İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /9. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 9. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2011/22135 K.2013/22694

Taraflar arasındaki, ücret, ek ücret, yoksun kalınan gelir, teslimi gereken dairenin rayiç bedeli ile yıllık ücretli izin alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte…

Esas2011/22135Karar2013/22694Tarih17 Eylül 2013Okuma8 dk · 1.541 kelime

KÜNYE

9. Hukuk Dairesi 2011/22135 E., 2013/22694 K.·Mahkemesi :iş Mahkemesi

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
17 Eylül 2013
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.541 kelime·8 dk okuma·2 bölüm

Dava

Taraflar arasındaki, ücret, ek ücret, yoksun kalınan gelir, teslimi gereken dairenin rayiç bedeli ile yıllık ücretli izin alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmesi ve davalı avukatınca duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.09.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara ... kağıdı gönderilmişti.

Duruşma günü davacı Asil ... ile adına Avukat ... ve karşı taraf adına Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı, davalı işveren ile aralarında 19.12.2001 tarihli ve 10 yıl süreli iş akdi tanzim edildiğini, sözleşmeye göre müvekkilinin işten ayrılması ve işveren tarafından 30 gün içinde itiraz edilmeden istifasının kabulü halinde ya da işten çıkartılması halinde, 10 yıllık ücretinin tamamı ile sözleşmeyle taahhüt edilen alacaklarının tamamının müvekkile ödeneceğinin taahhüt edildiğini, müvekkilinin iş akdinin 03.03.2008 tarihinde sona erdiğini, müvekkilinin davalı şirkette işe başladığından bu yana davalı tarafından ödenen aylıklarının toplamının 46.120,00 TL olduğunu,

oysa müvekkile ödenmesi gereken ücret miktarının rakamdan çok daha fazla olduğunu, müvekkilinin yıllık ücretli izinlerini de kullanmadığını ileri sürerek, ücret, izin, sözleşme gereği ödenmesi gereken ek ücret, teslimi gereken dairenin rayiç bedeli ve cezai şart alacaklarını istemiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti:

Davalı, davanın dayanağı olan sözleşmedeki imzanın kendilerine ait olmadığını ya da sözleşmedeki imza kendilerine ait çıksa bile bazı teknik yöntemlerle üstünün sonradan doldurulduğunu, sözleşmedeki iradenin hile veya hata nedeniyle sakatlandığını, sözleşmenin şartlarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kaldı ki sözleşmede imzası bulunan davalı şirket ortaklarından ...'in tek başına imza yetkisinin bulunmadığını, davacının bir şekilde müvekkilinin imzasını elde ederek bu sözleşmeyi hile ile tanzim ettiğini, zira kendisinin davalı şirkette getir-götür işleri,

gelen misafirlere çay kahve ikramı gibi basit işlerde çalışan bir işçi olduğunu, böyle bir kişiye iddia olunan sözleşmedeki gibi ücretlerinin ödenmesinin hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının tek taraflı olarak iş sözleşmesini feshettiği, sözleşmede belirtilen 1 aylık süre zarfında davalının buna itiraz etmediği, davacının sözleşmede cezai şart olarak kararlaştırılan bakiye süreye ilişkin ücreti almaya hak kazandığı, davacının ücretlerinin eksik ödendiği, 2004 yılından itibaren heryıl ödenmesi gereken ek ücret ile 15.2.2008 tarihinde teslimi kararlaştırılan dairenin teslim edilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

D) Temyiz:

Kararı taraflar temyiz etmiştir.

E) Gerekçe:

1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2- İş sözleşmesinde kararlaştırılan cezai şartın koşullarının oluşup oluşmadığı ve indirim hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.

Cezai şart öğretide, mevcut borcun ifa edilmemesi veya eksik ifası halinde ödenmesi gereken mali değeri haiz ayrı bir edim olarak tanımlanmıştır (...: Türk Hukukunda Cezai Şart, ... 1963).

Cezai şart Borçlar Kanunun 158 – 161 inci maddeleri arasında düzenlenmiş olup, İş Kanunlarında konuya dair bir hükme yer verilmemiştir. İş hukuku açısından Borçlar Kanunun sözü edilen hükümlerini uygulamakla birlikte, Dairemizce bazı yönlerden İş hukukuna özgü çözümler üretilmiştir.

İş hukukunda “İşçi Yararına Yorum İlkesi”nin bir sonucu olarak sadece işçi aleyhine yükümlülük öngören cezai şart hükümleri geçersiz sayılmış ve bu yönde yerleşmiş içtihatlar öğretide de benimsenmiştir. Hizmet sözleşmeleri açısından cezai şartla ilgili olarak 818 sayılı Yasada açık bir hüküm bulunmaz iken, Dairemizin uygulamasına paralel olarak.

1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 420 nci maddesi “Hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir.” hükmünü getirmiştir. Bu itibarla hizmet sözleşmelerine işçi aleyhine konulan cezai şartlar geçersiz, işçi lehine konulan cezai şartlar ise geçerli kabul edilmelidir.

Cezai şartın işçi ve işveren hakkında ve iki taraflı olarak düzenlenmesi gereği, işçi aleyhine kararlaştırılan cezai şartın işveren aleyhine kararlaştırılandan daha fazla olmaması sonucunu da ortaya koymaktadır. Başka bir anlatımla işçi aleyhine olarak belirlenen cezai şartın, koşulları ve ceza miktarı bakımından işverenin sorumluluğunu aşması düşünülemez. İki taraflı cezai şartta işçi aleyhine bir eşitsizlik durumunda, cezai şart hükmü tümden geçersiz olmamakla birlikte, işçinin yükümlülüğü işverenin sorumlu olduğu miktarı ve halleri aşamaz.

İşçiye verilen eğitim karşılığı belli bir süre çalışması koşuluna bağlı olarak kararlaştırılan cezai şart tek taraflı olarak değerlendirilemez. İşçiye verilen eğitim bedeli kadar cezai şartın karşılığı bulunmakla eğitim karşılığı cezai şart hükmü belirtilen ölçüler içinde geçerlidir.

Gerek belirli gerekse belirsiz iş sözleşmelerinde, cezai şart içeren hükümler, karşılıklılık prensibinin bulunması halinde kural olarak geçerlidir. Ancak, sözleşmenin süresinden önce feshi koşuluna bağlı cezai şartın geçerli olabilmesi için, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin belirli süreli olması zorunludur. Asgari süreli iş sözleşmelerine de aynı şekilde hükümler konulması mümkündür.

4857 sayılı İş Kanununun 21 inci maddesinde, kesinleşen işe iade kararı üzerine işçinin başvurusuna rağmen bir ay içinde işe başlatılmaması durumunda, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödeneceği öngörülmüştür. Aynı maddenin son fıkrasında ise, sözü edilen düzenlemenin mutlak emredici olduğu ve sözleşmelerle hiçbir şekilde değiştirilemeyeceği hükme bağlanmıştır. Bu itibarla iş

güvencesine tabi işçiler yönünden toplu iş sözleşmesinin iş güvencesi sağlayan hükümlerinin, Yasanın bu düzenlemesi karşılığında bir değeri kalmamıştır.

Borçlar Kanununun 161 inci maddesine göre, taraflar cezanın miktarını seçmekte serbesttirler. Buna göre belirli süreli iş sözleşmesinin kalan süresine ait ücretlerinin ya da bunun katlarının ödenmesi gerektiği yönünde ceza miktarı belirlenmesi mümkündür. Böyle bir cezai şart hükmü, Borçlar Kanunun 325 inci maddesine göre talep konusu yapılabilecek olan sözleşmenin kalan süresine ait ücret isteğinden farklıdır.

Bu durum, konuya dair yasal düzenlemenin tekrarı mahiyetinde de değildir. Gerçekten tarafların iradesi özel biçimde cezai şart düzenlemesi yönünde ortaya çıkmış olmakla, iradeye değer verilmeli ve cezai şart hükümlerine göre çözüme gidilmelidir.

İşçinin bakiye süre ücreti ölçüt alınarak kararlaştırılmış olan cezai şarttan başka, sözleşmenin kalan süresine ait ücretlerin de Borçlar Kanununun 325 inci maddesine göre talep edilip edilemeyeceği sorununa değinmek gerekir ki, koşulların varlığı halinde sözleşmenin kalan süresine ait ücretlerin ayrıca talep edilebileceği kabul edilmelidir.

Gerçekten, Borçlar Kanununun 158/II maddesine göre, borcun belli zaman ve yerde ifa edilmemesi hali için cezai şart kararlaştırılmışsa, alacaklı hem ifa hem de cezai şartı talep edebilecektir.

Borçlar Kanunun 161/son maddesinde ise, fahiş cezai şartın hâkim tarafından tenkis edilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. İş hukuku uygulamasında işçi aleyhine cezai şart düzenlemeleri bakımından konunun önemi bir kat daha artmaktadır. Şart ve ceza arasındaki ilişki gözetilerek, işçinin iktisadi açıdan mahvına neden olmayacak çözümlere gidilmelidir. İşçinin belli bir süre çalışması şartına bağlanan cezalardan, sözleşme kapsamında çalışılan ve çalışması gereken sürelere göre oran kurularak indirime gidilmelidir.

Somut olayda davacı, davalı firmada genel yönetim ve organizasyon, finans ve muhasebe ile inşaat işleri sorumlusu olarak çalışmak üzere on yıl süreli iş sözleşmesi imzalamıştır. Taraflarca yapılan iş sözleşmesinin işverenin yükümlülüğü başlıklı maddesinde sözleşmenin on yıl süreli olduğu, bu süre içerisinde taraflarca tek taraflı olarak feshedilmesi halinde diğer on yıllık ücreti ile taahhüt edilen alacaklarının ödeneceğine ilişkin düzenleme bulunmaktadır.

İşyeri bir şirkettir, davalı da genel yönetim ve organizasyon, finans ve muhasebe ile inşaat işleri sorumlusudur, işin niteliğinde ve iş sözleşmesinde 4857 sayılı İş Kanunun 11. maddesinde sayılı olan akdin belirli süreli sayılması için bulunması zorunlu olan koşullar bulunmamaktadır. Bu durumda taraflar arasında yapılan sözleşmenin belirli süreli olabilmesi için gerekli olan objektif nedenler bulunmadığından süreye bağlı şart gerçekleşmemiştir.

Tarafların yerine geçerek sözleşmenin asgari süreli olarak kabulü mümkün değildir. Sözleşmenin süresinden önce feshi durumuna bağlı yoksun kalınan gelir yani cezai şart talebinin reddi gerekirken kabulü hatalıdır.

3- Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının kıdem süresi 5 yılı geçtiğinden bahisle her yıl için 20 gün izne hak kazandığı belirtilerek izin alacağı hesaplanmıştır. Davacının çalışması 1475 ve 4857 sayılı İş kanunları döneminde gerçekleşmiştir. 1475 sayılı kanun döneminde ilk beş yıl için, her yıl için 12 gün, 4857 sayılı kanun döneminde ise, ilk beş yıllık dönemde her yıl için 14 gün yıllık izne hak kazanılacağı belirtilmiştir. Davacının kıdeminin 5 yılı geçmiş olması, ilk beş yıl için kazandığı izin süresinin 20 gün olduğu anlamına gelmez. Davacının hak kazandığı izin alacağı 1475 ve 4857 sayılı kanunlar nazara alınarak doğru şekilde tespit edilerek hüküm altına alınmalıdır.

4-Taraflara arasında yapılan sözleşmenin işverenin yükümlülüğü başlık 4. maddesinde ücretlerin her ayın 5. günü ödeneceği, yine 15 Ocak 2004 tarihinde ödenmeye başlayacak olan yıllık 10.000 TL ek ücretin zamanında ödenmemesi halinde borç olarak şirket hesaplarında kullanılacağı yıllık kanuni faiz oranında faiz tahakkuk ettirileceği kararlaştırılmıştır. Bu durumda taraflar arasında uygulanacak faiz yasal faizdir. Buna karşın mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının bu ücret alacakları yönünden hak ediş tarihinden dava tarihine kadar dönem için ticari işletme faizi uygulanması hatalıdır. Davacının ücret ve ek ücret alacaklarının hak ediş tarihinden dava tarihine kadar olan dönem

için yasal faiz oranlarına göre faiz alacakları hesaplanmalıdır. Dava tarihinden sonraki dönem için ücret, ek ücret ve teslimi gereken dairenin rayiç bedeli alacaklarına yasal faiz oranını geçmemek üzere bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize hükmedilmesi gerekir.

5- Taraflar arasında yapılan sözleşmesinin işverenin yükümlülüğü başlıklı maddesinde davacıya 15.02.2008 tarihinde ikramiye olarak Kastamonu merkez de, teslim tarihinden itibaren en fazla üç yıl içerisinde yapı kullanma izin belgesi almış (3+1) 150 m2 betonarme karkas kaloriferli ve asansörlü bir daire veya rayiç bedelinin nakden verileceği belirtilmiştir. Bu sözleşme hükmünde ifa tarihi 15.02.2008 olarak açıkça belirtilmiştir. Davacının hüküm altına alınan teslimi gereken dairenin rayiç bedeli alacağı yönünden faizin başlangıcı 15.02.2008 olması gerekirken dava ve ıslah tarihinden faize hükmedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

F) Sonuç:

SONUÇ / HÜKÜM

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, Davalı yararına takdir edilen 990.00 TL.duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 17.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2011/22135, K. 2013/22694, 17 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Dava
  4. Yargıtay Kararı
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/22135
Karar No
2013/22694
Tarih
17 Eylül 2013

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2011/22148 K.2013/21729
  • Yargıtay 14. Ceza Dairesi E.2011/22151 K.2013/9070
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2011/22152 K.2013/22193
  • Yargıtay 14. Ceza Dairesi E.2011/22158 K.2013/9175
  • Yargıtay 14. Ceza Dairesi E.2011/22161 K.2013/9184
  • Yargıtay 14. Ceza Dairesi E.2011/22169 K.2013/9176

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.