KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2010/45170 E., 2013/5407 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Şubat 2013
- Mahkemesi
- ... MAHKEMESİ
- Dava
- Davacı, fazla çalışma ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
525 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalıya ait işyerinde 01.12.1998-17.01.2007 tarihleri arası sistem yöneticisi olarak günlük 10-12 saati bulan çalışmalar yaptığını ancak yaptığı bu fazla çalışmaların ücretinin ödenmediğini ileri sürerek fazla çalışma alacağını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının tüm alacaklarının ödenip ibraname alındığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı taraf temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının yerinde olmaması nedeni ile reddine,
2- Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir.
Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut olayda, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda fazla çalışma tahakkuku bulunan aylar dışlanmak suretiyle puantaj kayıtlarına göre fazla çalışma alacakları hesaplanmışsa da davacıya 2003 yılı Ağustos ayı bordrosunda 163 saat karşılığı 1369 TL, aynı yıl Aralık ayı bordrosunda 285 saat karşılığı 2765 TL, 2004 yılı Şubat ayı bordrosunda 26 saat karşılığı 252 TL, aynı yıl Mayıs ayı bordrosunda 386 saat karşılığı 3748 TL fazla çalışma alacağı tahakkuk ettirildiği görülmektedir.
Bu ayların hesap dışı bırakılması doğrudur. Ancak dosyadaki puantaj kayıtlarına göre davacının sözkonusu aylarda kendisine ödeme yapılan miktar kadar fazla çalışması bulunmamaktadır.
Davalının fazla çalışma alacağının toptan ödendiği şeklindeki savunması da gözetildiğinde, mahkemece, değinilen aylardaki fazla ödemeler tespit edilerek bunların neye istinaden yapıldığının saptanması, fazla çalışmaya yönelik ödeme yapıldığının anlaşılması durumunda hesaplanacak miktardan indirilmesi, gerekirse bu konuda ek rapor alınması zorunludur. Bu hususlar gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması isabetsizdir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2010/45170, K. 2013/5407, 12 Şubat 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama