KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2012/12572 E., 2012/15161 K.·Mahkemesi :iş Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Mayıs 2012
- Dava
- Davacı, borçlunun takibe yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, borçlunun %40 icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
1.554 kelime·8 dk okuma·3 bölüm
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı işyerinde, 1997-2006 yılları arasında çalıştığını ve emekli olmak suretiyle işten ayrıldığını,bir kısım ücretinin ödenmediğini ayrıca kıdem tazminatı karşılığında işverenin üç adet bono verdiğini, ödenmeyen işçilik alacaklarını almak için ilamsız icra takibi başlattığını,takibe borçlunun itiraz ettiğini ve takibin durduğunu belirtip icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini ayrıca borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının kıdem tazminatı alacağı için davacıya üç adet bono verildiğini, bunun karşılıklı anlaşma ile gerçekleştiğini, davacının işçilik alacaklarının tahsili için ilamsız icra takibi başlattığını, bu takibin... 7.İcra Müdürlüğü'nün 2006/1254 esasına kaydedildiğini, davacının ayrıca kendilerinden aldığı üç adet bonoyu tahsil için icraya koyduğunu bu takibin de... 5.İcra Müdürlüğü'nün 2007/5781 esasına kaydedildiğini, bu son takip sırasında borca karşılık icra dairesine ve alacaklının banka hesabına çeşitli ödemeler yaptığını, bu ödemelerin iş bu itirazın iptali davasında, alacaklı vekili tarafından gündeme getirilmediğini, işveren hakkında davacı tarafından bu şekilde mükerrer takip yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine diğer taleplerinin ise kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık,davalı tarafından dosyaya sunulan ve borcun ödendiğine dair belgeler olduğu ileri sürülen belgelerin yerel mahkemece yeterince araştırılıp araştırılmadığı ve bu kapsamda bu belgelerin borcu sona erdiren ödeme belgesi olarak kabul edilip edilmeyeceği noktalarında toplanmaktadır.
I. Normatif Dayanak
Uyuşmazlığın normatif dayanağı Borçlar Kanununun 84–86 maddeleridir. Borçlar Kanununun 84 üncü maddesinde “Borçlu faiz veya masrafları tediyede gecikmiş değil ise kısmen icra eylediği tediyeyi resülmale mahsup edebilir. Alacaklı alacağın bir kısmı için kefalet, rehin veya sair teminat almış ise borçlu kısmen icra eylediği tediyeyi temin edilen veya teminatı daha iyi olan kısma mahsup etmek hakkını haiz değildir” kuralına yer verilmiş.
85 inci maddesinde “birden fazla borçları bulunan borçlu, borçları ödemek zamanında bu borçlardan hangisini tediye etmek istediğini alacaklıya beyan etmek hakkını haizdir.
Borçlu beyanatta bulunmadığı surette vukubulan tediye kendisi tarafından derhal itiraz edilmiş olmadıkça alacaklının makbuzda irae ettiği borca mahsup edilmiş olur” hükmü öngörülmüş, 86 ncı maddede ise “kanunen muteber bir beyan vaki olmadığı yahut makbuzda bir güna mahsup gösterilmediği takdirde, tediye muaccel olan borca mahsup edilir. Müteaddit borçlar muaccel ise tediye, borçlu aleyhinde birinci olarak takip edilen borca mahsup edilir.
Takibat vaki olmamış ise tediye, vadesi iptida hulül etmiş olan borca mahsup edilir. Müteaddit borçların vadeleri aynı zamanda hulül etmiş ise mahsup mütenasiben vaki olur. Hiç bir borcun vadesi hulül etmemiş ise alacaklı için en az teminatı haiz olan borca mahsup edilir” kuralı düzenlenmiştir.
III. İşçi Alacakları Yönünden Değerlendirme
İş sözleşmesinden doğan para borçlarının kısmi ifasında, mahsubun ne şekilde yapılacağı ile ilgili 4857 sayılı İş Kanununda özel bir düzenleme bulunmadığından, Borçlar Kanununun yukarıda belirtilen genel hükümleri kapsamında sorun çözümlenmektedir. İşçinin işverenden bir alacağının, örneğin sadece kıdem tazminatı alacağının bulunduğu durumlarda, kısmi ödeme nedeniyle mahsup işlemi Borçlar Kanununun 84 üncü maddesi çerçevesinde yapılacaktır. Dairemiz uygulamasına göre, temerrüde düşen işverenin yaptığı kısmi ödeme işçinin bu hususta beyanda bulunup bulunmadığına bakılmaksızın öncelikle faiz ve masraflara mahsup edilmelidir.
Borcun taksitle ödenmesi konusunda yapılan anlaşma, aksi öngörülmemişse kural olarak, işçinin faiz talebinden vazgeçtiğini kapsar. Ancak, bu sonuç işverenin taksit anlaşmasına uygun hareket etmesine bağlıdır.
İşverenin taksitlerden birini zamanında ödememesi halinde, işçinin faizle ilgili feragati geçersiz hale gelir ve sadece ödenmeyen taksit için değil, tüm alacak için faiz talep hakkı doğacaktır. Bu durumda ödenen önceki taksitlerin öncelikle faiz ve masraflara mahsubu gerekecektir. Kuşkusuz taksit sözleşmesinin işçinin serbest iradesi ile meydana gelmesi gerekir.
İşçinin birden fazla alacağının söz konusu olması halinde, yapılan kısmi ödemenin hangi alacağa ilişkin olduğu işveren tarafından ödeme sırasında belirtilmemiş ve işçi tarafından da bu husus makbuzda gösterilmemiş ise, mahsup işlemi Borçlar Kanununun 86 ncı maddesine göre yapılacaktır. İş Kanununda işçinin sözleşme ve kanundan doğan alacaklarının muacceliyet ve vade zamanları konusunda değişik hükümler öngörülmüştür.
4857 sayılı İş Kanununa göre ücret en geç ayda bir ödenir (m.32/5). İş hukuku mevzuatımızda Basın İş Kanununun 14 üncü maddesi hariç, ücretin peşin ödeneceğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle ücret, çalışılan ayı takip eden aybaşında muaccel hale gelmektedir. Fazla mesai, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin muacceliyet tarihleri normal aylık ücret gibidir. İşçinin ihbar ve kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti sözleşmenin feshi ile muaccel hale gelir.
1475 sayılı İş Kanununun 14 ve 4857 sayılı İş Kanunun 120 inci maddesi uyarınca, işveren kıdem tazminatı borcu bakımından iş sözleşmesinin feshedildiği tarihte temerrüde düşer. Yukarıda belirtilen diğer tazminat ve alacaklar bakımından ise, tarafların sözleşme ile kararlaştırdıkları ödeme zamanı ya da işçi tarafından gönderilecek ihtarnamede belirtilen ödeme günü itibariyle işverenin temerrüdü gerçekleşir.
Buna göre örneğin, 5.000 TL ihbar tazminatı, 7.500 TL kıdem tazminatı, 2.500 TL ücret, 2.000 TL fazla mesai ve 500 TL yıllık izin ücreti alacağı olmak üzere takibe konu yapılmamış toplam 17.500 TL alacağı olan bir işçiye işveren tarafından yapılacak 15.000 TL lik bir kısmi ödeme, öncelikle muaccel olan normal aylık ücret ve fazla mesai alacağına ilişkin borçlarına mahsup edilmelidir. Kalan miktar ihbar ve kıdem tazminatı ile izin ücreti borcuna mahsup edilecektir. Anılan borçların muacceliyet tarihleri aynı olduğundan, temerrüt
tarihi önce gerçekleşmiş olan borca yani kıdem tazminatına mahsup edilecektir. kalan 3.000 tl lik ödemenin, ihbar ve izin ücreti borcuna mahsubu anılan borçların muacceliyet ve temerrüt tarihlerinin aynı olması nedeni ile miktarları ile orantılı olarak yapılacaktır. kalan toplam borç 5.500 tl olup, ihbar tazminatının bu miktara oranı 5.000/5.500 = 10/11, izin ücretinin oranı 500/5.500 = 1/11 olmakla, 3.000 x 10/11 = 2.727 tl ihbar tazminatına, 3.000 x 1/11 = 273 tl izin alacağına mahsup edilecektir. böylece işverenin 2.273 tl ihbar tazminatı, 227 tl izin ücreti olmak üzere toplam 2.500 tl borcu kalmış olacaktır.
Somut olayda, dosya içinde ödeme belgesi olduğu iddia edilen beş adet dekont örneği bulunmaktadır. Davalı işveren, bu beş adet dekont örneğini dosyaya sunarak, borcun ödendiğini savunmuştur.
Ödeme, hukuki niteliği itibariyle bir itiraz olup,borcu sona erdiren bir vakıadır. Dolayısıyla her itiraz gibi bu itirazında mahkeme tarafından re'sen nazara alınması gerekir. Ayrıca bu itiraz kapsamında dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin 1086 Sayılı HUMK.nun yürürlükte olduğu dönemde açılan davalarda yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gerekir.
Bu açıklamalar kapsamında, mahkemece öncelikle bu ödeme belgesi olduğu ileri sürülen belgelere karşı tarafların diyecekleri sorulmalı ve gerekirse banka kayıtları getirtilerek bir değerlendirme yapılmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.Yerel mahkemece bu hususlar yapılmadan,eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 02.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2012/12572, K. 2012/15161, 2 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama