KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2014/3243 E., 2014/16502 K.·Mahkemesi : İstanbul Anadolu 2. İş Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mayıs 2014
- Tarihi
- 02/10/2013
- Numarası
- 2012/1015-2013/695
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
576 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Yerel mahkeme, davanın reddine karar vermiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 27/10/2008 tarihinde davalı şirkette çalışmaya başladığını, bedelli askerlik için müracaat ettiğini, bedel ödemek için istifa dilekçesi verdiğini, fakat kendisinin tekrar işe alınacağı sözü de verildiğini, şirketten alınan borcun ödendiğini, hileli olarak bir istifa ve ibraname imzalatıldığını, söz verildiği gibi ertesi gün işe başlatılmadığını, hiç bir neden gösterilmeden işten kovulduğunu, bu sebeplerle feshin geçersizliğini ve davacının işe iadesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının çalıştığı süre boyunca işten ayrılmak istediğini ve hep kendi işini yapmak istediğini, arkadaşlarına söylediğini, kendisinden bir ay sonra çıkan bir çalışanla iş yapmaya başladığını, bedelli askerlik için kendisine yardımcı olunduğunu, borç verildiğini, kendi isteğiyle ayrıldığını, senet alınmadığını, iddia edildiği gibi senetlerin kaydının olmadığını, istifa ve ibraname tarihinin 31/08/2012 olduğunu, tüm hak ve alacaklarını aldığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davacının eğitim durumu, yaşı, kıdemi, yaptığı iş, bir istifa ve ibra dilekçesinin belgesini, anlamını, sonuçlarını bilmeye yeterli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının iş sözleşmesinin istifa ile sona erip ermediği noktasındadır.
Somut olayda davalı davacının istifa ederek işten ayrıldığını davacının bedelli askerliğe müracaat ettiğini, bu kapsamda şirket tarafından kendisine 30.000 TL ödemede bulunulduğunu, davacının kendi işini kurmak amacıyla işten ayrıldığını belirterek davanın reddini talep etmiş, davacının 31.08.2012 tarihli istifa dilekçesini ve aynı tarihli ibranamesini sunmuştur.
Davacı ise şirket tarafından kendisine ödenen bedelli askerlik tutarının kıdem tazminatı ödemesi olarak muhasebeleştirilmesi ve ilgili kayıtlara işlenebilmesi amacıyla giriş çıkış yapılması için söz konusu dilekçenin kendisinden alındığını iddia etmiştir. Gerçekten davalı tanığı ve çalışanı Ö..
B.. da ifadesinde davacının iş akdinin feshedildiğini sonra işe geri alınmadığını, zannettiği kadarıyla davacı başvurmadığı için işe alınmadığını beyan ettiği, ayrıca davacının çıkışının dahi 31.08.2012 tarihi itibariyle değil istifa dilekçesi verildikten 17 gün sonra 17.09.2012 tarihinde yapıldığı, davalı davacı istifa dilekçesi verildikten sonra kendisiyle iki hafta daha çalışılması konusunda anlaşıldığını belirtmişse de bu konuda herhangi somut ve inandırıcı bir delil de sunulmadığı, sunulan dilekçede herhangi bir ihbar önelinin bulunmadığı,
iş ilişkisi devam ederken bu şekilde alınan istifa dilekçesine itibar edilemeyeceği buna göre davacının iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiği ancak feshin haksız ve geçersiz olduğu anlaşıldığından davanın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2014/3243, K. 2014/16502, 22 Mayıs 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama