Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2025/3615 E. , 2025/6993 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2024/1796 E., 2025/21 K. SUÇ: Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar temyiz edilmekle dosya
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2025/3615 E. , 2025/6993 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2024/1796 E., 2025/21 K. SUÇ: Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar temyiz edilmekle dosya incelendi. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve şantaj suçlarını işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, İzmir 20. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde şantaj suçuna konu eylem çocuğun nitelikli cinsel istismarı eyleminin unsuru kabul edilerek sanığın bu suçtan mahkumiyetine, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatine dair hükümlerin istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle, taraflar arasında husumet bulunduğuna, eylemlerin meydana geldiği iddia edilen yerin atılı suçun işlenmesine elverişli olmadığına, katılan mağdurenin öz babası hakkında da benzer suç isnadında bulunduğuna, sanığın da katılan mağdurenin babası gibi iftiraya maruz kaldığına, intikalin geç yapılıp doğal olmadığına, katılan mağdure beyanlarının çelişkili ve tutarsız olduğuna, iddia edilen olaylardan sonra sanıktan uzaklaşmadığına, eksik incelemeyle karar verildiğine, ceza verilirken gerekçesiz bir şekilde alt sınırdan uzaklaşılıp, sanık hakkında takdiri indirim hükümlerinin uygulanmadığına, sanığın atılı suçu işlediğine yönelik kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına ilişkindir. III. GEREKÇE A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20/2. maddesi uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak Mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 237/2. maddesine göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığından vaki temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. B. Sanık Müdafiinin Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Verilen Karara İlişkin Temyiz İstemi Yönünden 1. Sanığın mağdureye karşı bir suç işleme kararının icrası kapsamında zincirleme şekilde gerçekleştirdiği iddia edilen son eylem tarihinin net bir şekilde tespiti ile suç tarihi olan son eylem tarihine göre lehe kanun değerlendirmesi yapılması gerekirken, ilk eylem tarihinin tespiti ile buna göre lehe kanun değerlendirmesi yapılması, 2. İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararında 6545 sayılı Kanun ile getirilen değişiklikten önceki hükümler sanık lehine kabul edildiği halde, hüküm fıkrasında 6763 sayılı Kanun ile değişiklik öncesi düzenlemeye değinilmek suretiyle karışıklığa neden olunması, 3. Mağdurenin alınan beyanında sanığın kendisine karşı gerçekleştirdiği iddia edilen eylemlerin 2016-2017 tarihlerine kadar devam ettiğini belirtmesine karşın, sanığın adli sicil kaydındaki mahkumiyet hükümleri yönünden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 58. maddesinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı ile sanığın mağdureye karşı eylemlerini cebir ve tehdit ile gerçekleştirdiği kabul edilmesine rağmen aynı Kanun'un 103/4. maddesinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının tartışılmaması, 4. Müsnet suçtan dolayı sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 61. maddesi gereğince temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin birinci fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlar nazara alınıp, sanığın eylemine uyan suç tipi için öngörülen ceza miktarına yönelik takdir hakkı kullanılırken denetime olanak verecek şekilde somut gerekçe gösterilmesi gerektiği gözetilmeden kanunda yer alan bir kısım ifadelerin tekrarlanması şeklindeki yetersiz gerekçeyle teşdit uygulanması karşısında, incelenen hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi,hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle şikayetçi Bakanlık vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanık Müdafiinin Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Verilen Karara İlişkin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin kararının ceza miktarı itibarıyla sanığın kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla, 5271 sayılı Kanun’un 302/2 ve 307/5. maddeleri gereği Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca İzmir 20. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.09.2025 tarihinde karar verildi.