KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2015/4829 E., 2016/18240 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Ekim 2016
- Mahkemesi
- İŞ MAHKEMESİ
Karar Metni
1.737 kelime·9 dk okuma·3 bölüm
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 16/10/2014 tarihli kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine çıkartılan muhtıraya rağmen temyiz harç ve giderlerinin süresinde yatırılmadığı gerekçesiyle 26/12/2014 tarihli ek karar ile temyiz isteminin reddine karar verilmiştir. Bu ek karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davacı tarafından 24/10/2014 tarihli süre tutum dilekçesiyle temyiz edildiği ve aynı gün 150 TL gider avansı yatırıldığı, Mahkemece 19/11/2014 tarihinde düzenlenen muhtırada toplam 228,80 TL temyiz harç ve giderinin yatırılması için davacı tarafa 7 günlük kesin süre verildiği, muhtıranın davacı vekiline 01/12/2014 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekili tarafından 02/12/2014 tarihinde temyiz harç ve giderlerine karşılık 230,00 TL gider avansı yatırıldığı anlaşılmakla, davacının temyiz talebinin reddine dair verilen ek karar usul ve yasaya aykırı olduğundan bozularak ortadan kaldırılmasına karar verilerek yapılan temyiz incelemesinde; Dosya incelendi, gereği düşünüldü.
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 31.08.2005 tarihinden itibaren davalı işyerinde çalışmaya başladığını, bu çalışmasının 10.12.2012 tarihine kadar kesintisiz sürdüğünü, davacının dokumacı ustası olarak çalıştığını ve en son ücretinin net 1.320,00TL olduğunu, haksız ve hukuka aykırı şekilde 10.12.2012 tarihinde işten çıkarıldığını, fesih gerekçesinin yazılı olarak bildirilmediğini, şifahen işyerinin kapatılacağının söylendiğini, işyerinin halen faal olduğunu ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının taleplerine karşılık zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının davalı firmada dokumacı olarak çalıştığını, aylık brüt ücretinin 960,00 TL olduğunu, davacının iş sözleşmesini iş bularak işten ayrılmak istemesi üzerine istifa suretiyle kendisinin sonlandırdığını, uzun süredir davalı firmada çalışması sebebiyle de kıdem ve ihbar tazminatlarının ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu, davacının yaptığı fazla mesaiye karşılık ücretinin ödendiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Ara dinlenme 4857 sayılı İş Kanununun 68 inci maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükümde ara dinlenme süresi, günlük çalışma süresine göre kademeli bir şekilde belirlenmiştir. Buna göre dört saat veya daha kısa süreli günlük çalışmalarda ara dinlenmesi en az on beş dakika, dört saatten fazla ve yedi buçuk saatten az çalışmalar için en az yarım saat ve günlük yedi buçuk saati aşan çalışmalar bakımından ise en az bir saat ara dinlenmesi verilmelidir.
Uygulamada yedi buçuk saatlik çalışma süresinin çok fazla aşıldığı günlük çalışma sürelerine de rastlanılmaktadır. İş Kanununun 63 üncü maddesi hükmüne göre, günlük çalışma süresi on bir saati aşamayacağından, 68 inci maddenin belirlediği yedi buçuk saati aşan çalışmalar yönünden en az bir saatlik ara dinlenmesi süresinin, günlük en çok on bir saate kadar olan çalışmalarla ilgili olduğu kabul edilmelidir.
Başka bir anlatımla günde on bir saate kadar olan (on bir saat dahil) çalışmalar için ara dinlenmesi en az bir saat, on bir saatten fazla çalışmalarda ise en az bir buçuk saat olarak verilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının günlük 12 saatlik çalışmasından yukarıdaki yasal düzenleme ve ilke kararında açıklandığı üzere 1,5 saat ara dinlenme süresinin indirilmesi gerekirken 2 saatlik ara dinlenme düşülerek hesaplama yapılması hatalıdır. 3-Taraflar arasındaki diğer uyuşmazlık, işveren tarafından yapılan kısmi ödemenin işçinin hangi alacağına mahsup edileceği noktasında toplanmaktadır.
I. Normatif Dayanak
Uyuşmazlığın normatif dayanağı Borçlar Kanununun 84–86 maddeleridir. Borçlar Kanununun 84 üncü maddesinde “Borçlu faiz veya masrafları tediyede gecikmiş değil ise kısmen icra eylediği tediyeyi resülmale mahsup edebilir. Alacaklı alacağın bir kısmı için kefalet, rehin veya sair teminat almış ise borçlu kısmen icra eylediği tediyeyi temin edilen veya teminatı daha iyi olan kısma mahsup etmek hakkını haiz değildir” kuralına yer verilmiş.
85 inci maddesinde “birden fazla borcu bulunan borçlu, borçları ödemek zamanında bu borçlardan hangisini tediye etmek istediğini alacaklıya beyan etmek hakkını haizdir.
Borçlu beyanatta bulunmadığı surette vukubulan tediye kendisi tarafından derhal itiraz edilmiş olmadıkça alacaklının makbuzda irae ettiği borca mahsup edilmiş olur” hükmü öngörülmüş, 86 ncı maddede ise “kanunen muteber bir beyan vaki olmadığı yahut makbuzda bir güna mahsup gösterilmediği takdirde, tediye muaccel olan borca mahsup edilir. Müteaddit borçlar muaccel ise tediye, borçlu aleyhinde birinci olarak takip edilen borca mahsup edilir.
Takibat vaki olmamış ise tediye, vadesi iptida hulül etmiş olan borca mahsup edilir. Müteaddit borçların vadeleri aynı zamanda hulül etmiş ise mahsup mütenasiben vaki olur. Hiç bir borcun vadesi hulül etmemiş ise alacaklı için en az teminatı haiz olan borca mahsup edilir” kuralı düzenlenmiştir.
III. İşçi Alacakları Yönünden Değerlendirme
İş sözleşmesinden doğan para borçlarının kısmi ifasında, mahsubun ne şekilde yapılacağı ile ilgili 4857 sayılı İş Kanununda özel bir düzenleme bulunmadığından, Borçlar Kanununun yukarıda belirtilen genel hükümleri kapsamında sorun çözümlenmektedir. İşçinin işverenden bir alacağının, örneğin sadece kıdem tazminatı alacağının bulunduğu durumlarda, kısmi ödeme nedeniyle mahsup işlemi Borçlar Kanununun 84 üncü maddesi çerçevesinde yapılacaktır. Dairemiz uygulamasına göre, temerrüde düşmüş olan işverenin yaptığı kısmi ödeme işçinin bu hususta beyanda bulunup bulunmadığına bakılmaksızın öncelikle faiz ve masraflara mahsup edilmelidir.
Borcun taksitle ödenmesi konusunda yapılan anlaşma aksi öngörülmemişse, kural olarak, işçinin faiz talebinden vazgeçtiğini kapsar. Ancak, bu sonuç işverenin taksit anlaşmasına uygun hareket etmesine bağlıdır. İşverenin taksitlerden birini zamanında ödememesi halinde, işçinin faizle ilgili feragati geçersiz hale gelir ve sadece ödenmeyen taksit için değil, tüm alacak için faiz talep hakkı doğacaktır. Bu durumda ödenmiş olan önceki taksitlerin öncelikle faiz ve masraflara mahsubu gerekecektir. Kuşkusuz taksit sözleşmesinin işçinin serbest iradesi ile meydana gelmesi gerekir.
İşçinin birden fazla alacağının söz konusu olması halinde, yapılan kısmi ödemenin hangi alacağa ilişkin olduğu işveren tarafından ödeme sırasında belirtilmemiş ve işçi tarafından da bu husus makbuzda gösterilmemiş ise, mahsup işlemi Borçlar Kanununun 86 ncı maddesine göre yapılacaktır. İş Kanununda işçinin sözleşme ve kanundan doğan alacaklarının muacceliyet ve vade zamanları konusunda değişik hükümler öngörülmüştür.
4857 sayılı İş Kanununa göre ücret en geç ayda bir ödenir (m.32/5). İş hukuku mevzuatımızda Basın İş Kanununun 14 üncü maddesi hariç, ücretin peşin ödeneceğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle ücret, çalışılan ayı takip eden aybaşında muaccel hale gelmektedir. Fazla mesai, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin muacceliyet tarihleri normal aylık ücret gibidir. İşçinin ihbar ve kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti sözleşmenin feshi ile muaccel hale gelir.
1475 sayılı İş Kanununun 14 ve 4857 sayılı İş Kanunun 120 nci maddesi uyarınca, işveren kıdem tazminatı borcu bakımından iş sözleşmesinin feshedildiği tarihte temerrüde düşer. Yukarıda belirtilen diğer tazminat ve alacaklar bakımından ise, tarafların sözleşme ile kararlaştırdıkları ödeme zamanı ya da işçi tarafından gönderilecek ihtarnamede belirtilen ödeme günü itibariyle işverenin temerrüdü gerçekleşir.
Buna göre örneğin, 5.000 TL ihbar tazminatı, 7.500 TL kıdem tazminatı, 2.500 TL ücret, 2.000 TL fazla mesai ve 500 TL yıllık izin ücreti alacağı olmak üzere takibe konu yapılmamış toplam 17.500 TL alacağı olan bir işçiye işveren tarafından yapılacak 15.000 TL lik bir kısmi ödeme, öncelikle muaccel olan normal aylık ücret ve fazla mesai alacağına ilişkin borçlarına mahsup edilmelidir. Kalan miktar ihbar ve kıdem tazminatı ile izin ücreti borcuna mahsup edilecektir.
Anılan borçların muacceliyet tarihleri aynı olduğundan, temerrüt tarihi önce gerçekleşmiş olan borca yani kıdem tazminatına mahsup edilecektir. Kalan 3.000 TL lik ödemenin, ihbar ve izin ücreti borcuna mahsubu anılan borçların muacceliyet ve temerrüt tarihlerinin aynı olması nedeni ile miktarları ile orantılı olarak yapılacaktır.
Kalan toplam borç 5.500 TL olup, ihbar tazminatının bu miktara oranı 5.000/5.500 = 10/11, izin ücretinin oranı 500/5.500 = 1/11 olmakla, 3.000 X 10/11 = 2.727 TL ihbar tazminatına, 3.000 X 1/11 = 273 TL izin alacağına mahsup edilecektir. Böylece işverenin 2.273 TL ihbar tazminatı, 227 TL izin ücreti olmak üzere toplam 2.500 TL borcu kalmış olacaktır.
Somut uyuşmazlıkta, davacının da kabulünde olduğu üzere fesihten sonra davalı tarafından 11.000,00 TL ödeme yapılmıştır. Davacıya yapılan ödemeden 7.411,02 TL’lik ödemenin 25.01.2013 tarihli ibranamede belirtilen miktarlara göre kıdem ve ihbar tazminatlarından mahsup edilmesi, kalan 3.588,98 TL’lik ödemenin ise takdiri indirim yapılarak belirlenen fazla mesai ücretinden mahsup edilmesi gerekirken Mahkemece hatalı mahsup işlemi yapılarak hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 20.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2015/4829, K. 2016/18240, 20 Ekim 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama