KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2011/42522 E., 2013/29978 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2013
- Mahkemesi
- ... MAHKEMESİ
- Dava
- Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, vergi iadesi alacağı, maddi ve manevi tazminat alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
743 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A)Davacı isteminin özeti:
Davacı asıl, 01.01.1988 tarihinden 15.08.1996 tarihine kadar davalı işyerinden askerlik vazifesi nedeniyle ayrıldığını, 15.08.1998 tarihinde askerlik vazifesini yerine getirdikten sonra aynı işyerinde usta olarak çalıştığını, net maaşının 800 TL olduğunu, ... akdinin haksız ve yersiz olarak 18.02.2006 tarihinde feshedildiğini, işten çıkarıldığını, hafta içi 09.00-18.00, cumartesi 09.00-18.00 arası çalıştığını, fazla mesai yapıldığını fakat ücret ödenmediğini, resmi bayramlarda çalışıldığını, senelik izin kullandırılmadığını, yemek olanağı bulunduğunu, firma tarafından sigorta primlerinin eksik yatırıldığını, uyarılarına rağmen ödediğini,
17.....2000 tarihinde ... kazası geçirdiğini, yasal hakları ödenmediğinden BÇM’ye müracaatta bulunduğunu, araştırma sonucu davalının % 75 kusurlu bulunduğunu, davalının 18.02.2006 tarihinde işyerini devredeceğini söyleyerek yasal hakları ödenmeden işine son verdiğini iddia ederek kıdem, ihbar tazminatı, maddi, manevi tazminat, yıllık izin ücreti, vergi iadesi alacaklarının faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, davacının 09.08.2000 tarihinde işe başladığını, haftalık 130 TL aldığını, bunun ortalama 520 TL aylık yaptığını, müvekkilinin davacıyı işten çıkarmadığını, müvekkili ile davacının babası arasındaki yakın dostluğun davacıyı çalıştığı dönemlerde davalıyı canından bezdirecek şekilde umursamaz, işvereni takmaz, bildiğince hareket eder, işveren talimatlarına uymayan, yap dediğini yapmayan, yapma dediğini yapan, başına buyruk bir kişi olarak yaşadığını, müvekkilinin verdiği işi yapmadığını, hatta ben yapamam git kendin yap dercesine pervasız hareket ederek kendisini işten kovdurmak için kasti hareket eder duruma geldiğini,
tam bu aşamada Zeytinburnu Belediyesi tarafından işyerinin kapatılmasına ilişkin tebligat geldiğinde kendisinin işyerinin kapanmakta olduğunu gerekçe göstererek işten ayrılmak istediğini, müvekkilinin işyerini kapattığını, bundan sonra da davacının babasının yüzü suyu hürmetine oğlu... ...’ın işyerine yerleşmesi için istihdam edilmesini sağladığını, davacı düzenli çalışmadığından kaçta gelip kaçta işi bıraktığının tam olarak belli olmadığını, çalıştığı dönemde bütün ücret, fazla mesai ve izin ücretlerinin ödendiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C)Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacı yemini, davalı tanık beyanları, davacı tanık anlatımları ve dosya kapsamından davacının ... akdinin davalı tarafından haklı bir neden olmaksızın sona erdirildiği gerekçesiyle kıdem, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarının tahsiline karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı yasal gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı, dava dilekçesinde, 01.01.1988 tarihinden 15.08.1996 tarihine kadar davalı işyerinde çalıştığını, işyerinden askerlik vazifesi nedeniyle ayrıldığını, 15.08.1998 tarihinde askerlik görevini yerine getirdikten sonra aynı işyerinde usta olarak çalıştığını, ... akdinin 18.02.2006 tarihinde haksız olarak feshedildiğini iddia ederek kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, maddi, manevi tazminatı ve vergi iadesi alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili ise davacının 15.08.1996 tarihinde değil, 09.08.2000 tarihinde çalışmaya başladığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporu incelendiğinde, davacının kıdeme esas hizmet süresinin seçenekli olarak hesaplandığı, ilk seçenekte davacının iddiası gibi 31.12.1988-15.08.1996 ve 15.08.1998-01.02.2006 arasında toplam 15 yıl 1 ay 3 gün (5513 gün) ve resmi kayıtlara göre 01.08.1996-15.08.1996 ve 09.08.2000-01.02.2006 tarihleri arasında toplam 5 yıl 6 ay 9 gün (2018 gün) olarak saptandığı, kıdem, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarının buna göre seçenekli olarak hesaplandığı görülmektedir.
Mahkemece, davacı tanıkları ... ..., ... ve davalı tanığı ...'nun beyanlarından, davacının 1988 yılında davalı yanında işe başladığı kabul ederek ay ve günü tam bildirmediklerinden 31.12.1988 tarihi başlangıç olarak alınmış, yine tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamından davacının 15.8.1996 tarihine kadar ilk dönem çalıştığı, askerlik nedeniyle ayrıldığı, davacının ikinci dönem çalışmasının da 1.5.1998-1.2.2006 tarihleri arası olduğu gerekçesiyle ücret seviyesi ve hizmet süresi bakımından bilirkişi raporunda ilk seçenek hesaplamaya itibarla yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Dosyada bulunan davacı işçi tarafından Bölge Çalışma Müdürlüğüne hitaben yazılan şikayet dilekçesinin işe giriş çıkış tarihi karşısında …./…./1998 – 18.02.2006 tarihleri yer almakta olup, bildirilen bu tarih aralıkları dava dilekçesinde iddia edilen çalışma süreleri ile çelişmektedir.
Bu hususun davacıya açıklattırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde bilirkişi raporunda belirlenen ilk seçenek hizmet süresinin kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Ayrıca davacı işçinin anılan BÇM şikayet dilekçesinde “…kullandırılmadığı halde 7 yıldır ödenmeyen senelik izin ücreti”nden bahsedilmektedir. ... müfettişi de 7 yıldır izin kullanmadığı iddiasını değerlendirmiştir. Davacıdan yıllık izin ücretine ilişkin şikayeti sorularak kullanılmadığı iddia edilen izin süresi netleştirilerek sonucu gidilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
F)Sonuç:
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2011/42522, K. 2013/29978, 20 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama