İçeriğe geç
AC
9. Ceza Dairesi Esas: 2024/257 Karar: 2024/1795 Tarih: 2024

Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2024/257 K.2024/1795

9. Ceza Dairesi 2024/257 E. , 2024/1795 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1477 E., 2023/1748 K. SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkem

Karar Özeti

9. Ceza Dairesi 2024/257 E. , 2024/1795 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1477 E., 2023/1748 K. SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkem

Karar Detayı

9. Ceza Dairesi 2024/257 E. , 2024/1795 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1477 E., 2023/1748 K. SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR 1. Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Fethiye 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.06.2023 tarihli ve 2023/24 Esas, 2023/154 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi ile sanığın katılan ile eğlence mekanı çıkışında öpüştükleri sırada sanığın sert davranışlar sergilemesi üzerine katılanın devam etmek istememesine karşın sanığın "Ya benimle sevişirsin ya da ölürsün" şeklindeki söylemlerle katılanı boşluk alana sürükleyerek yere yatırıp üzerine abanarak dudak ve çene kısmını ısırıp baş kısmına yumruk attığı, iç çamaşırını çıkarıp parmağını katılanın cinsel organına sokup devamında cinsel organını sokmak istemesine karşın ereksiyonun kaybolması sebebiyle tamamlayamadığının kabulü ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 13 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına dair verilen kararın o yer Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 28.09.2023 tarihli ve 2023/1477 Esas, 2023/1748 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık Müdafiinin Temyiz İstemleri İlk Derece Mahkemesi kararında eylemin gerçekleşme şekline dair hata ve eksiklikler bulunduğuna, yetersiz inceleme ve değerlendirme ile hatalı bir şekilde olay örgüsünün açıklandığına, katılanın rızası ile öpüştüğünü beyan etmesine karşın Mahkemesince aksi yönde bir kabulün yapıldığına, katılanın beyanları arasında eylemin meydana geliş şekli de dahil olmak üzere çelişkiler bulunduğuna, iç beden muayene raporunda bir bulgu olmaması karşısında eylemin nitelikli halinin gerçekleştiğinin kabulüne dair yeterli delil olmadığına, sanığın gönüllü olarak bitirilen eylem sebebi ile suçun basit hali açısından değerlendirme yapılmasının gerektiğine, teşdiden hüküm kurularak takdiri indirim hükümlerinin uygulamamasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. III. GEREKÇE 1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdanî kanıya ulaşıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptanarak eylemine uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, buna ilişkin ve temel ceza belirlenmesi ile takdiri indirim hükümlerinin uygulanmamasına dair gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. İlk Derece Mahkemesince "27.12.2022" olan suç tarihinin "26.12.2022" olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir. 3. Onama gerekçesine göre Tebliğname'de bozma isteyen düşünceye iştirak olunmamıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 28.09.2023 tarihli ve 2023/1477 Esas, 2023/1748 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak Üye ...'nun karşı oyu ve oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Fethiye 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.03.2024 tarihinde karar verildi. (Karşı Oy) KARŞI OY Sanık ... hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan açılan kamu davasında yürütülen yargılama neticesinde sanığın müsnet suçtan mahkumiyetine ilişkin karara vaki istinaf başvurusunun esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 28.09.2023 tarihli ve 2023/1477 Esas, 2023/1748 Karar sayılı kararı sayılı hükmünün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesince yapılan incelemede sayın Daire çoğunluğu ile aramda ihtilaf oluşmasına konu olan husus eylemin parmak duhulü suretiyle gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkindir. Şöyle ki; Dosya kapsamından katılan ile sanık arasında önceye dayalı tanışıklık bulunduğu ve katılan tarafından kabul olunduğu üzere daha önceden cinsel ilişkiye varmaksızın fiziksel temas ile yakınlaştıkları, olay günü de sanığın, arkadaşları ile eğlenmekte olan katılanın bulunduğu bara geldiği, saat 03:15 sıralarında bar çıkışında sanığın katılanın yanına geldiği ve çevredekilerin dağılması ile yalnız kalan sanık ve katılanın öpüşmeye başladıkları ancak sanığın tavrının sertleşmesi üzerine katılanın devam ettirmek istememesine karşın sanığın "ya benimle sevişirsin ya da ölürsün" söylemi ile adı geçeni çekiştirerek barın yakınında bulunan boşluk alana götürüp yüz kısmını ısırıp baş kısmına yumruk atması ile yere düşen katılanın üzerine abanarak cinsel ilişki yaşama kastıyla katılanın eteğini yukarı çekip iç çamaşırını çıkardığı ve bir yandan da katılanın direncini bertaraf etmek için vücudunun muhtelif yerlerine vurmaya devam ettiği, cinsel organını çıkartıp katılanın ağzına sokmak istediği ancak adı geçenin ısıracağını söylemesi üzerine geri çekilen sanığın bu kez cinsel organını katılanın cinsel bölgesine sokmak istemesine karşın ereksiyonunun kaybolması sebebiyle eylemini tamamlayamadığı sabit olmasına karşın sanığın parmağını katılana anal yada vajinal yoldan duhul ettirip ettirmediği hususunda tereddüt hasıl olmakla, soruşturma aşamasında savcı huzurunda tercümanla alınan ifadesinde sanığın parmağını anal bölgesine soktuğunu beyan eden katılanın kovuşturma aşamasında her iki cinsel organına parmak sokulduğunu beyan ederek çelişkili anlatımlarda bulunup çelişki sorulduğunda ise savcı huzurundaki ifadesinin bilirkişi listesinde bulunan yeminli tercümanla alınmasına karşın mevcut çelişkinin tercüman çevirisinden kaynaklandığını beyan etmesi, yine intikalin gerçekleştiği gün saat 13:20 sıralarında yapılan iç beden muayenesinde parmak sokma eyleminin tamamlandığına dair anlatımda bulunmadan birebir "..parmağını vajinasına sokmak istemiş..." şeklindeki beyanı ile olay örgüsüne dair çelişkili anlatımlarına devam etmesi ve yapılan muayenesinde de "..dış genital ve vajinal bölgede sıyrık, laserasyon ve morluk mevcut değildir" tespitinin yapılması, sanığın inkara dayalı savunmada bulunarak katılan ile aralarındaki yakınlaşmanın sevişme aşamasında kaldığının beyan olunması ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında eylemin parmak duhulü ile gerçekleştirildiği hususunda her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmaması gözetilerek oluşan şüphelinin sanık lehine değerlendirilmesi neticesinde mevcut haliyle eylemin cinsel saldırı suçu kapsamında kaldığı görüşünde olduğumdan, sanık hakkında verilen mahkumiyet kararının onanmasına dair Sayın Çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım. ...

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla