KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2016/18407 E., 2017/13378 K.·Mahkemesi :iş Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Eylül 2017
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar Metni
638 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı şirkette 01.02.2007 tarihinde işe başladığını ve şirketteki çalışmasının iş akdinin fesih tarihi olan 10.02.2015 tarihine kadar ithalat sorumlusu olarak sürekli ve başarılı bir çizgide devam ettiğini, 10.02.2015 tarihinde davacıya hiçbir sebep bildirilmeden kanuna aykırı şekilde iş akdinin feshedildiğini, davacıya fesih bildiriminin sebebinin davalı tarafından belirtilmediğini ileri sürerek, feshin geçersizliğinin tespitini, müvekkilin işe iadesini ve yasal sonuçlarına hükmedilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacı ile müvekkil şirket arasındaki iş ilişkisinin, karşılıklı olarak yapılan mutabakat ile sonlandırıldığını, bu hususun taraflar arasında imzalanan 10.02.2015 tarihli "İş Sözleşmesinin Karşılıklı Uzlaşma (İkale) ile Sona Erdirilmesi Protokolü" ile sabit olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere dayanılarak, her ne kadar davacının iş akdinin ikale ile sona erdirildiği ileri sürülmüş ise de dosyaya sunulu belgeler ile tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, davacıya herhangi bir ek menfaat temin edilmediği, bu anlamda ikale sözleşmesinin gerekli kıstaslara uygun olmadığı, dosyada geçerli bir ikale sözleşmesinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca, mahkemece feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işçinin başvurusu üzerine işveren tarafından bir ay içinde işe başlatılmaz ise, işçiye ödenmek üzere en az 4, en çok 8 aylık ücreti tutarında tazminatın belirlenmesi gerekir. Dairemizin yerleşik uygulaması gereği, iş güvencesi niteliğindeki bu tazminat işçinin kıdemi, fesih sebebi gibi olgular dikkate alınarak belirlenmelidir. Maddenin alt ve üst sınırları aşılamaz.
Üst sınırın aşılmasının tek istisnası 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 31. maddesindeki sendikal nedenle yapılan fesihlerdir. Bu maddede sendikal neden halinde işe başlatmama tazminatının işçinin en az bir yıllık ücreti tutarında belirleneceği açıklanmıştır. Dairemizin uygulaması bu yöndedir. (08.04.2008 gün ve 2007/27773 Esas, 2008/7819 Karar sayılı ilamımız).
Dairemiz yıllık ücretli izinle ilgili 53. maddedeki kıdem sürelerini dikkate alarak 6 ay ile 5 yıl arasında kıdemi olan işçi için 4, 5 yıl ile 15 yıl arasında kıdemi olan işçi için 5, 15 yıldan fazla kıdemi olan işçi için 6 aylık ücreti tutarında işe başlatmama tazminatın belirlenmesini öngörmekte, fesih sebebine göre bu miktarlarda azami sınır 8 aya kadar da çıkmaktadır.
İşletme gerekleri ile fesihte emeklilik nedeninin gösterilmesi ve davacının emekliliğe hak kazanması halinde işe başlatmama tazminatı alt sınırdan belirlenmektedir.
Dosya içeriğine göre somut uyuşmazlıkta, davalı işverence gerçekleştirilen feshin geçerli nedene dayanmadığı anlaşıldığından Mahkemece feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesi isabetli olup, davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak davacı işçinin davalıya ait işyerinde 01.02.2007-10.02.2015 tarihleri arasında çalıştığı, kıdeminin 5-15 yıl aralığında bulunduğu dikkate alındığında kıdemine ve fesih nedenine göre mahkemece işe başlatmama tazminatının davacının 4 aylık ücreti tutarında belirlenmesi doğru bulunmamıştır. Bu tazminatın davacının 5 aylık ücreti tutarında belirlenmesi dosya içeriğine uygun düşecektir.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/18407, K. 2017/13378, 14 Eylül 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama