KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2011/28349 E., 2013/23919 K.·Mahkemesi :iş Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2013
- Dava
- Davacı, bakiye kıdem tazminatı, bakiye ihbar tazminatı, ikramiye alacağı ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
825 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin, davalı işveren nezdinde teknik eleman olarak işe başladığını, şantiye sorunlusu olarak çalışmasına devam ederken iş akdinin davalı işverence sona erdirildiğini bir miktar kıdem ve ihbar tazminatı ödendiğini, 2009 yılı Ekim ayında ekonomik kriz nedeni ile çalışanlara maaşlarının azaltılmalarına muvafakat ettiklerine dair belge imzalatıldığını ancak maaşın azaltılan kısmının elden ödendiğini ileri sürerek; bakiye kıdem ve ihbar tazminatları ile ikramiye, fazla çalışma ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili; davacının, teknik eleman olarak çalıştığını, iş akdinin müvekkil şirketin üstlendiği inşaat işinin bitmesi nedeni ile sona erdiğini, fazla çalışmasının bulunmadığını ve genel tatillerde çalışmasının olmadığını savunarak; davanın reddini talep etmiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ç)Temyiz:
Karar süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmiştir.
D)Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir.
Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
İşyerinde üst düzey yönetici konumda çalışan işçi, görev ve sorumluluklarının gerektirdiği ücretinin ödenmesi durumunda, ayrıca fazla çalışma ücretine hak kazanamaz. Bununla birlikte üst düzey yönetici konumunda olan işçiye aynı yerde görev ve talimat veren bir başka yönetici ya da şirket ortağı bulunması halinde, işçinin çalışma gün ve saatlerini kendisinin belirlediğinden söz edilemeyeceğinden, yasal sınırlamaları aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti talep hakkı doğar.
O halde üst düzey yönetici bakımından şirketin yöneticisi veya yönetim kurulu üyesi tarafından fazla çalışma yapması yönünde bir talimatın verilip verilmediğinin de araştırılması gerekir.
İşyerinde yüksek ücret alarak görev yapan üst düzey yöneticiye işveren tarafından fazla çalışma yapması yönünde açık bir talimat verilmemişse, görevinin gereği gibi yerine getirilmesi noktasında kendisinin belirlediği çalışma saatleri sebebiyle fazla çalışma ücreti talep edemeyeceği kabul edilmelidir.
Somut olayda, davacı işçinin şantiye şefi olarak çalıştığı dosya kapsamındaki beyanlardan anlaşılmaktadır. Yukarıdaki açıklamalar ışığında davacının şantiye şefi olarak üst düzey yönetici konumunda olduğu, davalı iş yerinde şantiye şefi olarak çalışmadığı dönemlerde varsa fazla mesai ücretlerinin karar altına alınması gerekiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
3- Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacı, net 1400 TL aylık ücret aldığını ileri sürmüş; davalı işe davacının aylık net 700 TL ücretkarşılığında çalıştığını savunmuştur. Mahkemece, davacı işçinin aylık net 1400 TL ücret aldığı kabulü ile talep edilen alacakları hüküm altına almıştır.
Dosya içerisinde bulunan ve davacı işçinin imzasını içeren 25.10.2009 tarihli yazıda, davacının 01.11.2009 tarihinden itibaren aylık 700 TL ücret karşılığı çalışmayı kabul ettiğini bildirdiği anlaşılmıştır. Davacı tarafça dava dilekçesinde ve yargılama aşamasında imzaya itiraz da söz konusu değildir. Davacı işçi, 2009 yılı kasım ve aralık aylarına ilişkin bordroları ihtirazı kayıt olmaksızın imzalamış olup bordrolarda net ödenecek tutar 25.10.2009 tarihli belgedeki gibi 700 TL olarak görülmektedir. Tüm bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda mahkemece, mevcut yazılı deliller dikkate alınmaksızın takdiri delil niteliğindeki tanık beyanları ile sonuca gidilmesi hatalıdır.
4- Taraflar arasında işçinin ikramiye alacağının bulunup bulunmadığı uyuşmazlık konusudur.
Davacı, 2009 yılına ait bir aylık net maaş tutarındaki ikramiye alacağının ödenmediğini ileri sürmüş; davalı ise davacıya hiçbir dönemde ikramiye ödenmediğini savunmuştur. Dosyaya ibraz edilen bordrolar ve yazılı diğer belgelerde işçiye ikramiye ödendiğine dair herhangi bir delil bulunmadığı gibi tanık beyanlarından da işçiye ikramiye ödendiği sonucuna varılamamaktadır. Bu nedenle iş yerinde ikramiye uygulması olmadığı gözetilmeksizin anılan isteğin reddi yerine kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2011/28349, K. 2013/23919, 24 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama