KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2012/2697 E., 2012/4591 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Şubat 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı vekili, fazla mesai ücret alacağının davalı işverenden tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
518 kelime·3 dk okuma·2 bölüm
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 20.02.2012 gününde oy çokluğu ile karar verildi.
-KARŞI OY-
Taraflar arasındaki işçilik alacaklarının tahsili talebi ile açılan dava sonunda Mahkemece ek dava da dikkate alınarak davanın kısmen hüküm kurulmuş,
Kararı davalı Vekili esasa ilişkin diğer sebeplerin yanında “davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde reddedilen kısım açısından vekalet ücretine karar verilmemesinin yasaya aykırı olduğu” gerekçesi ile temyiz etmiş,
Dairemizce yapılan temyiz incelemesi üzerine Dairemizin çoğunluğu tarafından davalının tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
Dairemizin esasa ilişkin onama görüşüne katılmakla birlikte vekalet ücretine ilişkin çoğunluk görüşüne aşağıdaki düşüncelerle katılınmamıştır.
Dosyada sorun davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde reddedilen kısım nedeniyle davalı lehine vekalet ücretine karar verilip,verilmeyeceği,yargılama giderlerinin kabul ve red miktarlarına göre oranlanıp,oranlanmayacağıdır.
Davacı Vekili asıl davayı açtıktan sonra bilirkişi raporu doğrultusunda fazla kısımların tahsili için ek dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda “Davacı Vekili bilirkişi raporuna göre ek davasını açtığından,talep edilen miktar ile kabul olunan miktar arasındaki farkın bilirkişinin maddi hatasından kaynaklandığı,davacının burada kusurunun bulunmadığı anlaşılmakla reddedilen miktar yönünden davalı lehine vekalet ücreti ve yargılama gideri taktirine yer olmadığına” gerekçesi ile reddedilen kısım nedeni ile davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmediği gibi diğer yargılama giderleri de kabul ve red miktarlarına göre oranlanmamıştır.
Mahkemenin yargılama giderleri ve yargılama giderleri kapsamındaki vekalet ücretinden sorumluluk açısından “talep edilen miktar ile kabul olunan miktar arasındaki farkın bilirkişinin maddi hatasından kaynaklandığı,davacının burada kusurunun bulunmadığı” gerekçesi yerinde değildir.
Şöyle ki;
Davanın kısmen kabul,kısmen reddi halinde reddedilen miktar açısından kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi Avukatlık Kanunu ve bu Kanuna dayalı olarak çıkartılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin,davanın kısmen kabul,kısmen reddi halinde diğer yargılama giderlerininde kabul ve red oranına göre oranlanarak hüküm altına alınması HMK.nun 323 ve 326. maddesinin amir hükmü gereğidir.
Usulümüzde taraflara gereksiz masraf ve red vekalet ücretine mahkum edilme riski nedeniyle kısmi dava açma imkanı tanınmıştır.
Kısmi davanın amacı alacağını tam olarak hesaplayamayan davacıya alacağının tam olarak belirleyebilmesi amacı ile kısmi dava açma imkanı tanınmıştır.
Somut olayımızda da davacı taraf kısmi dava açmış,bilirkişi raporu düzenlenince sanki bu miktar kesinleşmiş gibi rapordaki miktara göre fark için ek dava açılmıştır.
Mahkeme kararı ile kesinleşmeyen miktarın talep edilmesinde her zaman risk vardır.Kaldıki davacı Vekili dayandığı rapordaki maddi hatayı belirleyebilecek durumdadır.
Bilirkişi raporunda maddi hata yapılması davacının açtığı davanın kısmen reddindeki sorumlu luğunu ortadan kaldırmaz.
Bu nedenle davanın reddedilen kısmı nedeni ile kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi ve yargılama giderlerinin kabul ve reddedilen miktarlara göre oranlanması gerekirken Mahkemece yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması mevcut yasal düzenlemeye uygun düşmediğinden hükmün bu nedenle bozulmasının uygun olacağı düşüncesi ile Sayın Çoğunluğun onama görüşüne katılamıyorum.20.02.2012
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2012/2697, K. 2012/4591, 20 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama