İçeriğe geç
AC
9. Ceza Dairesi Esas: 2024/5802 Karar: 2025/827 Tarih: 2025

Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2024/5802 K.2025/827

9. Ceza Dairesi 2024/5802 E. , 2025/827 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılan vekili İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Onama İTİRAZA KONU KARAR : Bozma İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Dairemizin, 25.03.2024 tarihli ve 2021/7131 Esas, 2024/2620 Karar sayılı kararına k

Karar Özeti

9. Ceza Dairesi 2024/5802 E. , 2025/827 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılan vekili İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Onama İTİRAZA KONU KARAR : Bozma İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Dairemizin, 25.03.2024 tarihli ve 2021/7131 Esas, 2024/2620 Karar sayılı kararına k

Karar Detayı

9. Ceza Dairesi 2024/5802 E. , 2025/827 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılan vekili İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Onama İTİRAZA KONU KARAR : Bozma İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Dairemizin, 25.03.2024 tarihli ve 2021/7131 Esas, 2024/2620 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.07.2024 tarihli ve 1-2015/370680 sayılı itirazı üzerine dava dosyası, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Özetle sanığın kastının, katılanla organ sokmak suretiyle cinsel ilişkiye girmek olduğuna, eylemine kendi iradesiyle son vermediğine, sanık hakkında nitelikli cinsel saldırıya teşebbüsten kurulan hükmün onanması talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Katılanın soruşturma aşamasındaki ilk beyanında, sanığın kendisini öpmeye çalıştığı, kendisinin de sanığı dudağından ve kolundan ısırdığı ardından sanığın cinsel organını ellemeye çalıştığı, bu sırada çevreden yapılan kavga ihbarı üzerine olay yerine gelen kolluk görevlilerinin katılanı yaralı vaziyette gördüğü ve bir şahsı da kaçarken gördükleri, olay akabinde kolluk tutanağında da katılanın sadece darp edildiğinden bahsedip herhangi bir cinsel eylemden bahsetmediği, tüm dosya kapsamından sanığın eyleminin cinsel saldırı suçu kapsamında kaldığı anlaşıldığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının İTİRAZININ üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca Dairemizin, 25.03.2024 tarihli ve 2021/7131 Esas, 2024/2620 Karar sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.02. 2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Daire çoğunluğunca sanık hakkında nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün bozulmasına dair karara yönelik Yargıtay C. Başsavcılığının itirazının reddine karar verilmiş ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış kararlarında (2019/14-167 E. 2020/11 K., 2019/14-36 E. 2019/675 K. gibi) belirtildiği üzere; Cinsel saldırı suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin ilk fıkrasında cinsel saldırı suçunun temel şekli düzenlenmiş, ikinci fıkrasında ise vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi, suçun temel şekline nazaran daha ağır cezayı gerektiren nitelikli bir hâl olarak yaptırıma bağlanmıştır. TCK'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında; "Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur." şeklinde tanımlanan teşebbüsün varlığından söz edilebilmesi için; 1 - Kasıtlı bir suç işleme kararı olmalı, 2 - Elverişli hareketlerle suçun doğrudan doğruya icrasına başlanmalı, 3 - Failin elinde bulunmayan nedenlerle suç tamamlanamamalı ya da amaçlanan sonuç gerçekleşmemelidir. Sanığın fiilinin basit cinsel saldırı suçunu mu, yoksa nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüsü mü oluşturacağının belirlenmesi açısından "elverişli hareketlerle suçun doğrudan doğruya icrasına başlama" şartı da değerlendirilmelidir. Genel olarak suçun dış dünyada oluşmaya başladığı süreç; "hazırlık hareketleri" ve "icra hareketleri" olmak üzere birbirinden farklı iki aşamaya ayrılmaktadır. Suçu işlemek için kullanılacak âletlerin üretilmesi ya da temin edilmesi, eylem yerinin araştırılması veya gözetlenmesi gibi fiiller hazırlık hareketleri olup, suç tipini oluşturan icra hareketlerinden önce gerçekleştirilen ve cezalandırılmayan davranışlardır. Teşebbüs ise, suçun tamamlanmasından önce, fakat hazırlık hareketleri aşamasından sonra gelen, başlanmış ancak bitirilememiş bir eylemli aşamayı ifade eder. Bu kapsamda cezalandırılabilir davranışların, yani suça teşebbüsün sınırlarının saptanması, diğer bir ifadeyle suç yolunda ilerleyen sanıkla ilgili olarak hangi andan itibaren ceza hukukunun devreye gireceği sorununun çözülmesi gerekmektedir. Ceza Genel Kurulunun 24.09.2013 tarihli ve 1239-384 sayılı, 5.02.2014 tarihli ve 496-97 sayılı ve 28.11.2019 tarihli ve 36-675 sayılı olmak üzere birçok kararında nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüsün mümkün olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 2019/14-167 E. 2020/11 K. sayılı kararında sanığın ev kiralama konusunda yardımcı olacağı bahanesiyle katılan mağdureyi patronuna ait olan ve kullanılmayan eve götürüp yalnızlaştırarak uygun ortam hazırlaması, evi gezdikten sonra çıkmak isteyen katılan mağdurenin boğazına bıçak dayayıp ağzını kapatması, yatak odasına götürerek yatağa itmesi, bir yandan pantolonunun kemerini çözerken diğer yandan katılan mağdurenin elbiselerini çıkarmaya çalışması, boynunu öpmesi, kanayan eline pansuman yapacağı bahanesiyle sanığı mutfağa yönlendiren katılan mağdurenin evden çıkmaya çalışırken sanık tarafından tekrar engellenmesi, sanığın cinsel organını katılan mağdurenin vajinal bölgesine sürtmesi, göğüslerini ve kalçasını sıkması, katılan mağdurenin direnci nedeniyle onu elbiselerini çıkarmadan bu işi yapmaya ikna etmeye çalışması, katılan mağdurenin yardım çığlıkları ve tanık Veysel’in kendilerini görerek bağırması üzerine ortaya çıkan engel durumlar nedeniyle eylemine son vermek zorunda kalması hususları birlikte gözetildiğinde, sanığın dış dünyaya yansıyan eylemlerinin vücuda organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel saldırı kastını açıkca ortaya koyduğu, ancak mağdurenin etkin direnmesi ve tanığın müdahalesi üzerine eylemini tamamlayamadığı anlaşıldığından, eyleminin bir bütün hâlinde nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüs niteliğinde olduğu kabul edilmiştir. İtiraza konu somut olayda sanık ...'ın mağdur ile aynı iş yerinde çalışmaları nedeniyle tanıştıkları, dosyadaki mesaj kayıtlarından anlaşıldığı üzere sanığın mağdur ile arkadaşlık kurmaya çalıştığı ancak mağdurun sanığın evli olmasından dolayı isteksiz davrandığı, olay günü sanığın ısrarlı telefon aramalarına cevap vermeyen mağdurun işten çıkmasını beklediği, saat 00.30 sıralarında iş yeri servis aracından inen mağdurun yanına gelip kolundan sıkıca tutarak, saat itibariyle kimsenin olmadığı ve karanlık olan parka götürdüğü, "benimle olacaksın" diyerek bacaklarından tutup yere düşürdüğü, üzerine çıktığı öpmeye başladığı, elbiselerini çıkarmaya çalıştığı, mağdurun direnerek sanığın kolunu ve dudağını ısırdığı, sanığın eylemine devam ederek mağdurun direncini kırmak için kafasına çok sayıda yumruk atarak darp ettiği, parktaki arbedeyi gören kimliği meçhul şahsın polise ihbarı üzerine polis görevlilerinin olay yerine gelmesi üzerine sanığın olay yerinden kaçtığı ancak kısa süre sonra üzeri kanlı şekilde yakalandığı, sanığın savunmasında mağdurla para karşılığı cinsel ilişkiye gireceğini ancak sevişmeye başladığı sırada dudağını ısırdığı için onu dövdüğünü söyleyerek eyleminin organ sokmaya yönelik olduğunu ortaya koyduğu, eylemin icrai hareketlerine başlayan sanığın mağdurun sert direnci ve olay yerine polis memurlarının gelmesi üzerine eylemini tamamlayamadığı anlaşıldığından, sanığın eyleminin bir bütün hâlinde nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüs niteliğinde olduğu ve Yargıtay C.Başsavcılığının itirazının kabulü ile ilk derece mahkemesi hükmünün onanması gerektiği kanaatinde olduğumdan itirazın reddi yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla