Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2025/5945 E. , 2025/7704 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1632 E., 2024/1602 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi Dairesimizin 18.03.2025 tarihli ve 2024/9710 Esas, 2025/2227 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının,
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2025/5945 E. , 2025/7704 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1632 E., 2024/1602 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi Dairesimizin 18.03.2025 tarihli ve 2024/9710 Esas, 2025/2227 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.07.2025 tarihli ve 9-2024/114168 sayılı itirazı üzerine dava dosyası, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Katılan mağdurenin aşamalarda değişmeyen ve ayrıntı içeren istikrarlı beyanlarına, bu beyanlarının katılan ... tarafından doğrulanmasına, katılan ... ile sanık ile katılan mağdurenin ortak akrabaları olan tanıklar ..., ... ve ...'in beyanlarına, olay öncesinde sanıkla katılan taraf arasında her hangi bir husumet bulunmamasına, olayın katılan mağduruenin tedavi için hastaneye müracaatı üzerine ortaya çıktığının ve hastane yönetiminin de polise ihbarda bulunduğunun anlaşılmasına nazaran, sanığa atılı zincirleme şekilde basit cinsel istismar suçu sübut bulduğu halde, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesi sonucunda mahkumiyet hükümlerine yönelik istinaf istemlerinin esastan reddine dair kararın, Dairemizce bozulmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. II. GEREKÇE Dairemizin 18.03.2025 tarihli ve 2024/9710 Esas, 2025/2227 Karar sayılı bozma ilamı, bozma gerekçesine göre usul ve kanuna uygun görüldüğünden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1.Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ Başkan ...'nun karşı oyu ve oy çokluğuyla REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca Dairemizin 18.03.2025 tarihli ve 2024/9710 Esas, 2025/2227 Karar sayılı kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.10.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Dairemizin Sayın çoğunluğu ile aramızdaki ihtilaf; sanığın katılan mağrdureye karşı çocuğun cinsel istismarı suçunu işleyip işlemediğine ilişkindir. Katılan mağdurenin halasının eşi olan sanık aradaki akrabalık ilişkininin de sağladığı güven ve yakınlık ile katılan mağdurenin de yaşadığı katılanların evine zaman zaman ziyarete gelip yatılı olarak kaldığı noktasında dosya kapsamında bir şüphe bulunmamaktadır. Katılan mağdure tüm aşamalardaki beyanlarında sanığın kendisine yönelik farklı günlerde üç eylemi olduğunu beyan ettikten sonra bu eylemlerin ne şekilde gerçekleştiğini özü itibarıyla benzer şekilde, eylemlerin gerçekleştiği yer, gerçekleşme şekli ve kronolojik sırasıyla birlikte yeterli ayrıntı da içerir şekilde anlatmıştır. İntikalin son eylemden yaklaşık dört yıl kadar sonra gerçekleşmesi sayın çoğunlukça katılan mağdurenin beyanına itibar etme yönünden şüpheli bulunan noktalardan biri olmuşsa da, gerek katılan mağdurenin suç tarihlerinde on iki yaşında olması, gerek sanıkla yakın akrabalık ilişkisi, gerekse de içinde bulunulan sosyo-kültürel çevre dikkate alındığında makul bulunmuştur. Dosya kapsamına göre taraflar arasında iftira atmayı gerektirir husumet bulunmamaktadır. Katılan mağdurenin on beş yaş içindeyken son zamanlarda okulunda ve ailesinde gözlemlenen farklılık ve agresif tutumları, kendisine zarar vermeye başlaması üzerine rehber öğretmenin de yönlendirmesi ve psikiyatrik tedavi görmeye başlaması, istismar eylemlerini de bu tedavi sürecinde uzman hekimlerce düzenlenen 16.03.2022 tarihli tutanakla belirlenen şekilde aktarması üzerine ortaya çıkması, katılan mağdurenin bu tutanakta da sanığın kendisine ne düzeyle zarar verdiğini anlayamadığını, anlamlandıramadığını, sanığın tehdidi ve ailesini üzmemek için kimseye anlatmadığını ifade etmesi, katılan mağdurenin tüm aşamalarda sanığın kendisine yönelik dudağından/boynundan öpme, göğsünü sıkma, pantolonunu çıkararak kucağına oturtma şeklindeki eylemlerini değişiklik göstermeden anlatması beyanına itibar edilmesini gerektirmiştir. Katılan mağdurenin kardeşi olan tanık ... sanığın son zamanlarda evlerine geldiğinde mağdurenin odasına çekildiğini, bu duruma anlam veremediğini ifade etmiştir. Katılan mağdurenin annesi katılan ... psikolojik tedavinin başladığı dönemlerde mağdurenin sadece sanığın kendisini öptüğünü söylediğini, bunun üzerine tekrar doktora götürdüğünde daha ileri bir durumun olabileceğini söylediğini, daha sonra mağdurenin kendisine zarar vermeye başladığını ve sanığın diğer eylemlerini anlattığını beyan etmesi katılan mağdurenin beyanlarını destekler nitelikte görülmüştür. Sanığın eylemlerini gerçekleştirdiği yerin katılan mağdurenin ailesi ile yaşadığı evin oturma odası olması, istismar eylemleri sırasında diğer ev ahalisinin evin diğer odalarında bulunması, aralarındaki akrabalık ilişkisi ve mağdurenin babası katılan sanığın zaman zaman mağdureye ders çalıştırırken yalnız kaldıklarını beyan etmesi, eylemlerin gerçekleştiği yer konusunda şüpheli bulunmamıştır. 05.10.2023 tarihli Adli Tıp 6. İhtisas Kurulu katılan mağdurenin beyanlarına itibar edilebileceği belirtilmiştir. Tüm bu deliller hep birlikte değerlendirildiğinde ve İlk Derece Mahkemesinin gerekçe içeriğine göre suç tarihinde on iki yaşında olan katılan mağdurenin ikametine il dışından yatılı ziyarete gelen ve halasının eşi olan sanığın bu ziyaretler sırasında üç farklı günde katılan mağdurenin dudağından, yanağından ve boynundan öpme, göğüs bölgesini sıkma, sanığın pantolonunu çıkartarak mağduru kucağına oturtma şeklinde gerçekleşen eylemlerle atılı çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği kanaatinde olduğumdan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulü ile hükmün onanması gerektiği düşüncesiyle Sayın çoğunluğun görüşüne muhalifim.