Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2023/9568 E. , 2023/8682 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/368 E., 2023/336 K. SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi kararı TEMYİZ EDENLER : Suça sürüklenen çocuk müdafii, katılanlar vekili, katılan Bakanlık vekili TEBLİ
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2023/9568 E. , 2023/8682 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/368 E., 2023/336 K. SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi kararı TEMYİZ EDENLER : Suça sürüklenen çocuk müdafii, katılanlar vekili, katılan Bakanlık vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: Suça sürüklenen çocuk müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Antalya Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.11.2022 tarihli ve 2022/104 Esas, 2022/150 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk ...'ın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile 62 nci maddesi uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi, 13.03.2023 tarihli ve 2023/368 Esas, 2023/336 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik suça sürüklenen çocuk müdafii, katılan Bakanlık vekili, katılanlar vekili, o yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İstemi Mağdurenin duruşmada ezberlenmiş cevaplar verdiğine, eylemin zorla gerçekleştiğine dair beyanlarının tanık beyanlarıyla doğrulanmadığına, intikalin geç oluşuna, şikayetçinin olayın delili konumunda olan prezervatifleri saklayıp intikali hemen gerçekleştirmemesinin kötü niyetli şekilde ileriye dönük maddi kazanç sağlama, kullanma amacı olduğuna, mağdurenin cinsel ilişkinin dört kere yaşandığına dair beyanlarının da gerçeği yansıtmadığına, şikayetçinin suça sürüklenen çocuk ile mağdurenin görüşmelerini bildiğine, tanık ...'ın yönlendirilmiş bir beyanı olmadığına, tanığın dahi mağdureyi on beş yaşında olduğunu bildiğine, Mahkemenin mağdurenin yaşı konusundaki gözlemin yetersiz ve yanlış olduğuna, yaş tespitinin duruşmalı yapılacak incelemede gözle tespit edilmesi gerektiğine, tanık Azad ...'ın dinlenmesi gerektiğine, tahliye ve kararın bozulması talebine ilişkindir. B. Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemi Suça sürüklenen çocuk hakkında takdiri indirim nedenlerinin uygulanmaması gerektiğine, gerekçesiz olduğuna, kararın suça sürüklenen çocuk aleyhine bozulması talebine ilişkindir. C. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Suça sürüklenen çocuğun indirim uygulanmaksızın üst sınırdan cezalandırılması gerektiğinden kararın aleyhine bozulması talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Suça sürüklenen çocuk ile mağdurenin sevgili oldukları, mağdurenin annesi tarafından dosyaya sunulan ve suça sürüklenen çocuk tarafından da kabul edilen mesaj içeriklerinde suça sürüklenen çocuk ile mağdurenin cinsel ilişkiye girme hususunda ve prezervatif edinme konusunda konuştukları, mağdurenin annesi tarafından soruşturma aşamasında sunulan prezervatif içeriğindeki dokuların suça sürüklenen çocuk ile uyumlu olduğunun Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı tarafından düzenlenen Uzmanlık Raporu ile tespit edildiği, ayrıca soruşturma aşamasında mağdure hakkında alınan rapor içeriğinde mağdurenin vücuduna organ veya cisim sokulduğuna dair kesin bulgunun tespit edildiği, suça sürüklenen çocuğun da hem soruşturma hem de kovuşturma beyanlarında mağdure ile cinsel ilişkiye girdiğini ikrar ettiği anlaşılmakla mağdure ile suça sürüklenen çocuğun cinsel ilişkiye girdikleri hususunun sabit olduğu, suça sürüklenen çocuk soruşturma aşamasında mağdure ile farklı tarihlerde birden fazla kez cinsel ilişkiye girdiğini kabul etmesine karşın, kovuşturma aşamasındaki savunmalarında yalnızca bir kez mağdure ile cinsel ilişkiye girdiğini savunduğu görülmüştür. Suça sürüklenen çocuk müdafii bu hususta, suça sürüklenen çocuğun aslında soruşturma aşamasında da bir kez cinsel ilişkiye girdiğini söylemesine rağmen mağdure beyanlarının aynen kopyalanarak suça sürüklenen çocuğun ifadesinin alınması ve ifadesi sırasında hazır olan müdafiinin önünde ifade ekranının açık olmaması nedeniyle suça sürüklenen çocuk beyanlarının bu şekilde geçtiğini, soruşturma ve kovuşturma beyanları arasında bu yönden bir çelişki olmadığını savunmakta ise de, ifade evrakının müdafii ve suça sürüklenen çocuk tarafından ıslak imza ile imzalandığı suça sürüklenen çocuğun ayrıca müdafii eşliğinde sorgu hakimliğinde de soruşturma ifadesi ile benzer içerikte savunmalarda bulunduğu, dolayısıyla belirtilen şekilde bir çelişki olması halinde ifadelerin esaslı olarak değişmesi nedeniyle fark edilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, kaldı ki mağdurenin aşamalardaki beyanlarının da kendi içerisinde istikrarlı, uyumlu olup, suça sürüklenen çocuğun soruşturma aşamasındaki savunmaları ve dosya kapsamı ile de örtüştüğü, dosyaya sunulan suça sürüklenen çocuk ile mağdure arasındaki mesaj içerikleri ile de suça sürüklenen çocuğun soruşturma beyanlarının daha uyumlu olduğu, dolayısıyla bu yönden suça sürüklenen çocuk ve müdafiinin savunmalarına itibar edilemeyeceği nazara alınarak suça sürüklenen çocuk ile mağdurenin farklı tarihlerde birden fazla kez cinsel ilişkiye girdikleri suça sürüklenen çocuğun savunmalarında, mağdurenin on beş yaşından büyük olarak bildiğini savunduğu, yine tanık ... ...'ın da beyanlarında mağdurenin suça sürüklenen çocuğa on yedi yaşında olduğunu söylediğini ifade ettiği görülmekte ise de, suça sürüklenen çocuğun soruşturma beyanında mağdurenin ... Ortaokulu 8. sınıfa gittiğini beyan ettiği, ancak kovuşturma beyanlarında Lise 3. sınıf öğrencisi olduğunu beyan ettiği, ancak suça sürüklenen çocuğun soruşturma beyanları doğrultusunda mağdurenin ortaokul öğrencisi olduğunu bildiğinin anlaşıldığı, suça sürüklenen çocuk ile mağdure arasında 4 yıla yakın yaş farkının bulunduğu, mağdureden büyük olan suça sürüklenen çocuğun ortaokuldaki bir öğrencinin on beş yaşından büyük olmayacağını bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, Mahkemece olaydan yaklaşık 8 ay sonra yapılan gözlemde dahi mağdurenin on beş yaşından küçük göründüğü kanaatine ulaşıldığı, mağdurenin on yedi yaşında olduğunu söylediği hususunun mağdure tarafından da doğrulanmadığı, tanık ... ...'ın beyanlarının ise açıklanan hususlar ışığında tek başına suça sürüklenen çocuğu doğrulamayacağı, suça sürüklenen çocuk müdafiince dosyaya sunulan sosyal medya fotoğraflarında mağdurenin on beş yaşından büyük gösterdiği iddia edilmiş ise de, sosyal medya uygulamalarında kullanılan filtrelerin gerçek görüntüleri farklı gösterebildiği, bu nedenle Mahkemece duruşma sırasında yapılan gözlemin önüne geçemeyeceği, mağdurenin getirilen kayıtlara göre hastane doğumlu olması nedeniyle ayrıca bir kemik yaşı araştırmasına gerek kalmadığı, mağdurenin suç tarihlerinde on beş yaşından küçük olması sebebiyle olaya ilişkin rızasının hukuken geçerli olmayacağı anlaşılmakla, suça sürüklenen çocuğun savunmalarına Mahkemece bu yönden itibar edilmeyerek suça sürüklenen çocuk hakkında hata hükümleri uygulanmamış, mahkumiyet hükmü kurulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediğinden istinaf talepleri hükümden ''3-Yargıtay 8. Ceza dairesinin 29/06/2021 tarih 2021/12169 Esas 2021/17066 karar sayılı ilamı doğrultusunda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının davaya katılması doğrudan ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin bir zorunluluk olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevi olduğundan CMK.nun 237. Maddesi uyarınca katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının söz konusu olmaması nedenleriyle Katılan Kurum lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına," ibaresinin çıkarılarak yerine: "3-Katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir edilen 17.400,00 TL vekalet ücretinin suça sürüklenen çocuktan tahsili ile katılan kuruma verilmesine'' ibaresinin eklenerek düzeltilerek esastan reddedilmiştir. IV. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, suça sürüklenen çocuk müdafii, katılanlar vekili ve katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiş, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 13.03.2023 tarihli ve 2023/368 Esas, 2023/336 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuk müdafii, katılanlar vekili, katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Antalya Çocuk Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.12.2023 tarihinde karar verildi.