Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2024/3641 E. , 2024/6334 K. "İçtihat Metni" TUTUKLU DURUŞMA TALEPLİ İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Ceza Dairesi İlk Derece Mahkemesi tarafından sanığa zorunlu müdafi tayin edilmesinin ardından karardan sonra dosyaya ibraz edilen vekaletname uyarınca sanığın kendisini özel müdafii ile temsil ettirdiğinin an
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2024/3641 E. , 2024/6334 K. "İçtihat Metni" TUTUKLU DURUŞMA TALEPLİ İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Ceza Dairesi İlk Derece Mahkemesi tarafından sanığa zorunlu müdafi tayin edilmesinin ardından karardan sonra dosyaya ibraz edilen vekaletname uyarınca sanığın kendisini özel müdafii ile temsil ettirdiğinin anlaşılması karşısında, zorunlu müdafiin görevinin sona erdiği gözetilerek vaki temyiz isteminin reddine karar verilerek incelemenin sanığın vekaletnameli müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleriyle sınırlı yapılmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin bir şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma kullanılması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi uyarınca takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR 1. Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103/2, 103/3-c, 58. maddeleri uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Kırklareli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.10.2023 tarihli ve 2020/337 Esas, 2023/426 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103/2, 53, 58. maddeleri uyarınca 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair verilen kararın katılan Bakanlık vekili ile sanık ve müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesi kararı ile istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca ret ve onama görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Mahkemece olayın özelliği ve işlenen fiilin ağırlığı dikkate alınarak alt sınırdan makul ölçüde uzaklaşılarak ceza verilmesi gerektiğine ve ayrıca katılan kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Kararın açıkça hukuka aykırı olduğuna, isnat edilen suça ilişkin somut ve kesinlik içeren, her türlü şüpheden uzak bir delil bulunmadığına, katılan mağdurenin tüm aşamalarda farklı beyanlarda bulunduğuna, muayene raporunda eski ya da yeni cinsel ilişkiye ilişki bulguya rastlanmadığının belirtildiğine, katılan mağdurenin babasından şiddet görmesi sebebiyle annesinin yanına gitmek için sanığa iftira atmış olmasının büyük bir ihtimal olduğuna, sanığın banyo esnasında mastürbasyon yaparak boşalmış olması ve katılan mağdurenin sanık uyurken onun üzerine çıkıp telefonu almaya çalışması sebebiyle sanığın iç çamaşırından katılan mağdurenin iç çamaşırına bir bulaş geçmiş olma durumunun olası olduğuna, katılan mağdurenin iç çamaşırında başka bir erkeğe ait DNA mevcut olduğuna, muayene sonucu düzenlenen raporda katılan mağdurenin beyanlarının güvenilirliğinin olumsuz olarak değerlendirildiğine, katılan mağdurenin iç çamaşırındaki DNA'nın sanıkla aynı soydan gelen başka bir erkeğe ait DNA da olabileceğine, sanığın üzerine atılı suçu işlediği konusunda her türlü şüpheden uzak ve somut delil bulunmadığına, bu nedenle hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE 1. Katılan mağdurenin aşamalardaki iddiaya konu olayın gerçekleşme şekline yönelik çelişkili beyanları, genital muayene raporunda eylemin organ sokma şeklinde gerçekleştiğine dair kesinlik içeren bir tespit yapılamaması, adli görüşmecilerin raporları, katılan mağdurenin külodunda bulunan sperm lekesi üzerinde sanığa ait DNA profili tespit edilmesi ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın on üç yaşındaki katılan mağdureye karşı eylemini organ sokma şeklinde gerçekleştirdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, mevcut haliyle eyleminin çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu gözetilerek bu suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması karşısında, istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi, hukuka aykırı görülmüştür. 2. Bozma sebebine göre Tebliğname'de onama isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 25.01.2024 tarihli ve 2024/117 Esas, 2024/62 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Kırklareli 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,26.06.2024 tarihinde karar verildi.