KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2012/34883 E., 2013/13261 K.·Mahkemesi :iş Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Mayıs 2013
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
617 kelime·3 dk okuma·2 bölüm
Yerel mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili davacının davalı iş yerinde 29.12.2009 tarihinde Forklift Operatörü olarak çalışmaya başladığını, iş sözleşmesinin 01.03.2012 tarihinde geçersiz nedenle feshedildiğini belirterek işe iadesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının iş akdinin 4857 sayılı İş Kanununun 25/II-/d bendi gereğince, haklı nedenle, derhal ve bildirimsiz olarak feshedildiğini belirterek davacının haksız davasının reddine karar verilmesi gerekmektedir şeklinde beyan sunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davalı tanıklarından ...'in bizzat görgüye dayanan beyanı diğer tanıkların beyanları ile birlikte değerlendirildiğinde davacının 26.02.2012 tarihinde birlikte çalıştığı iş arkadaşlarının huzurda iş yoğunluğunu bahane ederek "hepinizi sinkaf edeceğim" sözlerini sarfetmek suretiyle küfür ettiği anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının başka bir çalışana hakaret edip etmediği bu kapsamda iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı noktasında toplanmaktadır.
4857 Sayılı İş Kanunu’nun 25/II-d hükmü işçinin, işverenin başka bir işçisine sataşmasını haklı fesih nedeni saymıştır. Sataşma niteliğinde olmadığı sürece, diğer işçilerle devamlı ve gereksiz tartışmaya girişmek, iş arkadaşları ile ciddi geçimsizlik göstermek geçerli fesih nedenidir(Dairemizin 26.05.2008 gün ve 2007/37481 Esas, 2008/12505 Karar sayılı ilamı).
Somut olayda da davacının başka bir çalışana ...’e hakaret ettiği gerekçesiyle iş sözleşmesi haklı nedenle feshedilmiştir. ... isimli işçi ürün teslim alanında çalışırken reyondan bir çalışanın yanına gelip “Neden ...’ı burda yalnız bırakıyorsunuz” diye şaka yollu bir soru sorduğunu kendisinin “yemeğe gittim bu nedenle yalnız bıraktım” dedikten sonra kendisine bakarak “bırakın bırakın nasıl olsa bir iki güne hepsini sinkaf edeceğim” şeklinde cevap verdiğini, yaşadığı bu olayı bölüm sorumlusu ile paylaştığını belirtir tutanak tuttuğu bunun üzerine davacının savunması istendiği, savunmasında kesinlikle böyle bir olay yaşanmadığını belirtmiştir.
Davalı tanığı olarak hakarete maruz kaldığı iddia edilen ... yargılama sırasında beyanında yemek dönüşünde ... isimli arkadaşının “Niye ...’ı yalnız bırakıyorsun” dediğini bunun üzerine de kendisinin yemeğe gittiğini söylediğini davacı ...’ın da ortaya muhatap almadan “az kaldı hepsini sinkaf edeceğim” dediğini belirtmiş, ancak dinlenen diğer davalı tanığının olayı görmediği yine davacı tanıklarının da olayı görmedikleri, buna göre hakarete maruz kaldığı iddia edilen ... dışında hakareti doğrulayan bulunmadığı gibi, tuttuğu tutanakta davacının hakarette bulunduğuna dair net bir veri olmadığı,
tutanakla beyanının çeliştiği, buna göre davacının iş sözleşmesinin feshinin haklı ve geçerli nedene dayandığının davalı tarafından ispatlanamadığı görülmekle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirmeyle reddine karar verilmesi bozma nedenidir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. F) Sonuç :
KARŞI OY
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün onanması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun bozma düşüncesine katılmıyorum. 02.05.2013
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2012/34883, K. 2013/13261, 2 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama