İçeriğe geç
AC
9. Ceza Dairesi Esas: 2024/6298 Karar: 2024/11388 Tarih: 2024

Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2024/6298 K.2024/11388

9. Ceza Dairesi 2024/6298 E. , 2024/11388 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/411 E., 2024/140 K. SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : Mahkumiyet TEMYİZ EDENLER : Sanık ... ve müdafii, sanık ... müdafii, katılan Bakanlık vek

Karar Özeti

9. Ceza Dairesi 2024/6298 E. , 2024/11388 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/411 E., 2024/140 K. SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : Mahkumiyet TEMYİZ EDENLER : Sanık ... ve müdafii, sanık ... müdafii, katılan Bakanlık vek

Karar Detayı

9. Ceza Dairesi 2024/6298 E. , 2024/11388 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/411 E., 2024/140 K. SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : Mahkumiyet TEMYİZ EDENLER : Sanık ... ve müdafii, sanık ... müdafii, katılan Bakanlık vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi. Sanık ... müdafiinin kanuni süresinden sonra yaptığı duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 318. maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanıklar hakkında çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işledikleri iddiası ile açılan kamu davasında, bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanıkların ayrı ayrı beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkumiyetlerine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ...’ın Temyiz İsteği Özetle, atılı suçu işlemediğine ilişkindir. B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Özetle, sanıkların üst hadden cezalandırılması gerektiğine, kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkindir. C. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İsteği Özetle, atılı suçların işlendiğine dair somut delil olmadığına, suçların unsurlarının oluşmadığına, mahkemece olayların araştırılmadığına, lehe hükümlerin uygulanmadığına ilişkindir. D. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İsteği Özetle, yerel mahkeme kararının gerekçeli olması gerektiğine, alt sınırdan uzaklaşarak ceza tayininin ve lehe olan kanun hükümlerinin uygulanmamasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, sadece mağdurenin beyanlarının esas alındığına, mağdurenin ruh sağlığının bozulduğuna ilişkin raporun denetime elverişli olmadığına, sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunu işlemediğine, şüpheden sanığın yararlanacağına ilişkindir. III. GEREKÇE Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Herhangi bir adli sicil kaydı ile dosyaya yansıyan olumsuz kişilik özelliği bulunmayan sanıklar hakkında tayin edilen hapis cezalarıyla ilgili 5237 sayılı Kanun'un 62/1. maddesinin uygulanmamasında soyut ve yetersiz gerekçelerle anılan maddenin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık ... ve müdafii ile sanık ... müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, sayın Üyeler ... ve ...'nin karşı oyları ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.12.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Daire çoğunluğunca sanık hakkında TCK'nın 62. maddesinin uygulanmaması hususundaki gerekçenin soyut ve yetersiz bulunarak hükmün bozulmasına karar verilmiş ise de; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 62. maddesinin ikinci fıkrasında takdiri indirim nedenleri sayıldıktan sonra “gibi” denilmek suretiyle takdiri indirim nedenlerinin kanunda sayılanlarla sınırlı olmadığı, aksine bunların örnek olarak sayıldığı açıkça vurgulanmıştır. Burada sayılan “failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri” gibi nedenler, uygulamada hâkimi sınırlayıcı değil, yol gösterici nitelikteki gerekçelerdir. Serbest takdir sisteminin bir gereği olarak da olayda sanık yararına takdiri indirimin uygulanmasını gerektiren nedenlerin varlığını veya yokluğunu belirleme yetkisi yargılamayı yapan hâkime ait olacaktır. Zira yargılama süreci boyunca maddi gerçeğe ulaşma ve adaleti sağlama yolunda çaba harcayan hâkim, sanığı birebir gözlemleyen ve bu bağlamda takdiri indirim nedenlerinin varlığını ya da yokluğunu en iyi tespit edebilecek konumdaki kişidir. Hâkim; “failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri”nin yanında, her somut olaya göre değişebilecek ve önceden öngörülemeyecek nedenleri de birlikte değerlendirerek, bu hususta hak, adalet ve nasafet kurallarına uygun biçimde uygulama yapacaktır. 07.06.1976 tarihli ve 3-4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile bu doğrultudaki birçok Ceza Genel Kurulu kararında açıkça vurgulandığı üzere; kanun koyucu, hâkime takdiri indirim hükmünün uygulanması konusunda geniş bir takdir yetkisi tanıyarak, uygulamada çıkabilecek olan ve önceden öngörülme imkânı bulunmayan çeşitli hâlleri kapsayacak bir kalıp bulmanın zorluğu karşısında, hâkimin bu yetkisini sınırlamaktan özenle kaçınmıştır. Ancak, hâkimin bu konudaki takdir yetkisi sınırsız değildir. Bütün kararlarda olduğu gibi takdiri indirimin uygulanmasına veya uygulanmamasına ilişkin kararlar da gerekçeli olmalıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/4-137 Es. 2019/692 Kr. sayılı ilamında “...Dosya içeriğine göre; pişman olduğunu belirtir bir beyanı olmayan ve pişmanlık gösterdiğine ilişkin tutanaklara yansıyan bir hareketi bulunmayan sanığın yargılama sürecindeki davranışlarını göz önünde tutarak değerlendirmede bulunulan Yerel Mahkemece TCK'nın 62. maddesindeki takdiri indirim nedenlerinin "Yargılama süresinde sanık lehine takdiri indirim nedeni olabilecek bir hususun tespit edilemediği ve bu yönde bir eğilimin oluşmadığı," şeklindeki gerekçeyle uygulanmamasının yasal, yeterli ve dosya kapsamıyla uyumlu olduğu kabul edilmelidir. ” diyerek yerel mahkemenin direnme kararını yerinde bulmuştur. Yukarıdaki açıklamalar ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/4-137 Es. 2019/692 Kr. sayılı ilamı nazara alındığında, sanıklardan ... ile uzun yıllardır komşu olması nedeniyle tanışıklığı bulunan mağdereyi bir akrabası hakkında konuşacaklarını söyleyerek araca binmesini sağladıktan sonra tenha bir yere götürüp cebir ve tehdit ile nitelikli cinsel saldırıda bulundukları sabit olup sanıklar hakkında yerel mahkemenin "sanıkların suç sonrası ve yargılama sürecindeki davranışları ile olay nedeniyle pişmanlık göstermemeleri ..." şeklindeki gerekçe ile TCK'nın 62. maddesini uygulamamasında bir isabetsizlik bulunmadığı, duruşmada sanığı bizzat gözlemleyen mahkemece belirtilen gerekçenin yeterli ve dosya kapsamına uygun olduğu kanaatinde olduğumuzdan, hükmün onanması yerine anılan gerekçeyle bozulmasına dair çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla