KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2015/3200 E., 2015/11629 K.·Mahkemesi :iş Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Mart 2015
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
610 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili davacının, davalı bankada Birikim Yönetimi Satış Koçu-Kıdemli Uzmanı olarak 23.11.2011-18.12.2013 tarihleri arasında çalıştığını, bankacılık geçmişi başarılarla dolu olan davacının iş sözleşmesinin banka iç düzenlemelerinde öngörülen temel davranış kurallarına aykırı davranması nedeniyle haksız şekilde ihbarsız ve tazminatsız olarak feshedildiğini belirterek iş sözleşmesinin feshinin geçersizliğine, davacının işe iadesine karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının 23.11.2011 tarihinden iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini,18.12.2013 tarihine kadar en son Birikim Yönetimi Satış Koçu-Kıdemli uzman olarak çalıştığını, davacının iş sözleşmesinin banka etik ilkelerine aykırı davranış sergilemesi nedeniyle haklı nedenle feshedildiğini bildirerek yerinde bulunmayan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davacının iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanunu'nun 20/2 maddesi uyarınca “feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir”. İşveren ispat yükünü yerine getirirken, öncelikle feshin biçimsel koşullarına uyduğunu, daha sonra, içerik yönünden fesih nedenlerinin geçerli (veya haklı) olduğunu kanıtlayacaktır. Dairemizin kararlılık kazanan uygulaması bu yöndedir. (04.04.2008 gün ve 2007/29752 Esas, 2008/7448 Karar sayılı ilamımız).
İşçi fesihte sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı iddiasında bulunacaktır. İspat yükü ise işverendedir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia etmesi durumunda, bu iddiasını ispatla yükümlüdür (m. 20/f.2). İşçinin feshin başka bir sebebe dayandığını iddia etmesi ve bunu ispatlaması, işverenin geçerli fesihle ispat yükünü ortadan kaldırmaz. (Dairemizin 01.12.2008 gün ve 2008/6294 Esas, 2008/32601 Karar sayılı ilamı).
Gerek işverenin geçerli sebebin varlığı gerekse işverenin gösterdiği sebep dışında bir sebeple dayandığı ileri sürülmesi durumunda bu vakıalar bir hukuki işlem olmadığından takdiri delillerle ispatı mümkündür.
Davacının iş sözleşmesi piyasaya ilişkin bilgilendirmelerini görev tanımını aşan nitelikte kişisel yorum ve değerlendirmelerini katarak banka içinden ve banka dışından kişilerle paylaştığı, banka dışına gönderdiği elektronik posta içeriklerinde yaptığı bilgi paylaşımlarında mevcut piyasa durumuna ek olarak ticari sır niteliğinde bilgiler ve geleceğe yönelik piyasa beklentileri maliyet bilgileri ve alım satım kararlarını içerdiği, ayrıca başka bir banka yetkilisi ile bunların paylaşıldığı gerekçesiyle 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-e maddesi uyarınca feshedilmiştir.
Davacının iş sözleşmesinin feshine neden olan elektronik posta yazışmaları ticari sır niteliğinde olduğu gerekçesiyle davalı tarafından sunulmamıştır. Ancak davalı tarafından sunulan teftiş raporunun sonuç kısmında davacının paylaşımlarının içsel-gizli bilgi niteliğinde olmadığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Ayrıca davacının kişisel bilgilerini katarak piyasa bilgilerini paylaşmasının işyerinde olumsuzluğa yol açtığı katınlanamamıştır. Yukarıda açıklandığı üzere feshin haklı veya geçerli olduğunu ispat yükü davalının üzerindedir. Davalı üzerine düşen ispat yükünü yerine getirmediğinden davanın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2015/3200, K. 2015/11629, 24 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama