İçeriğe geç
AC
9. Ceza Dairesi Esas: 2024/2033 Karar: 2024/6085 Tarih: 2024

Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2024/2033 K.2024/6085

9. Ceza Dairesi 2024/2033 E. , 2024/6085 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 29.11.2023 tarihli ve 2023/1944 Esas, 2023/2060 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 01.03.2023 tarihli ve 2022/15618 Esas ve 2023/1010 Karar sayılı bozma kararına karşı ve

Karar Özeti

9. Ceza Dairesi 2024/2033 E. , 2024/6085 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 29.11.2023 tarihli ve 2023/1944 Esas, 2023/2060 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 01.03.2023 tarihli ve 2022/15618 Esas ve 2023/1010 Karar sayılı bozma kararına karşı ve

Karar Detayı

9. Ceza Dairesi 2024/2033 E. , 2024/6085 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 29.11.2023 tarihli ve 2023/1944 Esas, 2023/2060 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 01.03.2023 tarihli ve 2022/15618 Esas ve 2023/1010 Karar sayılı bozma kararına karşı verilen direnme kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 307/4. maddesi uyarınca Dairemize gönderildiği belirlenmekle; Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararının; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 299/1. maddesi uyarınca takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bursa 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.07.2020 tarihli ve 2019/547 Esas, 2020/182 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102/2, 43 ve 53. maddeleri uyarınca iki kez 27 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 02.12.2020 tarihli ve 2020/1817 Esas, 2020/1809 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında katılan ...'ya yönelik eylemleri sebebiyle nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 102/2, 102/3-c-d ve 43. maddeleri ile 28 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, katılan ...'ya yönelik eylemleri sebebiyle aynı Kanun'un 102/2, 3-c ve 43. maddeleri ile 24 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 3. Bursa Bölge Adliyesi Mahkemesi 7. Ceza Dairesi kararının sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili ve Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 16.03.2022 tarihli ve 2021/19433 Esas, 2022/2347 Karar sayılı kararı ile özetle kararların gerekçe içermemesi nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 4. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 21.09.2022 tarihli ve 2022/1116 Esas, 2022/1188 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında katılan ...'ya yönelik eylemleri sebebiyle nitelikli cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Kanun'un 102/2, 102/3-c-d ve 43. maddeleri ile 28 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, katılan ...'ya yönelik eylemleri sebebiyle aynı Kanun'un 102/2, 3-c ve 43. maddeleri ile 24 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına dair verilen kararın temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 01.03.2023 tarihli ve 2022/15618 Esas, 2023/1010 Karar sayılı kararı ile "Olayın intikal şekli ve özellikle süresi, katılanlar ve eşleri ile sanık arasında dosyaya yansıyan husumet, tanık beyanları, savunma ile tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın gelini katılan ... ile rızasıyla veya rızası dışında cinsel ilişkiye girdiğine dair, diğer gelini katılan ... ile rızası dışında cinsel ilişkiye girdiğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı" gerekçesi ile bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 5. Bursa Bölge Adliyesi Mahkemesi 7. Ceza Dairesi 29.11.2023 tarihli ve 2023/1944 Esas ve 2023/2060 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay 9. Ceza Dairesinin bozma kararına karşı Direnilmesine ve sanık hakkında katılan ...'ya yönelik eylemleri sebebiyle nitelikli cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Kanun'un 102/2, 102/3-c-d ve 43. maddeleri ile 28 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, katılan ...'ya yönelik eylemleri sebebiyle aynı Kanun'un 102/2, 3-c ve 43. maddeleri ile 24 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A.Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Dosyada sanığın gelinlerine karşı nitelikli cinsel saldırıda bulunduğuna dair hiçbir delil bulunmadığını, Mahkemenin gerekçesinde cezalandırmaya yönelik hiçbir somut delilinin bulunmadığını, katılanların 8 yıl sonra sanıktan şikayetçi olduklarına, bu durumun ilişkide rızalarının varlığını gösterdiğine, sanık ile katılanlar arasında önceye dayalı mal paylaşımına ilişkin husumet bulunduğuna ve bunun tanık beyanları ile ispat edildiğine, sanığın eşini kaybettikten sonra yeniden evlenmeye karar verince mal paylaşımı nedeni ile katılanların şikayetçi olduklarına, katılan ...’nın kızı Saadet’in sanıktan olduğunu bildiğini ve bu tarihe kadar şikayetçi olmadığını, bu durumun da ilişkinin rıza ile gerçekleştiğini gösterdiğini, Leyla’nın da hazırlıktaki beyanında kullandığı ifadelerin cinsel saldırıya maruz kalmış biri gibi değil, rıza ile ilişki yaşayan kişinin anlatımı olduğuna, bu nedenlerle İstinaf Mahkemesinin kararının bozulması ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Sanığın Leyla’ya karşı eylemi nedeni ile üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğine, zincirleme suç uygulamasındaki artırımın az olduğuna ve lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararı, olayın intikal şekli ve özellikle süresi, katılanlar ve eşleri ile sanık arasında dosyaya yansıyan husumet, tanık beyanları, savunma ile tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın gelini katılan ... ile rızasıyla veya rızası dışında cinsel ilişkiye girdiğine dair, diğer gelini katılan ... ile rızası dışında cinsel ilişkiye girdiğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi nedeniyle yerinde görülmemiştir. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin direnme kararı yerinde görülmediğinden, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, 01.03.2023 tarihli ve 2022/15618 Esas, 2023/1010 Karar sayılı bozma kararının, üyeler ... ve ...'nın muhalefeti ve oy çokluğu ile DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 307/4. maddesi gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE,13.06.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Bursa Bölge Adliye Mahkemesi’nin Direnme kararına karşı Dairemiz Sayın Heyetinin çoğunluk görüşü olan bozma kararının düzeltilmesine yer olmadığına ilişkin karara katılmıyoruz. Dairemiz Sayın heyetinin çoğunluk görüşü ile aramızdaki görüş farklılığı, sanığın gelini Leyla ile rızasıyla veya rızası dışında cinsel ilişkiye girip girmediği ve gelini katılan ... ile rızası dışında cinsel ilişkiye girip girmediğine yöneliktir. Katılanların sanığın gelinleri oldukları ve aynı evde yaşadıkları, katılanların 2017 yılında kayınbabalarından şikâyetçi oldukları ve soruşturma sonucunda sanık hakkında KYOK verildiği, bunun üzerine katılan ...’nın eşi Ahmet çocukları Saadet’in kendi çocuğu olmadığını, sanığın biyolojik baba olduğunu iddia ederek ASHM’de katılan ... ile birlikte dava açtığı ve dava sonucunda Saadet’in biyolojik babasının sanık olduğunun tespit edildiği, Katılan vekilince Savcılığa tekrar başvurularak KYOK kararının kaldırtıldığı ve sanık hakkında her iki gelinini de 2009-2017 ve 2011-2017 yılları arasında cinsel saldırıda bulunduğu iddiası ile dava açıldığı anlaşılmakla; Sanık ...’nin aynı evde birlikte yaşadığı gelini ...’ye yönelik olarak 2009 yılından başlayıp 2017 yılının 4. ayına kadar geçen süre zarfında sanığın ev halkının işte olmasından ve katılan gelini Leyla ile evde yalnız kalmalarından faydalanarak katılanı tehdit ederek ve döverek cinsel ilişkiye zorladığı, sanığın aynı evde birlikte yaşadığı gelini ...’ye yönelik olarak ise 2011 yılından başlayıp 2017 yılının 4. ayına kadar geçen süre zarfında sanığın ev halkının işte olmasından ve katılan gelini .... ile evde yalnız kalmalarından faydalanarak katılanı tehdit ve cebir ile nitelikli şekilde cinsel saldırıda bulunduğu, sanık ... 11/07/2017 tarihli ilk savunmasında tanık ... ve katılan ... arasındaki ilişkiyi bilmesi ve arsa parası nedeniyle şikâyette bulunulduğunu, 31/05/2019 tarihli ifadesinde de suçlamaları kabul etmeyip yeniden evlenmesi ve arsa parası nedeniyle iftiraya uğradığını, katılanlarla cinsel ilişkiyi kabul etmediğini belirtmiş ise de Adli Tıp Kurumu’nun 27/06/2019 tarihli raporu hatırlatıldığında katılan ... ile ...’nın zoru ile 3-4 defa beraber olduğunu beyan etmesi, sanığın her anlatımda ifadelerinin bir kısmında farklılıklar olması, son duruşmada sanığın kardeşleri sanığı aklamak için tanıklık etmeleri, sanık her ne kadar hakkındaki suçlamaların katılanlar ile çocuklarının tekrar evlenmesinden ve paradan kaynaklandığını belirtse de sırf iddia edilen 50.000,00 TL. veya 100.000,00 TL. için sanığın gelinleri olan katılanların ve katılanların eşleri olan çocuklarının bu şekilde iftira atmalarının hayatın olağan akışına uygun olmaması, katılanlar ve tanıkların ifadeleri, katılanların kaçarak evlenmeleri ve ekonomik özgürlükleri olmayan katılanları her fırsatta döverek, eşleri olan sanığın oğulları tarafından kapı önüne attırabileceği tehditleri nedeniyle susmak zorunda bırakılmaları, sanık ile katılanların aynı evde yaşamanın ve gündüz evde kimsenin olmamasının getirdiği kolaylıktan faydalanarak ve ekonomik sosyal otoritesini kullanarak cinsel birliktelik yaşadığı, katılanların bu durumu adli makamlara geç intikal ettirmesinin tehdit dışındaki nedenlerinden bir tanesi de eşlerinin ve yakın çevrelerinin tepkilerinden çekinmeleri de olduğu, ayrıca psikolojide “kurban suskunluğu” denilen durum olabileceği, bu hususta katılanların uzman psikolog bilirkişilerce değerlendirmeye alınması gerektiği ancak bu hususta uzman görüşü alınmadığı, gördükleri şiddet ve tehditin susmalarında büyük rol oynadığı kanaati ile suça konu olayların gerçekleştiği ve katılanların rızalarının olmadığı görüşünde olduğumuzdan Sayın Heyetin çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla