İçeriğe geç
AC
9. Ceza Dairesi Esas: 2024/9710 Karar: 2025/2227 Tarih: 2025

Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2024/9710 K.2025/2227

9. Ceza Dairesi 2024/9710 E. , 2025/2227 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2024/1632 E., 2024/1602 K. SUÇ: Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar temyiz edilmekle dosya incelendi. Sanık müdafiinin duruşmalı inc

Karar Özeti

9. Ceza Dairesi 2024/9710 E. , 2025/2227 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2024/1632 E., 2024/1602 K. SUÇ: Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar temyiz edilmekle dosya incelendi. Sanık müdafiinin duruşmalı inc

Karar Detayı

9. Ceza Dairesi 2024/9710 E. , 2025/2227 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2024/1632 E., 2024/1602 K. SUÇ: Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar temyiz edilmekle dosya incelendi. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Kahramanmaraş 1. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın müsnet suçtan mahkumiyetine dair hükmün istinaf edilmesi üzerine, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle, yetersiz gerekçe ile hüküm tesis edildiğine, somut delil bulunmadığına, intikalin geç, katılan mağdure beyanlarının soyut, çelişkili ve hayatın olağan akşına aykırı olduğuna, SEGBİS ile yapılan yargılamada sanığın soruyu net anlamaması nedeniyle verilen kararı haksız bulmasının mahkemeye hakaret sayıldığına ve dilekçesinde yer alan diğer nedenlerle kararın bozulması talebine ilişkindir. III. GEREKÇE Olayın intikal şekli ve zamanı, katılan mağdurenin başka delillerle doğrulanamayan soyut beyanları, tanıkların katılanlardan öğrendiklerini aktarmaktan ibaret anlatımları, iddia edilen eylemler ve gerçekleştiği yerin niteliği, savunma ve tüm dosya içeri nazara alındığında; sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek müsnet suçtan beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesinin dosya kapsamıyla çeliştiği anlaşılmakla, sanık hakkında kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Başkan ...'nun karşı oyu ile üye ...'in farklı gerekçe ile karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, bozma sebebine göre atılı suçtan tutuklu bulunan sanığın TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü bulunmadığı takdirde derhal salıverilmesinin temini hususunda en seri vasıtayla mahalline bilgi verilmesi için ilgili yerlere müzekkere yazılmasına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Kahramanmaraş 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.03.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Dairemizin Sayın çoğunluğu ile aramızdaki ihtilaf; sanığın katılan mağdureye karşı çocuğun cinsel istismarı suçunu işleyip işlemediğine ilişkindir. Katılan mağdurenin halasının eşi olan sanık aradaki akrabalık ilişkisinin de sağladığı ... ve yakınlık ile katılan mağdurenin de yaşadığı katılanların evine zaman zaman ziyarete gelip yatılı olarak kaldığı noktasında dosya kapsamında bir şüphe bulunmamaktadır. Katılan mağdure tüm aşamalardaki beyanlarında sanığın kendisine yönelik farklı günlerde üç eylemi olduğunu beyan ettikten sonra bu eylemlerin ne şekilde gerçekleştiğini özü itibariyle benzer şekilde, eylemlerin gerçekleştiği yer, gerçekleşme şekli ve kronolojik sırasıyla birlikte yeterli ayrıntı da içerir şekilde anlatmıştır. İntikalin son eylemden yaklaşık dört yıl kadar sonra gerçekleşmesi sayın çoğunlukça katılan mağdurenin beyanına itibar etme yönünden şüpheli bulunan noktalardan biri olmuşsa da, gerek katılan mağdurenin suç tarihlerinde on iki yaşında olması, gerek sanıkla yakın akrabalık ilişkisi, gerekse de içinde bulunulan sosyo-kültürel çevre dikkate alındığında makul bulunmuştur. Dosya kapsamına göre taraflar arasında iftira atmayı gerektirir husumet bulunmamaktadır. Katılan mağdurenin on beş yaş içindeyken son zamanlara okulunda ve ailesinde gözlemlenen farklılık ve agresif tutumları, kendisine zarar vermeye başlaması üzerine rehber öğretmenin de yönlendirmesi ile psikiyatrik tedavi görmeye başlaması, istismar eylemlerini de bu tedavi sürecinde uzman hekimlerce düzenlenen 16.03.2022 tarihli tutanakla belirlenen şekilde aktarması üzerine ortaya çıkması, katılan mağdurenin bu tutanakta da sanığın kendisine ne düzeyde zarar verdiğini anlayamadığını, anlamlandıramadığını, sanığın tehdidi ve ailesini üzmemek için kimseye anlatmadığını ifade etmesi, katılan mağdurenin tüm aşamalarda sanığın kendisine yönelik dudağından/boynundan öpme, göğsünü sıkma, pantolonunu çıkararak kucağına oturtma şeklindeki eylemlerini değişiklik göstermeden anlatması beyanına itibar edilmesini gerektirmiştir. Katılan mağdurenin kardeşi olan tanık Melike sanığın son zamanlarda evlerine geldiğinde mağdurenin odasına çekildiğini, bu duruma anlam veremediğini ifade etmiştir. Katılan mağdurenin annesi katılan ... psikolojik tedavinin başladığı dönemlerde mağdurenin sadece sanığın kendisini öptüğünü söylediğini, bunun üzerine tekrar doktora götürdüğünde daha ileri bir durumun olabileceğini söylediğini, daha sonra mağdurenin kendisine zarar vermeye başladığını ve sanığın diğer eylemlerini anlattığını beyan etmesi katılan mağdurenin beyanlarını destekler nitelikte görülmüştür. Sanığın eylemlerini gerçekleştirdiği yerin katılan mağdurenin ailesi ile yaşadığı evin oturma odası olması, istismar eylemleri sırasında diğer ev ahalisinin evin diğer odalarında bulunması, aralarındaki akrabalık ilişkisi ve mağdurenin babası katılanın sanığın zaman zaman mağdureye ders çalıştırırken yalnız kaldıklarını beyan etmesi, eylemlerin gerçekleştiği yer konusunda şüpheli bulunmamıştır. 05.10.2023 tarihli Adli Tıp 6. İhtisas Kurulu katılan mağdurenin beyanlarına itibar edilebileceği belirtilmiştir. Tüm bu deliller hep birlikte değerlendirildiğinde ve ilk derece mahkemesinin gerekçe içeriğine göre suç tarihinde on iki yaşında olan katılan mağdurenin ikametine il dışından yatılı ziyarete gelen ve halasının eşi olan sanığın bu ziyaretler sırasında üç farklı günde katılan mağdurenin dudağından, yanağından ve boynundan öpme, göğüs bölgesini sıkma, sanığın pantolonu çıkartarak mağduru kucağına oturtma şeklinde gerçekleşen eylemlerle atılı çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği kanaatinde olduğumdan bu suçtan mahkumiyetine dair İlk Derece Mahkemesinin mahkumiyet kararına yönelik istinaf talebinin esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum. KARŞI OY Çoğunlukla aramızdaki ihtilaf Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ilk derece mahkemesi kararının sanık ile mağdurenin nüfus kayıtlarının temin edilerek sanık ile mağdure arasında kayın hısımlığı olup olmadığının araştırılarak 5237 sayılı Kanun'un 103/3-c maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi için eksik inceleme nedeniyle bozularak ilk dereceye gönderilip gönderilemeyeceği ve bozma kararından sonra ilk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmünün Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmesi üzerine bu hükmün incelenip incelenemeyeceği, hukuka aykırılığın hangi aşamadan itibaren dikkate alınacağı hususuna yöneliktir. Sanık hakkında ilk derece mahkemesi tarafından mağdure ...'a yönelik çocuğun cinsel istismarı suçundan verilen mahkumiyet kararının istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince "Dosya kapsamı itibari ile sanığın mağdurenin halasının kocası olduğunun beyan edilmesi karşısında ilgili nüfus müdürlüklerinden sanık ile mağdurenin nüfus aile kayıt tabloları celp edilerek sanık ile mağdure arasında kayın hısımlığı olup olmadığı, var ise derecesi belirlendikten sonra sonucuna göre sanık hakkında TCK'nın 103/3-c maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması," şeklindeki gerekçelerle hükmün bozulmasına ve ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi 2. derece mahkemesidir. İlk derece gibi yargılama yapar. Yani maddi olguyu değerlendirir, aynı zamanda bir kanun yoludur. Bu nedenle kanun koyucu Bölge Adliye Mahkemesinin incelediği kararları bozma yetkisini çok sınırlı tutmuştur. 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e madde ve fıkrasında "İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine" şeklinde düzenleme yapılmıştır. Aynı Kanun'un 289. maddesindeki düzenleme ise "(1) Temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da aşağıda yazılı hâllerde hukuka kesin aykırılık var sayılır: a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması. b) Hâkimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme katılması. c) Geçerli şüphe nedeniyle hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu istem kabul olunduğu hâlde hâkimin hükme katılması veya bu istemin kanuna aykırı olarak reddedilip hâkimin hükme katılması. d) Mahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görmesi. e) Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması. f) Duruşmalı olarak verilen hükümde açıklık kuralının ihlâl edilmesi. g) Hükmün 230 uncu Madde gereğince gerekçeyi içermemesi. h) Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması. i) Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması." şeklindedir. Bu hükümlere göre Bölge Adliye Mahkemesinin ilk derece mahkemesinin kararını mahkumiyete yönelik veya cezanın eksik verildiğine ya da uygulamanın yanlış yapıldığına ilişkin olarak bozması mümkün değildir. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesinin vermiş olduğu ilk bozma kararı hukuka aykırı bir karardır. Herhangi bir hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu karara istinaden verilmiş olan 17.07.2024 tarihli ilk derece mahkemesi kararı ile bu kararın istinafta incelendiği 17.09.2024 tarihli Bölge Adliye Mahkemesi kararı da hukuki dayanaktan yoksun kararlardır. Açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesinin vermiş olduğu 16.04.2024 tarihli bozma kararına geri dönülerek bu bozma kararının ortadan kaldırılması ve BAM'ın bozma yetkisi bulunmaması nedeniyle, BAM tarafından duruşma açılarak yeniden yargılama yapıldıktan sonra karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulması ve Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi gerekçesiyle çoğunluk kararına iştirak etmiyoruz.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla