KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2009/46926 E., 2012/7645 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Mart 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile hafta tatili ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
780 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 01.06.1999-24.02.2008 tarihleri arasında kaynakçı ustası ve usta öğretici olarak hiç ara vermeden, cumartesi-Pazar, resmi ve dini tatillerde izin yapmadan 08.00-20.00 saatleri arasında, en son 1.250,00 TL net ücretle çalıştığını, ancak sigorta primlerinin daha aşağı ücretten yatırıldığını, davalının davacıya işten çıkarma baskısı altında 20.02.2008 tarihinde geçmişe yönelik haklarından feragati içeren ibraname ile ileride doğacak haklarını bertaraf etmek amacıyla aynı anda açık senet imzalatmak istediğini, davacının açık senet imzalamak istemediğini,
bunun üzerine davalının davacıyı kovarak işyerinden uzaklaştırdığını iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram genel tatil ve yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, kıdem ve ihbar tazminatı dışındaki işçilik alacaklarının 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, davacının tüm çalışmalarının kuruma eksiksiz olarak bildirildiğini, çalışmasının aralıklı olduğunu, 25.11.2002 tarihinde ayrıldığını, bu tarihten önceki tüm hak ve alacaklarının 25.11.2002 tarihli ibraname ve feragatnamede belirtildiği üzere ödendiğini, davacının kaynak ustası olması ve piyasada aranılan eleman olması nedeniyle davalı şirketin işten çıkarmasının söz konusu olmadığını, nitekim 2002 yılında işten çıkıp 4-5 ay başka yerde çalıştıktan sonra tekrar davalıya ait işyerinde çalışmaya başladığını,
işverenin davacıyı işten çıkarması için bir neden olmadığını, davacının henüz iş sözleşmesi devam ederken, bir grup arkadaşı ile birlikte Kazakistan’da iş yapan bir firma ile anlaşarak gidiş hazırlıklarına başladığını, pasaport çıkarttığını, 24.02.2008 tarihinden itibaren de işyerine gelmediğini, halen Kazakistan’da işçi olarak çalıştığını, durumun tutanakla tespit edildiğini, davacının ardı ardına 3 iş günü gelmediğinden, işe dönmesi, aksi halde iş akdinin iş akdinin bildirimsiz ve tazminatsız olarak feshedileceğinin ihtarname ile bildirildiğini, iş akdi haklı nedenle feshedildiğinden,
kıdem ve ihbar tazminatı isteminin reddi gerektiğini, yıllık izinlerini kullandığını, tüm işçilik haklarının ödendiğinin işyeri ve banka kayıtları ile sabit olduğunu, ücretinin de resmi kayıt ve banka kayıtlarında belirtilen miktarda olduğunu, davacının işyerinde hiç ara vermeden cumartesi-Pazar, dini-milli bayramlar dahil 08.00-20.00 saatleri arasında çalıştığı iddiasının yersiz olduğunu, eşyanın tabiatına ve hayatın olağan akışına aykırı bulunduğunu, davacının yaptığı fazla çalışmaların karşılığını aldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, iş sözleşmesinin haklı bir neden olmaksızın ve ihbar sürelerine riayet edilmeksizin işveren tarafından feshedildiği, işçinin kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, öte yandan davacının hak kazandığı yıllık izin ücreti alacağı ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının ayrı ayrı hüküm altına alınması gerektiğinden bahisle davanın kısmen kabulüne verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Davalı vekiline gönderilen, temyiz masraflarının yatırılmasına ilişkin muhtırada hakim imzası bulunmamaktadır. 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 426/D (6100 Sayılı HMK’nun 344) maddesi bağlamında yasanın aradığı biçimde ihtar yapıldığı kabul edilemez. Gerçekleşen bu durum karşısında anılan muhtıra geçersizdir. Bu durumda, hükmün temyiz edilmemiş sayılmasının koşulu olarak düzenlenen halin somut olayda gerçekleşmediği anlaşıldığından temyiz isteminin reddi kararı kaldırılarak yapılan incelemede;
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekili dava dilekçesinde faiz talebinde bulunmuş ise de, 13.08.2009 havale tarihli kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti alacağını arttırdığı ıslah dilekçesinde faiz isteminde bulunmamıştır.
Mahkeme, HMUK.’nun 74. (HMK. nun 26.) maddesi hükmü uyarınca taleple bağlıdır. Talep olmadığı takdirde faize hükmedilmesi yasaya aykırıdır.
Bu nedenle ıslah dilekçesinde faiz talep edilmediği halde, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücretinin ıslah ile artırılan kısmına faiz yürütülmesi HMUK.’nun 74. (HMK.’nun 26.) maddesine aykırı olup, bozma sebebi ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün HMK.’nun 370/2. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
F) Sonuç:
Hüküm fıkrasının 1. bendinin kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarına ilişkin 1, 2 ve 3. Fıkraları tamamen çıkartılarak, yerine;
“1-11.626,01 TL kıdem tazminatının dava dilekçesi ile talep edilen 7.000 TL’sinin fesih tarihi olan 26.02.2008 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte, 4.626,01 TL’sinin ıslahta faiz talebi olmadığından faizsiz olarak davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-İhbar tazminatının 800,00 TL’sinin dava tarihi olan 14.03.2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte, 1.401,45 TL’sinin ıslahta faiz talebi olmadığından, faizsiz olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2009/46926, K. 2012/7645, 7 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama