişkili ve hayatın olağan akışına aykırı anlatımlarda bulunduğuna, mağdurenin soyut beyanları dışında delil bulunmadığına, adli tıp kurumu raporunun mağdureyi doğrulamadığına, şikâyetçi Mahmut'un duruşma beyanında sanık ile mağdurenin eve gitmediklerini beyan ettiğine, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Mahkemece ''..Sanık aşamalardaki savunmalarında özetle, hakkındaki suçlamaları kabul etmemiştir. Ancak mağdurun aşamalarda alınan beyanında olay öyküsüne ilişkin istikrarlı anlatımlarda bulunduğu ve ayrıca mağdur anlatımlarının oldukça detaylı ve samimi olduğu görülmüştür. Diğer taraftan mağdur ile sanık amca çocukları olup, aralarında herhangi bir husumet veyahut suç isnadını gerektirecek bir sebep bulunmamaktadır. Bu husus tarafların da kabulündedir. Öte yandan 1. olay sonrasında mağdurun annesinin 'kızımın ... ile birlikte eve gitmesinden sonra hal ve hareketlerinde bir değişiklik olduğunu hissettim' şeklinde 20.09.2021 tarihinde soruşturma aşamasında beyanda bulunduğu görülmüştür. Mağdurun annesinin bu beyanı da mağdurun anlatımlarını destekleyici mahiyettedir. Yine dosya arasında mevcut olan ve mağdura ilişkin Siirt ATK tarafından düzenlenen raporda; Hymenin ince yapıda ve duvara yakın yerleşimli olmasından dolayı esnek yapıda olduğu, Anal muayenede anal sfinkter tonusun azaldığına rastlanılmış olup, bunun fiili livataya delalet edecek bulgu niteliğinde olduğunun belirtilmiştir. Söz konusu adli tıp raporu mağdurun anlatımlarını destekleyici mahiyette görülmüş ve sanığın mağdur ile anal ve vajinal yoldan ilişkiye girdiği heyetimizce kabul edilmiştir. Her ne kadar sanık müdafii tarafından mağdurun bakire olduğu gerekçe gösterilerek anlatımlarının gerçek dışı olduğu iddia edilmiş ise de, ATK raporundan da anlaşılacağı üzere mağdurun kızlık zarının esnek yapıda olduğu, dolayısıyla cinsel ilişki sonucu yırtılmaya müsait olmadığı, bu sebeple bakire olmasının tek başına anlatımlarını gerçek dışı olduğuna delil teşkil etmeyeceği anlaşılmış ve sanık müdafiinin bu yöndeki savunmasına itibar edilmemiştir. Diğer taraftan 27.09.2021 tarihli Psikolog Adli Görüşmecinin sunduğu raporda; mağdurun yaşamış olduğu olayları nesirsel olarak anlatabildiği, mağdurun vermiş olduğu cevaplardan cinsel istismara maruz kaldığı kanaatine varıldığının belirtildiği, bu nedenle dosya kapsamında yer alan ve anlatımda yer verilen delillerin mağdurun aşamalardaki anlatımlarıyla uyumlu olduğu görülmektedir. Tüm bu sebeplerle sanık savunmasına heyetimizce itibar edilmemiştir. Yapılan yargılama, toplanan deliller, iddianame içeriği, sanık savunması, mağdur ve katılan anlatımları, 23/09/2021 tarihinde Siirt Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen rapor, 27/09/2021 tarihli Adli Görüşme Değerlendirme Raporu ile tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; Sanığın, ilk olayda mağduru vajinal ve anal yoldan organ sokmak suretiyle istismar ettiği, sanığın istismar eylemlerini gerçekleştirirken "seni öldürürüm, keserim" demek suretiyle tehdit ettiği, Sanığın, ikinci olayda mağduru vajinal ve anal yoldan organ sokmak suretiyle istismar ettiği, sanığın istismar eylemlerini gerçekleştirirken "bu olaydan kimseye bahsedersen seni öldürürüm" demek suretiyle tehdit ettiği, heyetimizce kabul edilmiştir. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma eylemine yönelik yapılan değerlendirmede; Oluş ve kabulde belirtildiği üzere sanığın birinci olayda mağduru boş bir eve götürdüğü ve ikinci olayda odaya kapattığı söz konusu eylemler nedeniyle, cinsel eylemini gerçekleştirdiği süreç içerisinde cebir ve tehdit kullanarak bir yere gitmek hürriyetinden yoksun bırakılan 18 yaşından küçük mağdur ... ÖREN'e yönelik "Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma" suçuna uyan 5237 sayılı TCK 109/2 Maddesi gereğince cezalandırılmasına ...'' şeklindeki gerekçeyle hüküm kurulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmamış, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun kanuni unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilerek beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ve istinaf başvurularının kabulüyle hükmün kaldırılarak sanığın beraatine hükmedilmek suretiyle düzeltilerek esastan red kararı verilmiştir. IV. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun'un 210 uncu maddesinin birinci fıkrasında “Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez.”, aynı Kanun'un 217 nci maddesinin birinci fıkrasında ise “Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdani kanaatiyle serbestçe takdir edilir.” hükümlerine yer verilmiştir. 2. Bu kapsamda İlk Derece Mahkemesince olayın tek tanığı konumunda bulunan mağdurenin duruşmaya getirtilerek, iddiaya konu hususlarla ilgili dinlendikten sonra, mümkün olmadığı taktirde Adli Görüşme Odasında alınan savcılık beyanına ait görüntüler izlenerek sanık ve müdafinden diyecekleri sorulduktan sonra, sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, mağdure duruşmaya davet edilmeden, aşamalarda alınan ifadesi duruşmada izlenmeden atılı suçlardan mahkûmiyetine karar verilmesi karşısında, sanık hakkında kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurularının kabulü yerine, yazılı şekilde esastan ve düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi nedeniyle hukuka aykırılık bulunmuştur. 3. Yukarıda açıklanan bozma nedenine göre Tebliğnamede onama isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 31.01.2023 tarihli ve 2023/4 Esas, 2023/115 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Siirt 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.11.2023 tarihinde karar verildi.