Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2024/9956 E. , 2025/868 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2024/1877 E., 2024/1727 K. SUÇ: Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar temyiz edilmekle dosya incelendi. Sanık müdafiinin duruş
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2024/9956 E. , 2025/868 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2024/1877 E., 2024/1727 K. SUÇ: Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar temyiz edilmekle dosya incelendi. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine dair hükmün istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Katılan mağdurenin ifadelerinin çelişkili ve mantık örgüsünden uzak olduğuna, aile yapısı itibariyle beyanlarının dikkatle değerlendirilmesi gerektiğine, katılan mağdurenin sosyal yaşantısının ve duruşmada bahsettiği diğer dosyasının incelenmesi gerektiğine, tanık dinletme taleplerinin mahkemece haksız bir şekilde reddedildiğine, hukuka aykırı olarak çekilen video kaydının hatalı şekilde hükme esas alındığına, sanığın mal varlığına ve silahı olup olmadığına yönelik araştırma yapılmadığına, kabul anlamına gelmemekle birlikte eylemlerin organ sokma boyutuna ulaşmadığına, sarkıntılık aşamasında kaldığına, ayrıca zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağına, sanık hakkında cezai ehliyet raporu alınmadığına ilişkindir. III. GEREKÇE 5271 sayılı Kanun'un 288 ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289. maddesinde sayılı hukuka kesin aykırılık halleri ve temyiz dilekçesinde belirtilen nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, kararda hukuka aykırılık görülmemiştir. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesiyle sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, Üye ... ve Üye ...'nın karşı oyu ve oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.02.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sanık hakkında, torunu konumundaki mağdureye yönelik çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü, Dairemiz çoğunluğu tarafından onanmıştır. Ancak dosya kapsamı, beyanların güvenilirlik düzeyi, delil durumu ve olayın bildirim şekli birlikte değerlendirildiğinde, çoğunluk görüşüne katılmak mümkün olmamıştır. Aşağıda sunulan gerekçelerle, farklı kanaat beyan edilmektedir. Sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmü, mağdurun anlatımlarına dayanmaktadır. Bu anlatımlar dışında, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, maddi nitelikte hiçbir delil mevcut değildir. Mağdur beyanları zaman içinde içerik ve kapsam itibarıyla değişmiş, eylemlerin zamanı, sıklığı ve gerçekleşme biçimi açısından birbiriyle örtüşmeyen ifadeler oluşturmuştur. Olayların 2018 yılında başladığı ileri sürülmektedir. Ancak şikâyet, ilk defa 2023 yılı Eylül ayında, yaklaşık beş yıl sonra gerçekleşmiştir. Bu süre zarfında mağdur, farklı bakım verenler ile temas hâlinde olmuş, eğitim kurumlarında bulunmuş; ancak herhangi bir üçüncü kişiye olay hakkında beyanda bulunmamıştır. Bu durum, bildirimin kendiliğindenliği ve ilk ağızdan ifade edilip edilmediği yönünden dikkate alınmalıdır. Mağdur, şikâyet tarihinden kısa süre önceye kadar annesi ve anneannesiyle birlikte yaşamaktadır. Olaydan yaklaşık bir ay önce öz annesi, erkek arkadaşıyla birlikte başka bir adrese taşınmış; mağdur anneannesiyle yaşamaya devam etmiştir. Babası ise başka bir şehirde evli olup mağdurla birlikte yaşamamaktadır. Sanık ile anneanne uzun yıllar önce olaylı biçimde boşanmıştır. Bu ailevi çerçeve, anlatımların değerlendirilmesinde göz ardı edilemeyecek bir arka plan sunmaktadır. Mağdurun, olayların intikalinden birkaç ay önce kendi rızasıyla başka bir erkekle cinsel ilişkiye girdiğini ve kızlık zarının bu şekilde bozulduğunu beyan ettiği dosya kapsamındadır. Bu ifade, cinsel bütünlüğe dair tıbbi bulgularla isnat edilen eylem arasında nedensellik kurulmasını engellemektedir. Ayrıca mağdur ile sanık arasında daha önce gerçekleşen WhatsApp yazışmaları incelendiğinde, iletişimin olağan, sıcak ve herhangi bir huzursuzluk belirtisi taşımayan içerikte olduğu görülmektedir. Dosyada yer alan ve mağdur tarafından gizlice çekildiği anlaşılan son video kaydında, sanığın cinsel içerikli herhangi bir davranışına rastlanmamıştır. Görüntülerde isnat konusu fiilin gerçekleştiğine dair doğrudan veya dolaylı bir belirti yer almamaktadır. Kayıt, delil elde etme amacıyla oluşturulmuş izlenimi verse de içerik itibarıyla isnatla örtüşmemektedir. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 28.03.2023 tarihli yazısında, mağdurun beyanlarının 'yer ve mantık örgüsünden yoksun' olduğu ve 'önceden hikâyeleştirilmiş hayal ürünü olabileceği' yönünde açık değerlendirme yer almaktadır. Bu ifade, beyanların güvenilirliğine ilişkin kamu makamının taşıdığı ciddi kuşkunun somut göstergesidir ve delil değerlendirmesinde dikkate alınmalıdır. Adli Tıp, psikiyatri ve Çocuk İzlem Merkezi raporlarında mağdurun anlatımlarının 'tutarlı' olduğu belirtilmiştir. Ancak bu tür değerlendirmeler, anlatımların içeriğine değil, anlatımın kendi içindeki biçimsel sürekliliğine dayanmaktadır. Bu raporlar, anlatımların gerçekliğini ispat etmeye elverişli nitelikte değildir. Ceza muhakemesinde mahkûmiyetin yalnızca bu tür raporlarla desteklenmesi, delil değerlendirme sistematiği açısından yeterli değildir. Mağdurun anlatımı kabul edilse dahi, eylemin Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen nitelikli hâl kapsamında değerlendirilmesini haklı kılacak somut olgu ortaya konulamamıştır. Bu hususta da kesinlikten uzaklık ve yorum açıklığı bulunmaktadır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; anlatımların tutarlılık ve kendiliğindenlik düzeyi, zamanlama, ailevi yapı, maddi delil bulunmaması ve soruşturma makamının ifade ettiği objektif kuşkular birlikte ele alındığında, mahkûmiyet için gerekli ispat eşiğine ulaşılmamıştır. Sanığın, CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmesi gerekirken, aksi yönde verilen karara katılmıyoruz.