Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2024/1277 E. , 2025/565 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/46 E., 2023/395 K. SUÇ : Cinsel saldırı HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi, sanık müdafilerinin duruşmalı inceleme talepl
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2024/1277 E. , 2025/565 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/46 E., 2023/395 K. SUÇ : Cinsel saldırı HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi, sanık müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, hükmedilen ceza miktarlarına göre 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde cinsel saldırı suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık Müdafilerinin Temyiz İstemleri Sanığın samimi ve tutarlı savunmalarda bulunduğuna, olayın intikalinin geç ve boşanma davası açıldıktan sonra gerçekleştiğine, ceza verilmesine sebep olan raporun darp ve cebir şikayeti üzerine olaydan yaklaşık 36 saat sonra düzenlendiğine, aleyhte olduğu kabul edilen doktor raporunun hükme esas alınmaması gerektiğine, uzman mütalaasına göre söz konusu bulguların hamilelikten kaynaklanmış olduğuna, eksik araştırmayla karar verildiğine, boşanma davasında katılan mağdurenin sanıktan boşanmak istememesinin olayın sübut bulmadığını gösterdiğine, katılan mağdurenin anlatımlarının çelişkili ve istikrarsız olduğuna, katılan mağdurenin olay günü sanıkla rızayla cinsel ilişki yaşadığına ve buna dair video kaydının dosyada mevcut olduğuna, tanık anlatımlarının sanığın lehine olduğuna, mahkemenin gerekçesi ve kabulünün olayla uyuşmadığına, olayın sübut bulmadığına, sanığa ek savunma verilmeden hüküm kurulduğuna, içtihatlara göre eşe karşı cinsel saldırı suçunun oluşmasının hukuken mümkün olmadığına ve sanık hakkında her türlü şüpheden uzak kesin inandırıcı delil bulunmaması sebebiyle hükmün sanık lehine bozulması gerektiğine ilişkindir. B. Katılan Mağdure Vekillerinin Temyiz İstemleri Sanığın eylemlerinin nitelikli cinsel saldırı suçunu oluşturduğuna, tanık anlatımlarının katılan mağdureyi doğruladığına, dosya arasında bulunan doktor raporunun eylemin nitelikli şekilde gerçekleştiğini kanıtladığına, katılan mağdure anlatımlarının istikrarlı ve çelişkisiz olduğuna, uzman mütalaasının da eylemin nitelikli cinsel saldırı boyutunda olduğunu desteklediğine, içtihatlara göre sanığın eyleminin nitelikli cinsel saldırı suçunu oluşturduğuna, katılan mağdurenin olay sırasında 8 aylık hamile oluşu nazara alındığında temel cezanın alt sınırdan belirlenmesi ile takdiri indirimin uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna bu konuda ilk derece mahkemesince muhalefet şerhiyle karar verildiğine, mahkemece delillerin değerlendirilmesinde ve suç vasfının tayininde hataya düşüldüğüne ve hükmün sanık aleyhine bozulması gerektiğine ilişkindir. C. Katılan Bakanlık Vekilinin İstemi Özetle, suç vasfının tayininde hataya düşüldüğüne, eylemin nitelikli cinsel saldırı suçunu oluşturduğuna, temel cezanın alt sınırdan belirlenmesi ile takdiri indirimin uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna ve hükmün sanık aleyhine bozulması gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde cinsel saldırı suçundan neticeten 4 yıl 2 ay hapis cezası ile mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) "Cinsel saldırı" başlığını taşıyan 102. maddesi; "1) Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 2) Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle işlenmesi durumunda, yedi yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlıdır. 3) Suçun; a) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, b) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı, d) Silâhla veya birden fazla kişi tarafından birlikte, İşlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilen cezalar yarı oranında artırılır. 4) Suçun işlenmesi sırasında mağdurun direncinin kırılmasını sağlayacak ölçünün ötesinde cebir kullanılması durumunda kişi ayrıca kasten yaralama suçundan dolayı cezalandırılır. 5) Suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması hâlinde, on yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. 6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur." şeklinde iken, 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 58. maddesi ile yapılan değişiklik sonucu; "(1) Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. (2) Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlıdır. (3) Suçun; a) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, b) Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından, d) Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte, e) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, İşlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilen cezalar yarı oranında artırılır. (4) Cinsel saldırı için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. (5) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur" hâlini almıştır. Cinsel dokunulmazlık, kişilerin vücudu üzerinde cinsel davranışlarda bulunulması suretiyle ihlâl edilir. Suçun temel şekline ilişkin maddi unsuru, kişinin vücudu üzerinde gerçekleştirilen, cinsel arzuları tatmin amacına yönelik ve fakat cinsel ilişkiye varmayan cinsel davranışlar oluşturmaktadır. Suçun oluşması için, gerçekleştirilen hareketlerin objektif olarak şehevi nitelikte bulunmaları yeterlidir; failin şehevi arzularının fiilen tatmin edilmiş olması gerekmez. Suçun temel şekline ilişkin olarak soruşturma ve kovuşturmanın yapılması, mağdurun şikayetine bağlı tutulmuştur. Maddenin ikinci fıkrasında, cinsel saldırının vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi, bu suçun nitelikli hali olarak tanımlanmıştır. Suçun bu nitelikli hali için, vücuda vajinal, anal veya oral yoldan organ veya sair bir cismin ithal edilmesi gerekir. Bu bakımdan vücuda penis ithal edilebileceği gibi, vajinal veya anal yoldan cop gibi sair bir cisim de ithal edilebilir. Bu bakımdan, söz konusu suçun temel şeklinin aksine, bu fıkrada tanımlanan nitelikli halinin oluşabilmesi için, gerçekleştirilen davranışın cinsel arzuların tatmini amacına yönelik olması şart değildir. Madde ile ilgili yasa gerekçesi "Cinsel saldırı suçunun nitelikli halini oluşturan bu fiiller, eşe karşı da işlenebilir. Evlilik birliği, eşlere sadakat yükümlülüğünün yanı sıra, karşılıklı olarak birbirlerinin cinsel arzularını tatmin yükümlülüğü de yüklemektedir. Buna karşılık, evlilik birliği içinde bile, cinsel arzuların tatminine yönelik talepler açısından tıbbi ve hukuki sınırların olduğu muhakkaktır. Bu sınırların ihlali suretiyle eş üzerinde gerçekleştirilen ve cinsel saldırı suçunun nitelikli halini oluşturan davranışlar, ceza yaptırımını gerekli kılmaktadır. Ancak, bu durumda soruşturma ve kovuşturmanın yapılması, mağdur eşin şikayetine bağlı tutulmuştur." şeklindedir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde eylem sırasında sanık ile katılan mağdurenin resmi nikahlı eş oldukları ve aralarında suç tarihi itibarıyla evlilik birliğinin bozulduğunu gösteren herhangi bir ayrılık veya uzaklaştırma kararının bulunmadığı nazara alındığında eşe karşı işlenen cinsel suçlarda eylemin sadece nitelikli halinin 5237 sayılı Kanun'un 102/2. maddesinin ikinci cümlesine göre düzenlendiği ve bu suçun takibinin şikayete bağlı olduğu, aynı Kanun'un 102/1. maddesinde düzenlenen cinsel saldırı suçunun eşe karşı işlenmesi haline ilişkin ise herhangi bir kanuni düzenlemenin bulunmadığının anlaşılması karşısında her ne kadar bozma öncesi İlk Derece Mahkemesi kararında kasten yaralama eyleminin cinsel suçun unsuru olduğu kabul edilerek bu suçtan hüküm kurulmasına yer olmadığı kararı verilmesi gerekirken hatalı şekilde kasten yaralama suçundan ayrıca beraat kararı verilip bu suçtan kurulan hüküm Bölge Adliye Mahkemesince kesinleştirilmiş ise de beraat kararının hukuki dayanaktan yoksun olduğu ve sanığın eylemlerinin mevcut haliyle mağdureyi doktor raporunda belirtilen şekilde kasten yaralama suçunu oluşturduğu gözetilerek bu suçtan hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafileri, katılan mağdure vekilleri ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak üye ...'ın karşı oyu ve oy cokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/4. maddesi uyarınca İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.01.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Dairemiz Sayın Heyetinin, sanığın eyleminin “eşe karşı silahtan sayılan aletle kasten yaralama” suçunu oluşturacağı belirtilerek hükmün bozulması kararına katılmıyorum. Dairemiz çoğunluk görüşüne katılmama nedenim sanığın eyleminin karşılığı olan suça yöneliktir. Katılan ile sanığın evli olup katılanın 32 haftalık hamile olduğu, olay günü öğle saatlerinde katılanın, sanığın telefonuna şifre koyduğunu, başka kadınlarla mesajlaştığını gördüğü, sanığa sorduğunda sanık bitti diyerek evi terk etmek istediği, katılan engel olmak için sanığın kolunu tutunca sanığın katılanın kollarını sıkıp tırnaklarını bileğine geçirdiği, alyansı ve hediye olan bilekliği çıkarıp katılanın yüzüne fırlattığı, kontrolden çıktığı, katılana “sen köpeksin, köpek muamelesi göreceksin” dediği ve iki adet 1,5 litre suyu katılana boşalttığı, mutfakta bulunan yoğurdu kabı ile birlikte katılanın üstüne fırlattığı, yüzüne sigara üflediği, küllerini ona attığı, oda spreyini bitene kadar katılanın yüzüne ve vücuduna sıktığı, su arıtma cihazı içindeki suyu katılanın üzerine döktüğü, üzerine viski dökeceğim diyerek salonda kovalamaya başladığı, sandalyeleri masa ve koltuk arasına yığarak geçmesine engel olduğu, katılan ayakta karşısında beklerken kendisi masanın başına oturduğu ve mantı yemeğe başladığı, mantıları katılana fırlattığı, “havada kaparsın, Cemleri çağıracağım hepsi sana gülecek en çok korktuğun şey” dediği, klimalar açık olduğundan katılanın üstündekilerin ıslak olması nedeni ile katılanın üşüdüğü, katılanın tişörtünü sıkarak ağladığı, katılan burada sıkışıkken defalarca eliyle katılanın yüzünü kapatıp itip güldüğü, katılanın koltuklar arasından sürünerek geçtiği ve yatak odasına gittiği, sanığın katılanın peşinden gittiği, katılanın alt kısmındaki giysisini indirdiği, “sana tecavüz edeyim mi” dediği, katılanın çığlık çığlığa bağırdığı, sanığın gülerek “siktir git, istemiyorum seni, amk seni beslemeyeceğim, allah belanı versin” dediği, katılan “bunların hesabını doğacak çocuğumuza vereceksin” dediği için sanığın katılanın göğüs uçlarını defalarca sıktığı, alt çamaşırını yeniden açmaya çalışarak genital bölgesinin üst kısmını sıktığı ve makatına parmağını sokmaya çalıştığı, sonra “seni yakacağım” dediği kolonya aldığı, katılanın çok korkup ağlamaya devam ettiği, sanığın bavul alarak yan komşusu olan ...’in evine bavulu bırakıp geri döndüğü, geldiğinde katılanın hala yatak odasında yerde ağladığını görünce katılana tekme attığı, yerde duran vileda ile bacağına vurduğu, çocuğu senden alacağım diyerek itekleyerek yatak odasından çıkardığı, git darp raporu al, sana akılda veriyorum dediği ve evi terk ettiği iddiası ile kamu davası açıldığı, katılanın duruşmada olayların akışını aynı şekilde anlattığı ancak vajina ve makatına sanığın parmak sokup çevirdiğini söylediği, (kollukta da aynı şekilde söylediğini ancak neden o şekilde yazıldığını bilmediğini ifade ettiği), Katılanın Sarıyer Devlet hastanesinin 01.08.2017 tarih 4417 sayılı raporunda, sol önkol ekstansör yüzde 6-7 cm uzunluğunda 1-2 günlük sıyrık, sağ el 3. parmak tırnak yatağı proksimalinde 0,5 cm sıyrım, sağ el 2. parmak proksimalinde 1 cm kesi, L5 sakrum birleşim hizasında dokunmakla hassasiyet, her iki meme başında kızarıklık, hassasiyet, pubik bölgede hassasiyet ve hafif morluk, anal bölgede kızarıklık olduğunun belirtildiği, ilk kararda İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi katılan ... tanıkların beyanlarını destekler rapor gereğince eylemin tamamlandığını kabul ederek sanık hakkında TCK'nın 102/2, 53. maddeleri gereğince cezalandırılmasına, hakaret, tehdit ve eşe karşı silahtan sayılan aletle yaralamaktan beraat kararları verdiği, İstanbul Bam 20. Ceza Dairesinin 22.09.2020 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun reddine karar verdiği, 09.02.2023 tarihli kesinleştirme kararları ile beraat kararlarının kesinleştirildiği, Dairemize gelen Nitelikli cinsel saldırı suçuna ilişkin kararın temyiz incelemesi sonunda sanığın eyleminin basit cinsel saldırı suçunu oluşturacağı belirtilerek kararın bozulduğu, ilk derece tarafından bozma kararına uyularak 24.11.2023 tarihinde karar verildiği, kararın temyizi sonucunda Dairemiz çoğunluk görüşüne göre, sanığın eyleminin “eşe karşı silahtan sayılır aletle kasten yaralama” suçunu oluşturduğu belirtilerek kararın tekrar bozulduğu anlaşılmakla; Sanık hakkında ilk kararda bozma ilamında belirtilen eşe karşı silahtan sayılan aletle kasten yaralama suçundan nitelikli cinsel saldırı suçunun unsuru olduğu belirtilerek beraat kararı verildiği, Bam 20. Ceza Dairesinin tarafından kararın onanarak kesinleştiği, kesinleşen beraat kararına aykırı olarak Sayın heyetin çoğunluk kararı ile bozma kararı vermesinin Kanuna uygun olmadığı aşikardır. Ayrıca; Katılan ... tanıkların mahkeme beyanlarında sanığın katılanın vajina ve makatına parmak sokup çevirdiğini söyledikleri, soruşturma beyanlarında da parmağını katılanın vajina ve makatına sokmaya çalıştığını beyan ettikleri, çelişki için sorulduğunda da kollukta da aynı şekilde söylediklerini, ancak neden o şekilde yazıldığını bilmediklerini beyan ettikleri, katılan ... tanıkların duruşmadaki beyanlarını doktor raporunun doğrulaması dikkate alındığında ilk derecenin verdiği ilk karardaki gibi sanığın eyleminin eşe karşı nitelikli cinsel saldırı suçu olması gerektiği, katılan ... tanıkların çelişkili ifadeleri dikkate alınsa bile sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığının doktor raporu dikkate alındığında kabul edilmesi gerekirken Dairemizce sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 102/1. maddesindeki basit cinsel saldırı olması gerekeceği belirtilerek kararın bozulduğu, Dairemiz içtihatlarına göre eşe karşı eylemlerde basit cinsel saldırı suçunun olamayacağı kabul edildiği ancak bu kabulünde kanunun uygulamasına aykırı olduğu kanaatindeyim. Çünkü, 5237 sayılı Kanun'un cinsel suçlarda bireysel özgürlüğü esas alan yaklaşımı ve madde metni bir bütün olarak dikkate alındığında, cinsel saldırı suçunun gerek temel gerekse bahsi geçen nitelikli şekli eşler arasında işlenebilir. Burada evliliğe ilişkin tek farklılık, cinsel saldırı suçunun re’sen soruşturulan ve kovuşturulan bu nitelikli şeklinin, basit şeklinde olduğu gibi, eşler açısından şikayete tabi tutulması ve böylece evlilik içi cinsel davranışlara doğrudan müdahale edilmemesidir. Lafzi olarak söz konusu hükmün madde gerekçesindeki aksi yönde ifadeye rağmen eşler bakımından suç ihdas edici değil, esasen suç oluşturan fiile yönelik muhakeme şartı tesis edici bir içeriğe sahip olduğu açıktır. Keza basit cinsel saldırıya ilişkin düzenlemede (m. 102/1.f.) eşlerden söz edilmemesi, temel şeklin bu kişiler yönünden suç oluşturmaması olarak değil, bu halin zaten şikayete bağlı olması dolayısıyla buna ihtiyaç duyulmaması şeklinde yorumlanmalıdır. Tüm bu nedenlerle Dairemiz Sayın Heyetinin çoğunluk görüşüne katılmıyorum.