KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2009/35800 E., 2012/866 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ocak 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
748 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davacı ve dahili davalı ... avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı, davalı şirket personeli olarak ... bankası 6. Bölge Müdürlüğünde 24.01.2003-31.01.2007 tarihleri arasında 4 yıl 7 gün çalıştığını, davalı tarafından haksız olarak işten çıkarıldığını ve kendisine ihbar ve kıdem tazminatı ödenmediğini, Bölge ... Müdürlüğüne şikayette bulunduğunu, burada yapılan müfettiş tahkikatı sonucunda kıdem ihbar tazminatı ile ücretli izin alacağının olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti, alacaklarını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı Şirket vekili, 13.09.2006 tarihinden önceki sürelerden müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, asıl işveren ... Bankasının davaya dahil edilmesi gerektiğini, davacının, müvekkili şirket yanında sadece 13.09.2006 ile 31.01.2007 tarihleri arasında çalıştığını 1 yılı doldurmadığı için yıllık izin ve kıdem tazminatı taleplerinin yasal dayanağı olmadığını, davacının ... Bankası Bölge Müdürü tarafından evleneceğini bildirmesi üzerine işten çıkarıldığını, müvekkili şirketten tüm alacaklarını aldığını ve müvekkili şirkete ibra ettiğini belirterek, davanın reddini savunmuş,
Dahili davalı ... Bakası vekili cevabıyla; davacının müvekkili bölge müdürlüğünün temizlik işlerini yürüten firmalarda 24.01.2003 tarihinden itibaren çalıştığını iddia ettiğini, ancak bu tarihten itibaren 5 ayrı ihale yapılarak iş farklı firmalara ihale edildiğini, davacının firmalarda çalıştığını, iş akdinin feshi tarihinde de diğer davalı şirkettin elemanı olduğunu hizmet akdi diğer davalı şirket tarafından 31.01.2007 tarihinde feshedildiğini, işçinin çalıştığı sürelerde yıllık izinlerinin kullandırıldığını belirterek, davanın husumet eksikliği ve esas yönünden reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, davacının, davalıya ait işyerinde 13.09.2006 ile 12.09.2007 tarihleri arasında çalıştığı, davacının kendisinin işten ayrıldığı anlaşıldığından, davacının kendisi iş akdini feshetmesi nedeniyle ihbar ve kıdem tazminatı talebi yerinde bulunmadığından reddi gerektiği, gerekçesi ile izin ücreti isteğinin kabulüne, diğer isteklerin reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı ile dahili davalı ... Genel Müdürlüğü temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Davalının temyizi bakımından:
Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar HUMK.nun 426/A maddesi uyarınca temyiz edilemez.
Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra (inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz.
Birleştirilen davalarda, temyiz sınırı her dava için ayrı ayrı belirlenir.
İhtiyari dava arkadaşlığında, temyiz sınırı her dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirlenir.
Karşılık davada, temyiz sınırı asıl dava ve karşılık dava için ayrı ayrı belirlenir.
Tespit davalarında, temyiz sınırı tespit davasının öncüsü olduğu eda davasının miktar ve değerine göre belirlenir.
Temyiz sınırından fazla bir alacağın tamamının dava edilmiş olması halinde, hükümde asıl istemin kabul edilmeyen bölümü temyiz sınırını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Kısaca temyize konu edilen miktara bakılarak kesinlik belirlenir.
Alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde, kısaca kısmi davada kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 06.06.1975 gün ve 1975/6-8 sayılı içtihadında, “ 5521 sayılı yasada açık düzenleme olmamakla birlikte, bu yasanın 15. maddesindeki düzenleme gereği HUMK.nun 426/A maddesindeki kesinlik sınırının iş mahkemelerinde verilen kararlarda da uygulanması gerektiği, grup halinde açılan davaların salt iş mahkemelerine özgü bir dava türü olmadığı, bu nedenle seri olarak açılan davalarda her dosya için kesinlik sınırına bakılması gerektiği” açıkça belirtilmiştir.
Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan temyize konu edilen miktar karar tarihi itibari ile 1.400.TL kesinlik sınırı kapsamında kaldığından davalının temyiz isteminin HUMK.nun 426/A, 432 maddeleri, uyarınca REDDİNE, 2- Davacının temyizine gelince: Taraflar arasındaki uyuşmazlık, iş akdinin kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona erip ermediği noktasında toplanmaktadır.
Davacı iş akdinin davalı işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini ileri sürmüş, davalı alt işveren vekili cevap dilekçesinde davacının iş akdinin evleneceğini beyan etmesi üzerine asıl işveren ... Bankası tarafından sona erdirildiğini savunmuş, diğer davalı asıl işveren ise iş akdini alt işveren davalı şirketin feshettiğini, kendilerine husumet düşmeyeceğin savunmuştur. Bunun dışında davacının iş akdini kendisinin haksız olarak feshettiği yolunda bir savunma yapılmamıştır.
Kaldı ki, davacının şikayeti üzerine ... ve sosyal ... Başkanlığı tarafından düzenlenen 19.04.2007 tarihli tutanakta işveren vekili tarafından davacı işçinin performans düşüklüğü sebebi ile kendileri tarafından çıkartıldığı tazminatlarının ve izin ücretinin ödeneceğinin belirtildiği görülmüştür.
Saptanan bu durum karşısında ve yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulduğunda, davacı işçinin iş akdinin davalı tarafça haksız olarak feshedildiği sonucuna ulaşıldığından kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin kabulü gerekirken reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2009/35800, K. 2012/866, 19 Ocak 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama