Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2025/4363 E. , 2025/7302 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2024/728 E., 2024/681 K. SUÇ: Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, 23.01.2025 tarihli ve 2024/6222 Esas, 2025/598 Karar sayılı kararın
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2025/4363 E. , 2025/7302 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2024/728 E., 2024/681 K. SUÇ: Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, 23.01.2025 tarihli ve 2024/6222 Esas, 2025/598 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.05.2025 tarihli ve ... sayılı itirazı üzerine dava dosyası, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmünün, yalnızca sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 5271 sayılı Kanun'un 170/4. maddesine aykırı şekilde düzenlenmiş iddianameye istinaden yargılama yapılıp, karar verilmiş olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesi hükmünün bozulmasına karar verildiğine, yeniden yapılan yargılama sonucunda ilk hüküm sadece sanık müdafiince istinaf edildiği halde 5271 sayılı Kanun'un 283/1 ve 307/5. maddelerinde düzenlenen aleyhe değiştirme yasağı uyarınca ilk hükümle verilen cezadan daha ağır bir cezaya hükmedilemeyeceğine ilişkindir. II. GEREKÇE Dairemizin 23.01.2025 tarihli ve 2024/6222 Esas, 2025/598 Karar sayılı onama ilamı usul ve kanuna uygun olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ Sayın Üye ... ve ...'in karşı oyları ve oy çokluğuyla REDDİNE, 2.Tutukluluk şartlarında bir değişiklik olmadığından tahliye talebinin REDDİNE, 3. 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, 23.01.2025 tarihli ve 2024/6222 Esas, 2025/598 Karar sayılı onama kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.10.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sayın çoğunluğun kararına aşağıda açıklayacağım gerekçelerle katılmıyoruz: I. USUL VE SÜREÇ ... Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2021/202 Esas sayılı dosyasında, sanık hakkında TCK’nın 103/1. maddesi kapsamında çocuğun basit cinsel istismarı suçundan verilen 16... ay 22 gün hapis cezası, TCK’nın 19/1. maddesi uyarınca Alman Ceza Kanunu’nun 176/1. maddesi çerçevesinde suçun üst sınırının 10 yıl olduğu dikkate alınarak neticeten 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanık müdafiinin istinaf yoluna başvurması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi, 05.10.2022 tarih, 2022/7992 Esas, 2022/8670 Karar sayılı ilamı ile karar usul yönünden bozulmuştur. Bozma kararında; CMK’nın 225/1. maddesi uyarınca hükmün ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faile yönelik olarak verilebileceği, iddianamede suç teşkil eden eylemin bağımsız, açık biçimde tanımlanmadığı, delillerin eylemle ilişkilendirilmediği ve CMK’nın 170/4. maddesine aykırılık teşkil etmesi ile bu eksikliklerin ancak yeni bir iddianame düzenlenmesi suretiyle giderilebileceği belirtilmiştir. Bozma kararı üzerine Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yeniden iddianame düzenlenmiştir. Ancak bu durumun yeni bir dava olarak kabulü mümkün olmadığı, sadece aynı eylem hakkında açılmış bir davada var olan usuli eksikliğin giderilmesi olduğu açıktır. ... 1. Ağır Ceza Mahkemesi sanığın eylemini TCK’nın 103/2. maddesi kapsamında nitelikli cinsel istismar olarak nitelendirerek 30 yıl hapis cezasına hükmetmiş, ancak TCK’nın 19/1. maddesi uyarınca Alman Ceza Kanunu’nun 176a/3 maddesi çerçevesinde neticeten 15 yıl hapis cezası üzerinden infazına karar vermiştir. Sanık müdafiinin istinaf başvurusu üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi, 2024/728 Esas, 2024/681 Karar sayılı ilamı ile bu kez istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. II. HUKUKİ DEĞERLENDİRME A. Aleyhe Değiştirme (Reformatio in Peius) Yasağı Mahkemeler verdikleri hükmün bozulması üzerine, sonraki duruşma önceki duruşmanın devamı niteliğinde olduğundan verecekleri yeni kararda serbesttir. Bu ilke gerek öğretide gerekse Yargıtay kararlarında “Bozmadan sonra serbestlik ilkesi” olarak tanımlanmaktadır. Ceza Muhakemesi Kanununda buna ilişkin bazı istisnalar düzenlenmiştir. CMK’nın 265. maddesine göre, “Cumhuriyet savcısı tarafından aleyhine kanun yoluna gidilen karar, sanık lehine bozulabilir veya değiştirilebilir. Cumhuriyet savcısı, kanun yoluna sanık lehine başvurduğunda, yeniden verilen hüküm önceki hükümde tayin edilmiş olan cezadan daha ağır bir cezayı içeremez”. Bundan başka, CMK’nın 283. maddesinde “İstinaf yoluna yalnız sanık lehine başvurulmuşsa, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz”. “Davaya yeniden bakacak mahkemenin işlemleri” başlıklı 307. maddenin 5. fıkrasına göre ise “Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 262 nci maddede gösterilen kimselerce temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz”. CMK’nın 309/4(b) maddesinde “Mahkumiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin ise, kararı veren hakim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilir. Bu hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz” ve CMK’nın 323/2. maddesinde “Yargılamanın yenilenmesi istemi hükümlünün lehine olarak yapılmışsa, yeniden verilecek hüküm önceki hükümle belirlenmiş olana cezadan daha ağır bir cezayı içeremez” hükümlerine yer verilmiştir. İlk karar neticeten 10 yıl hapis cezası ile infaz edilirken, ikinci kararda cezanın 15 yıla yükseltilmesi açıkça bu yasağı ihlal etmektedir. B. Anayasal ve Uluslararası Hukuki Dayanaklar Anayasanın 40. maddesine göre, “Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.” Anayasanın bu amir hükmüne paralel olarak CMK’nın 34/2. maddesine göre, “Kararlarda, başvurulacak kanun yolu, süresi, mercii ve şekli belirtilir”. Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hakim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur (CMK m. 35/2). Kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmemesi halinde de, kişi kusursuz sayılır. (CMK’nın 40/2. maddesi), CMK’nın 231/2. maddesinde ise “Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurulabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir” denilmektedir. Başvurulacak kanun yolları konusunda ilgililerin ayrıntılı şekilde aydınlatılması zorunluluğu Yargıtay kararlarında da vurgulanmaktadır. CMK’nın 260/1. maddesinde, hakim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yollarının açık olduğu bildirilmiştir. CMK’nın 260/3. maddesine göre ise “Cumhuriyet savcısı, sanık lehine olarak da kanun yollarına başvurabilir”. CMK’nın 261, avukatın 262 yasal temsilci ve eşin, 263. maddesinde ise tutuklunun kanun yollarına başvuru hakkını düzenlemektedir. Sanığın ceza muhakemesi yollarına başvurması sebebiyle cezasının artırılması adil yargılanma hakkını ihlal eder. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) 7 No’lu Protokol, 2. madde: Bir mahkeme tarafından verilen cezaya karşı başvuru yapıldığında, aleyhe sonuç doğurmaması güvencesi esastır. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 8. madde: Her bireyin etkili bir hukuk yoluna başvurma hakkı vardır ve bu hak korkusuzca kullanılmalıdır. Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, cezanın artırılması hem Türk hukuku hem de uluslararası insan hakları normları ile çelişmektedir. C. Somut Olayın Değerlendirilmesi 1. Suçun Niteliğine Dair Değerlendirme Mahkemenin TCK’nın 103/2. maddesine yaptığı nitelendirme hukuki değerlendirme yetkisi dahilindedir ve aleyhe değiştirme yasağına (reformatio in peius) aykırı değildir. Ancak cezanın artırılması yasağı açıkça ihlal edilmiştir. 2. Ceza Miktarına İlişkin Değerlendirme İlk karar neticesinde 10 yıl hapis cezası verilirken, ikinci kararda hapis cezası 15 yıla çıkmıştır. Bu durum; Sanığın yalnızca kendi lehine istinaf yoluna başvurmuş olmasına rağmen cezalandırılmasının ağırlaştırılması, sanığın istinaf hakkını kullanma iradesinin cezalandırılmasına dönüşmesi, Anayasa, AİHS ve CMK hükümlerine açık aykırılık teşkil etmesi gibi nedenlerle hukuka aykırıdır. III. SONUÇ VE KANAAT 1. Suçun TCK’nın 103/2. maddesi kapsamında nitelikli cinsel istismar olarak değerlendirilmesi hukuka uygundur. Ancak cezanın artırılması reformatio in peius yasağını ihlal etmektedir. 2. İlk hükümde 10 yıl olarak belirlenen hapis cezasının, ikinci kararda 15 yıla çıkarılması, Anayasa, AİHS ve CMK hükümlerine açıkça aykırıdır. 3. Sanığın savunma hakkı gereği, hukuki öngörülebilirlik ve güven içinde hareket etme beklentisi karşılanmamıştır. 4. Bu yöndeki uygulamalar sanıkların kanun yollarına başvurmaktan çekinmelerine yol açarak adil yargılama hakkının özünü zedeler niteliktedir ve hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmamaktadır. 5. Bu nedenlerle, yerel mahkeme kararının ceza miktarı yönünden bozulması gerekmektedir. Sayın çoğunluğun "itirazın reddi" kararına bu nedenlerle katılmıyoruz.