KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2016/10434 E., 2017/6278 K.·Mahkemesi :iş Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Nisan 2017
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
569 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ikale iradesinin bulunmadığını, baskı altına ve yasal haklarını alabilmek için belgeyi imzalamak zorunda kaldığını, davalı işverenin aynı işlemi birçok personele uyguladığını ileri sürerek; feshin geçersizliğinin tespiti ile müvekkilinin işe iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davalı işverenlikle işletmesel zorunluluğa dayalı olarak organizasyonel olarak sürdürülebilir, finansal açıdan kar eden ve satış odaklı bir banka olması için gerekli önlem ve aksiyonların alınması karar verildiğini, davacının iş sözleşmesinin davalı işverenlik ile yapmış olduğu ikale sözleşmesi sonucu sona erdiğini, davacıya yapılan ödemeler dikkate alındığında davalı işverenlikçe fesih tazminatı ödendiğini ve davalı işverenlikçe yapılan bu ödeme ile davacının makul yararının oluştuğu, karşılıklı varılan mutabakat ile iş akdi sona erdirilmesine karar verildiğini savunarak; davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının ikale sözleşmesini ihtirazi kayıt ile imzaladığı bu nedenle baskı altına imzalandığı iddiasına itibar edilemeyeceği, ayrıca ikale sözleşmesindeki ek ödeme dikkate alındığında makul bir yararda sağlandığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar süresinde davacı tarafça temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
Uyuşmazlık iş sözleşmesinin işveren tarafından mı yoksa karşılıklı anlaşma ile (ikale) ile sona erdiği noktasında toplanmaktadır.
İşçinin iş güvencesi hükümleri uyarınca feshin geçersizliğini isteyebilmesi için iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedilmesi gerekir.
İşçi ve işveren iradelerinin iş sözleşmesinin feshi konusunda birleşmesi, bir tarafın feshi niteliğinde değildir. İş Kanununda bu sona erme türü yer almasa da, taraflardan birinin karşı tarafa ilettiği iş sözleşmesinin karşılıklı feshine dair sözleşme yapılmasını içeren açıklamasının ardından diğer tarafın da bunu kabulü ile bozma sözleşmesi (ikale) kurulmuş olur. Ancak burada tarafların serbest iradeleri ile kararlaştırılmış olması, işverenden geldiğinde işçinin makul yararının olması, işçinin iradesinin fesada uğratılmaması gerekir. Keza işçinin ihtirazı kayıt koyması halinde bunun bozma sözleşmesi olduğundan söz edilemez. Zira böyle bir sözleşmede karşılıklı anlaşma vardır.
Somut uyuşmazlıkta, davacının, ikale sözleşmesine açıkça yasal haklarını saklı tutarak ihtirazı kayıt koyduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda tarafların karşılıklı anlaşmasından söz edilemeyeceği ortadadır. İşveren tarafından iş sözleşmesinin feshedildiği sabit olup, işverence geçerli feshe ilişkin yazılı fesih bildirimi sunulmadığından, fesih salt bu nedenle 4857 sayılı İş Kanunu’nun 19. maddesi uyarınca geçersizdir.
Davacının işe iadesine karar verilmesi gerekirken geçersiz bozma sözleşmesine dayanılarak davanın reddi hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/10434, K. 2017/6278, 11 Nisan 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama