İçeriğe geç
AC
9. Ceza Dairesi Esas: 2025/3052 Karar: 2025/4817 Tarih: 2025

Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2025/3052 K.2025/4817

9. Ceza Dairesi 2025/3052 E. , 2025/4817 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/560 E., 2016/236 K. SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya i

Karar Özeti

9. Ceza Dairesi 2025/3052 E. , 2025/4817 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/560 E., 2016/236 K. SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya i

Karar Detayı

9. Ceza Dairesi 2025/3052 E. , 2025/4817 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/560 E., 2016/236 K. SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiası ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Şanlıurfa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Özetle, kırk dokuz yaşındaki sanığın dört yaşındaki mağdureye karşı istismar eylemini herkese açık parkta gerçekleştirmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, yetersiz gerekçe ile hüküm tesis edildiğine, sanığın oluşan şüpheden yararlandırılarak mahkumiyet kararının bozulmasına ilişkindir. III. GEREKÇE A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20/2. maddesi gereğince davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak Mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 237/2. maddesine göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağı anlaşıldığından, davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmayan Bakanlık vekilinin vaki temyiz isteğinin reddine karar vermek gerekmiştir. B. Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Katılan mağdurun aşamalardaki çelişkili beyanları, tanığın kovuşturmada olayı hatırlamadığını beyan etmesi, savunma ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın mahkumiyete yeter her türlü şüpheden uzak kesin inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek sanığın atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle şikayetçi Bakanlık vekilinin temyiz isteğinin, karar tarihi itibarıyla 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B.Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Şanlıurfa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Başkan ...'nun karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.05.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY İlk Derece Mahkemesi, olay tarihinde 45 yaşında olan sanık hakkında sokakta arkadaşları ile oyun oynayan 4 yaşındaki mağdureye karşı cinsel istismar suçundan mahkumiyet kararı vermiş, kararın temyizi üzerine sayın çoğunluk sanık müdafiinin suçun sübutuna yönelik temyiz istemini yerinde bularak hükmün bozulmasına karar vermiş ise de, hükmün onanması düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmam mümkün olmamıştır. Şöyle ki;Olay tarihinde 4 yaşındaki mağdure, sokakta arkadaşları ile oynamakta iken yere düşmüş ve bu sırada tatlı satan sanık, mağdurenin olaydan hemen sonra alınan ifadesindeki anlatımına göre yanına gelerek elleriyle önünü, bacaklarını ellemiş, sonra arkasını elleyip sıkmış, iki yüzünü ve alnını öpmüş, daha sonra tokat atarak gel kucağıma otur demiş, kucağına oturttuktan sonra tekrar arkasını sıkıp gitmiştir. Bu olayları bizzat gören tanık .. A. soruşturma aşamasında olaydan hemen sonra hiç bir etki altında kalmadan alınan ifadesinde; tatlı tablası olan 40-45 yaşlarında şapkalı bir şahsın yanında bulunan 4-5 yaşlarındaki kız çocuklarını okşayıp ellediğini gördüğünü, bir süre sonra sanığın taciz ettiği kızın komşusunun kızı mağdure olduğunu fark ettiğini, sanığın mağdurenin arka bölgesini önüne alarak poposunu ve bacaklarını ellediğini gördüğünü, hemen komşusuna (şikayetçi anne ..) haber verdiğini beyan etmiştir. Mağdurenin annesi şikayetçi .., soruşturma aşamasında komşusu tanık .. haber vermesi üzerine olay yerine geldiğinde tatlıcı şahsı gördüğünü ve utanmıyor musun dediğini, şahsın bir şey söylemeden ayrılması üzerine 155 polis imdat hattını aradığını, beyan etmiştir. Görüldüğü gibi, davaya konu olay gerçekleştiği anda polise yapılan ihbar ve olay yerine intikal üzerine alınan mağdure ve olayı bizzat görüp anneye haber veren tanığın anlatımları birbirleriyle uyumludur. Anne ..., olay tanık tarafından kendisine bildirildiğinde gösterdiğini belirttiği tepki, tanık ve mağdure anlatımlarıyla aynı yöndedir. İlk ifadeler, olaydan hemen sonra, sanığı tanımadan, alacağı cezayı düşünmeden ve bilmeden, merhamet, komşuluk gibi saiklerin etkisinde kalınmadan verilmiştir. Bu şekilde gerçekleştiği iddia edilen olayın adli mercilere intikali üzerine suçu inkar eden sanık hakkında dava açılmış ve duruşmada şikayetçi anne ... şikayetinden vazgeçerken, konuya ilişkin daha önceki beyanını aynen tekrar ettiğini, ifadesinin aynı olduğunu ancak sanıktan şikayetçi olmadığını beyan etmiştir. Duruşmada 5 yaşında olan mağdure ise, parkta arkadaşı ile oynadığını, sanığında tatlıcı olarak orada olduğunu, huzurdaki sanığın kendisine dokunmadığını, hazırlıktaki ifadesinin yanlış geçtiğini beyan etmiştir. Bu beyan sırasında hazır bulunan psikolog mağdurenin duruşma öncesindeki görüşmede herhangi bir bilgi vermediğini aktarmıştır. Tanık .. ise unutkanlığı olduğunu, önceki beyanlarını hatırlamadığını, sanığı da hatırlamadığını beyan etmiştir. Tarafları bizzat dinleyen ve gözleyen, maddi gerçeği araştırmak ve bulmakla görevli ilk derece mahkemesi, sanığı cezadan kurtarmaya yönelik ve dosya kapsamı ve oluşla bağdaşmadığı görülen duruşmadaki ifadelerine itibar etmemiş, mağdure, annesi ve olayın görgü tanığının herhangi bir etki altında kalmadan verdikleri soruşturmadaki samimi beyanlarını hükme esas almıştır. Yukarıdaki şekilde gelişen olay ve dosyada mevcut deliller ışığında verilen hükmün yapılan temyiz incelemesinde: Sayın çoğunluk katılan mağdurenin aşamalardaki çelişkili beyanları ve tanığın kovuşturmada olayı hatırlamadığını beyan etmesini dikkate alarak sanığın mahkumiyetine yeter her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesiyle mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar vermiş ise de; Amacı maddi gerçeğe/hakikate ulaşmak olan ceza yargılamasında, maddi gerçeğin elde edilmiş yasal delillerle ve adil bir yargılama neticesinde tespit edilmesi gerektiği, ulaşılan neticenin/maddi gerçeğin sanığın mahkumiyetini gerektirmesi halinde sanığın eylemini oluşturan kanun maddesindeki yaptırımın uygulanmasının gerekeceği açıktır. Bu şekilde sanık ve mağdurun hakları ile kamu düzeni korunacak, yargıya güven de sarsılmayacaktır. Yargıdan beklenen adil olmak, adaletli karar vermektir. Dosyada mağdurenin sanığın tacizine uğradığını ilk gören ve annesine haber veren tanık Meral, kovuşturma aşamasında verdiği ifadede eski ifadesini hatırlamadığını beyan etmiş ancak eski ifadesinin gerçeği yansıtmadığını söylememiştir. Tanığın haber vermesi ile sanığı olay yerinde görüp tepki göstererek polisi arayan ve şikayetçi olarak soruşturmayı başlatan müşteki anne, duruşma ifadesinde önceki beyanını tekrar ettiğini sadece sanıktan şikayetçi olmadığını ifade etmiştir. Mağdure, olaydan hemen sonra taciz olayını tanık ifadesine benzer şekilde anlatmasına karşın, mahkeme ifadesinde tacizin yaşanmadığını, sanığın kendisine dokunmadığını, ifadesinin hazırlıkta yanlış geçtiğini belirtmiştir. Görüldüğü gibi tanık ve müşteki annenin soruşturma ve kovuşturma ifadeleri arasında bir çelişki bulunmamaktadır. Mağdur olaydan hemen sonra taciz olayını ayrıntılı olarak tanığa benzer şekilde anlatmasına karşın, mağdurun kovuşturmada olayın yaşanmadığı şeklindeki dosyada mevcut olan tanık Meral'in ifadesi, annesi ...'nın ve tanığın geri alınmayan soruşturma ifadeleriyle çelişen beyanı samimi bulunmamış, sanığı cezadan kurtarmaya yönelik olduğu kanaatine varılan mağdurun sonraki beyanına itibar edilemeyeceği düşüncesinde olduğumdan, sanığın eyleminin sübut bulduğu ve mahkumiyet kararının onanması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmam mümkün olmamıştır.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla