KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2016/21090 E., 2017/14152 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Eylül 2017
- Mahkemesi
- ...İŞ MAHKEMESİ
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
621 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 03/07/2014-12/01/2016 tarihleri arasında, işyerinin döner departmanında üretim müdürü sıfatıyla çalıştığını, iş akdinin davalı tarafından sebep gösterilmeden feshedildiğini ancak müvekkiline iradesi ikale yönünde olmadığı halde baskı ile ikale sözleşmesi imzalatıldığını ileri sürerek feshin geçersizliğine, müvekkilinin işe iadesine ve yasal sonuçlara hükmedilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, müvekkili şirketin döner işi olmak üzere gıda sektöründe faaliyet gösterdiği ve müvekkil işyerinde gıda mühendisinin çalıştırmak zorunluluğu bulunduğu ve işyerinde davacı çalışmaya başladıktan sonra müvekkil şirketin küçülmeye giderek birkaç şubeyi kapattığını, bu süreçte müvekkil şirket yetkililerinin davacıya çalışmaya devam etme isteğini ilettiklerini ancak gıda mühendisi ihtiyacı olan müvekkil işyerinde, ziraat mühendisi olan davacının diplomasının gerekli pozisyonları karşılamaması nedeni ve davacının teklif etmesi üzerine taraflar arasında ikale sözleşmesi imzalanarak iş akdinin sonlandırıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, iş sözleşmesinin ikale ile sonlandığı ve ikale sözleşmesinde davacıya makul bir ek menfaatin sağlandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Uyuşmazlık iş sözleşmesinin işveren tarafından mı yoksa karşılıklı anlaşma (ikale) ile mi sona erdiği noktasında toplanmaktadır.
İşçinin iş güvencesi hükümleri uyarınca feshin geçersizliğini isteyebilmesi için iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedilmesi gerekir.
İşçi ve işveren iradelerinin iş sözleşmesinin feshi konusunda birleşmesi, bir tarafın feshi niteliğinde değildir. İş Kanunu’nda ikale sözleşmesi yer almasa da, ikale, iş sözleşmesinin tarafların ortak iradeleriyle sona erdirilmesidir. Niteliği itibariyle bir sözleşme olduğundan tarafların serbest iradelerine dayanmalıdır. Bu bağlamda, işçinin iradesinin fesada uğratılmaması gerekir ve ikale icabı işverenden gelmişse yasal tazminatlarına ilaveten işçiye ek bir menfaat (makul yarar) sağlanmalıdır. Aksi halde iş sözleşmesinin ikale ile sona erdirildiğinden söz edilemez. Keza işçinin ihtirazı kayıt koyması halinde bunun ikale sözleşmesi olduğundan söz edilemez. Zira böyle bir sözleşmede karşılıklı anlaşma vardır.
Somut uyuşmazlıkta, taraflar arasında imzalanan “ikale sözleşmesi” başlıklı belgeyi, davacı “bütün yasal haklarım saklı ve almak şartıyla” yönünde ihtirazı kayıt koyarak imzalamıştır. Ayrıca bu sözleşmede, davacıya hak ettiği kıdem tazminatı ile maaş ve asgari geçim indirimi alacaklarının ödenmesi kararlaştırılmış olup mahkeme gerekçesinde açıklananın aksine davacıya hak ettiği işçilik alacakları dışında ek bir menfaat de sağlanmamıştır.
Bu nedenle, taraflar arasındaki ikale sözleşmesi, hem davacının sözleşmeye koyduğu ihtirazı kayıt nedeniyle; hem de sözleşmede davacıya ek bir menfaat sağlanmaması nedeniyle geçersiz olup, iş bu sözleşmeyle tarafların karşılıklı anlaşmasından söz edilemeyeceği ortadadır.
İşveren tarafından davacının iş sözleşmesinin feshedildiği sabit olup, işverence geçerli feshe ilişkin yazılı fesih bildirimi sunulmadığından, fesih 4857 sayılı İş Kanunu’nun 19. maddesi uyarınca salt bu nedenle geçersizdir. Saptanan bu durum karşısında, davacının işe iadesine karar verilmesi gerekirken geçersiz ikale sözleşmesine dayanılarak davanın reddi hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca, Dairemizce hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/21090, K. 2017/14152, 25 Eylül 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama