KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2015/20996 E., 2015/29831 K.·Mahkemesi :iş Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ekim 2015
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
1.045 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının, davalı şirket nezdinde 01.10.2013– 30.10.2014 tarihleri arasında Satış Müdürü sıfatıyla çalıştığını; iş akdinin fesih bildirimini, 29/09/2014 tarihinde tebliğ aldığını, feshin, ....'da bulunan şirket merkezinden yapıldığını, fesihte geçerli ve haklı bir sebep gösterilemediğini, şirket ortaklarının yabancı kişiler olduğunu, davacının iş sözleşmesini davalı şirketi temsilen Şirket Müdürü ..... ile imzaladığını, iş sözleşmesinin giriş kısmında, Davalı şirket .....'nin "......'' adı altında çalıştığının bildirildiğini, .... ise Dünya'da faaliyet gösteren uluslararası bir reklam şirketi olduğunu, ..., .., ..., ..., ..,
.., ..., ... ve .... dahil olmak üzere 30dan fazla işçi çalıştığını, Davalı şirketin, merkezi ...'da bulunan ve iş sözleşmesinde açıkça "..." tarafından kurulduğunu, yurtdışında aynı iş kolunda faaliyet gösteren şirketlerin, yurtdışında çalışan işçi sayıları 30 işçi sayısının tespitinde hesaba katılması gerektiğini beyan ederek davalının yasaya aykırı biçimde yaptığı fesih işleminin geçersiz olduğunun tespiti ile davacının işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davalı şirket grup şirketi olmadığını, .... şirketlerinden birisi olan .... ile Davalı şirket arasında bir lisans sözleşmesi olduğunu, Davalı şirketin bu lisans sözleşmesine istinaden "...." unvanını ve markalarını kullandığını, lisans sözleşmesinin Davalı şirket ile .... arasında 17 Nisan 2013 ile 30 Eylül 2015 tarihleri arasındaki dönem için yapıldığını, yenilenip yenilenmeyeceği ve Davalı şirketin, ''...." unvanını ve markalarını o tarihten sonra kullanıp kullanamayacağının bu aşamada belli olmadığını, lisans sözlemesinin 25. sayfasındaki 16.7. maddesinde,
akdedilen lisans sözleşmesinin Davalı şirket ile lisans veren ..... arasında işçilik, acentalık, ortaklık veya ortak girişim sözleşmesi kurulduğu anlamına gelmeyeceğinin açıkça ifade edildiğini, davacının yurtdışındaki .... ile birlikte istihdam edilen çalışan olmadığını, Davacının, ''....'' olarak işe alındığını ve çalıştığını, tek çalışan olduğunu, hissedar ve müdürlerin yabancı kişiler olup, tamamının yurtdışında ikamet ettiğini, davalı şirketi davacının yönettiğini bu nedenle de yıllık ücretinin yıllık 140,000_TL olduğunu;
bu yönüyle, işe alma ve işten çıkarma yetkisinin bulunduğunu, davacının iş güvencesi kapsamında bulunmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davacının iş güvencesi kapsamında olmayan işveren vekili olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Mahkemece dosyaya sunulan şirket bilgilerinden ve şirkete ait internet ortamından edilen bilgilere göre davalı şirketin yurtdışında ..., .., .., .., ... .. .., ..., .., .., .. . . ve ...’de faaliyet gösteren yabancı bir şirketin iş ortağı ve şubesi olduğu, iş sözleşmesinde de davalı şirketin ... ... adı altında çalıştığının düzenlendiği, işçi lehine yorumla ve aynı iş kolunda başka işyerleri olduğu açık ve kesin olan davalı işverene bağlı grup şirketlerine ait tüm işyerleri dikkate alındığında işçi sayısı bakımından geçerli şartların mevcut olduğu kabulünün doğru olduğu bu nedenle davalının 30 işçi sayısı gerçekleşmediği yönündeki temyizinin yerinde olmadığı anlaşılmaktadır.
Ancak mahkemece davacının dava dışı .... unvanlı uluslararası şirketin Türkiye’deki gruba bağlı işyerinde “....” unvanıyla ve Türkiye’deki tek çalışan olarak görev yaptığı, doğrudan işverene bağlı olarak çalıştığı, iş güvencesi kapsamında olmayan işveren vekili olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de,
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi işçinin işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları veya işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili konumunda bulunmaması gerekir.
İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekilleri herşeyden önce, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ile yardımcıları olduğuna göre, işletmenin tümünü yöneten genel müdürler ile yardımcıları iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaktır. Ancak belirtelim ki, işyerinde genel müdür veya genel müdür yardımcısı unvanının kullanılması tek başına iş güvencesi kapsamı dışında bulunma sonucunu doğurmaz. Önemli olan, kendisine temsil yetkisi verilip verilmediği ve işletmenin bütününü yönetip yönetmediğidir; bu hususta görev tanımı ve konumuna bakmak gerekir.
İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekillerinin ikinci grubunu, işletmenin değil de işyerinin bütününü yöneten ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleridir.
Buna göre, işletmenin bütününü sevk ve idare edenler, başka bir şart aranmaksızın işveren vekili sayılırken; işletmenin değil de işyerinin bütününü sevk ve idare edenlerin 18’nci madde anlamında işveren vekili sayılabilmesi için ilave olarak, işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisini haiz olması şartı aranır. İşyerinin tümünü sevk ve idare ile işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi katlanmış olarak, birlikte aranır. Bu işyeri işletmeye bağlı bir işyeri de olabilir.
Dolayısıyla bir banka şubesi müdürü ile fabrika müdürü, işyerini sevk ve idare etmekle beraber, özgür iradesi ile işçi alma ve işten çıkarma yetkisi yoksa İş Kanunu’nun 18’nci maddesi anlamında işveren vekili sayılmaz. İş güvencesinden yararlanır. Aynı şekilde, işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan insan kaynakları müdürü ile personel müdürü, işyerinin tümünü yönetmediğinden iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilecektir.
Ancak işletmeye bağlı bir işyerinde, bu işyerinin tümünü sevk ve idare eden, ayrıca işe alma ve işten çıkarma yetkisi olan işçi, iş güvencesi hükümlerinden yararlanamaz. Dairemizin uygulaması da bu yöndedir. (26.05.2008 gün ve 2007/35929 Esas, 2008/12484 Karar sayılı ilamımız).
Dosya içeriğine göre somut uyuşmazlıkta davacının davalı şirkette iş sözleşmesine göre “....” unvanıyla çalıştığı görülmekle birlikte, davalı şirketin yetkililerinin yabancı şahıslar olduğu, davacıya şirketin bütününü yönetme yetkisi verildiği yönünde iş sözleşmesinde bir hüküm bulunmadığı gibi bu konuda bir vekaletname de sunulmadığı, yine davacıya işçi alma ve çıkarma yetkisinin bulunduğu konusunda bir delil sunulmadığı gözetildiğinde davacının işletmenin bütününü yöneten işveren vekili veya yardımcısı veya işyerinin bütününü yönetip işçi alma ve çıkarma yetkisi olan işveren vekili olduğu hususlarının somut ve inandırıcı delillerle kanıtlanmadığı bu nedenle davacının iş güvencesi hükümlerinden yararlanacağı kabul edilmelidir.
Davacının iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayandığının davalı tarafça somut ve inandırıcı delillerle kanıtlanmadığından feshin geçersizliğine karar verilmelidir.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2015/20996, K. 2015/29831, 26 Ekim 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama