İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /9. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 9. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2018/10634 K.2019/9479

Yerel mahkemece, davanın kabulüne sendikal tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

Esas2018/10634Karar2019/9479Tarih22 Nisan 2019Okuma10 dk · 2.055 kelime

KÜNYE

9. Hukuk Dairesi 2018/10634 E., 2019/9479 K.·Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
22 Nisan 2019
Mahkemesi
... 15. İŞ MAHKEMESİ
Dava
Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve sendikal tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.055 kelime·10 dk okuma·1 bölüm

Yerel mahkemece, davanın kabulüne sendikal tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin kabul kararına karşı taraflar avukatları istinaf başvurusunda bulunmuştur.

... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi davacı istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulüne, ... 15. İş Mahkemesi'nin 25/05/2017 tarihli 2016/736 Esas - 2017/289 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar vermiştir.

... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A)Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili, 02.06.2012 tarihi itibariyle davalıya ait işyerlerinden önce ..., daha sonra yine davalıya ait bir diğer işyeri olan ... Lokum Şekerleme Gıda San. ve Tic. A.Ş.’de son olarak da çalışmakta olduğu işinden ayrılmak zorunda kaldığı tarihte davalıya ait işyerinin lokum bölümünde çalıştığını, müvekkilinin aynı zamanda davalı işveren nezdindeki çalışması devam ederken aynı işyerinde örgütlenme aşamasında bulunan ...

İş (Öz Tütün, Müskirat, Gıda Sanayi ve Yardımcı İşçileri Sendikası) adlı sendikaya üye olduğu ve hiçbir surette çalışmakta olduğu işini aksatmayacak biçimde sendikal faaliyet yürüten bir işçi olduğunu, müvekkilinin sendika üyesi olduğu ve sendikal faaliyet yürüttüğü hususunun davalı işveren tarafından bir süredir bilindiğini,

müvekkilinin sendikal faaliyet yürüttüğü hususu davalı işverence öğrenilir öğrenilmez dini hassasiyetleri olduğu bilinen müvekkili üzerinde kendilerine sendikayı ve sendikalılığı anlattığı diğer çalışma arkadaşlarının deyim yerindeyse “ekmeği ile oynama tehdidinde bulunularak” baskı kurulduğu ve müvekkilinin “sözde” kendi rızasıyla çalışmakta olduğu işinden ayrılmaya zorlandığını,

nitekim kendisine ait işyerinde sendikalı işçi çalıştırmak istemeyen davalının müvekkilinin derhal işyerinden ayrılmasını sağlamak ve müvekkili işçinin yasal haklarını araması ihtimalinde aslında kendisi tarafından haklı yahut da geçerli bir sebep olmaksızın yapılan feshe kılıf uydurmuş olmak adına müvekkiline zorla istifa dilekçesi imzalattığını, müvekkili tarafından imzalanan -sözde- istifa dilekçesinin açık biçimde iradesi “ikrah” yoluyla sakatlanarak,

davalı işverenin tehdidi altında imzalandığı ve hiçbir surette müvekkilinin özgür iradesini yansıtmadığını, bu nedenle geçersiz olduğu ve işveren tarafından yapılan feshe mesnet olamayacağı tartışmasız olan dilekçenin müvekkiline davalı yetkililerinden ...’ın tehditleri altında imzalandığını, davalı işverenin, özellikle de yukarıda adı geçen insan kaynakları yetkilisi konumundaki kişi ve onun görevlendirdiği diğer yönetici ve şeflerin sendikaya üye olduğu tespit edilen işçiler üzerinde tehdit, angarya, diğer işçilerle farklı muamele, ötekileştirici şekilde izole etme,

sözlü hakaret vb. MOBBİNG unsurlarını kullanarak onları istifaya zorladığını, istifa etmeyenleri de sözde bahaneler üreterek işten çıkardığını, müvekkilinin baskı ve zor altında -sözde- istifa dilekçesini imzaladıktan sonra üyesi olduğu sendika yetkilileri tarafından yasal hakları konusunda bilgilendirildiğini, işyerinde sendikal faaliyet yürütmenin Anayasal bir hak olduğunu öğrendiğini ve keşide ettiği ...

9. Noterliğinin 17.10.2016 tarihli ve 27556 yevmiye nolu ihtarnamesi ile baskı altında imzaladığı istifa dilekçesinin geçerli olamayacağını ihtar ettiğini, bu doğrultuda müvekkili davacı tarafından baskı ve zorla imzalanan sözde istifa dilekçesinin gerçek bir istifa olarak değerlendirilemeyeceğini iddia ederek;

davacının iş akdinin feshinin geçersizliğinin tespitine, davacının işe iadesine, boşta geçen sürelere ilişkin olarak 4 aylık brüt maaşı ve diğer haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin ve 1 yıllık brüt maaşı tutarında sendikal tazminatın davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yüklenmesini talep etmiştir.

B)Davalı Cevabının Özeti:

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından açılan davanın usul ve esasa aykırı ve haksız olduğundan reddi gerektiğini, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususların usul ve esasa uygun olmadığı gibi gerçekleri de yansıtmadığını, davacının müvekkili şirkete ait işyerine 02.06.2012 tarihinde girdiğini, kendi isteği ile istifa etmek suretiyle işten ayrıldığı 31.10.2016 tarihine kadar çalıştığını, davacının aşçı olarak görev yapmış olup, işyerinden en son aldığı ücretin net 1.620,00 TL olduğunu davacının 28.09.2016 tarihli dilekçesi ile 31.10.2016 tarihi itibariyle istifa ettiğini yazılı olarak beyan ettiğini,

davacının kendi el yazısı ile daha iyi bir ücretle iş aradığı gerekçesine dayanarak istifa ederek işten ayrıldığını, işçinin işten kendi isteği ile ayrılması durumunda işe iade davası açma hakkı bulunmadığını, dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davalı müvekkili şirket tarafından davacıya baskı ile istifa dilekçesi yazmaya zorlandığı yönündeki iddianın asılsız olduğunu, davacı istifa dilekçesi yazdığı sırada dahi kendisine iş buluncaya kadar çalışabilirsin açıklamasından sonra istifa tarihini ileri bir tarihe attığını,

davacı daha sonrasında verdiği istifa dilekçesinden pişman olduğunu içeren ve çeşitli yalan ve yanlış isnatlarda bulunduğu ihtarını müvekkili şirkete gönderdiğini, davacı tarafından 17.10.2016 tarihli ihtarın çekilmesinden sonra davacının işyerine davet edildiğini ve ihtardaki yalan/yanlış karalayıcı ifadelerin nedeninin sorulduğunu, daha öncede istifa edip sonra pişman olarak tekrar işbaşı yaptığı hatırlatılarak niçin böyle bir haksız ihtar çektiğinin sorulduğunu, davacının bu konuda net bir tutum izlememesi nedeniyle istifanın işleme konduğu ve davacının iş ilişkisinin kesildiğini,

görüldüğü gibi davacı istifa dilekçesinden sonra yönlendirilme sonucu olaya sendikal bir boyut katma çabasına girdiğini, davacının iş akdinin sendikal nedenlerle feshedildiği yönündeki iddiası asılsız olması nedeni ile kabul etmediklerini, müvekkili şirketin ... Grup şirketlerinden olduğunu ve aynı adreste ...

Unlu Mamuller Pasta Üretim Tur.Gıda Yiyecek ve İçecek Hiz.San.Tic A.Ş. tarafından pasta ve unlu mamuller üretildiğini, UTB Lokum Şekerleme Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından lokum üretilmediğini, daha önce lokum üretimi de ... Unlu Mamuller Pasta Üretim Tur.

Gıda Yiyecek ve İçecek Hiz.San.Tic A.Ş. tarafından yapıldığını, davacının iş akdinin feshinde sendika üyeliğinin etkili olmadığını, işyerinde herhangi bir nedenle iş akdi fesih riski taşıyan düşük performanslı çalışanın E-DEVLET üzerinden sendikaya üye olduğunu ve çıkış sonucu olayı sendikal nedenlerle çıkışa bağladığını, 4-5 yıldan beri işyerinde sendikal bir örgütlenme olduğunu, bu durumu işverenin açılan davalardan ve sendika yazılarından öğrendiğini, işyerinde müvekkili şirketin sendikayı engelleme adına bir faaliyeti olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

C)İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:

İlk derece mahkemesince, dosyaya ibraz edilen evraklar ile dinlenen tanık beyanları ve taraf iddiaları birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafından sunulan istifa dilekçesinin gerçek iradeyi yansıtmadığı, dolayısıyla davacının iş akdinin haklı veya geçerli bir sebep belirtilmeksizin iş akdinin sonlandırıldığı, her ne kadar davalı işveren tarafından iş akdinin istifa dilekçesi üzerine sonlandırıldığı iddia edilmiş ise de davacının kıdemi ve dosya kapsamı göz önüne alındığında söz konusu istifa dilekçesine değer verilmesini mümkün olmadığı, davacı ise iş akdinin sendikal nedenle feshedildiğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne ve sendikal tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

D)İstinaf başvurusu :

İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

E)İstinaf Sebepleri:

Davacı vekili istinaf başvurusunda; davalı işverenin kendisine ait işyerinde sendikalı işçi çalıştırmak istemediğinden sendika üyesi olduğunu bildiği işçilerini türlü yollar ile baskı altına alarak sendika üyeliğinden ya da çalışmakta oldukları işlerden istifaya zorladığını, bu hususun emsal nitelikli mahkeme kararları ile de tespit edildiğini, tanık anlatımları ile davalının kendisine ait işyerinde sendikalı işçi çalıştırmak istemediğinden, aktif bir şekilde sendikal faaliyet yürüten müvekkili de işyerinde çalıştırmak istemeyip ona zorla istifa dilekçesi imzalattığını, sendikal tazminat talebinin reddine dair kısmının ortadan kaldırılarak müvekkili lehine sendikal tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinaf başvurusunda ;davacının 28.09.2016 tarihli dilekçesi ile, 31.10.2016 tarihi itibariyle istifa ettiğini yazılı olarak beyan ettiğini, davacının istifa dilekçesi yazdığı sırada kendisine iş buluncaya kadar çalışabilirsin açıklaması yapılması üzerine istifa tarihini ileri bir tarihe attığını, davacının daha önce de istifa dilekçesi vererek işten ayrılmak istediğini, davalı tanıklarının beyanları ile bu hususun açıklandığını,28.09.2016 tarihli dilekçesini verirken de geçmişte yaşanan vazgeçmeler nedeniyle kendisinin uyarıldığını ve ayrılma tarihini 31 Ekim tarihine uzatmasının kendisinden istendiğini,

zaten yine geçmişte yaptığı gibi vazgeçmesi halinde istifa dilekçesi işleme alınmayacağını, ancak davacının bu sürede müvekkil şirkete ihtarname keşide ederek asılsız ithamlarda bulunduğunu, işçinin işten kendi isteği ile ayrılması durumunda işe iade davası açma hakkı bulunmadığını, davalı müvekkili şirket tarafından davacıya baskı ile istifa dilekçesi yazmaya zorlandığı yönündeki iddialar ispatlanmamışken davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve esasa aykırı olduğunu ,kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

F)Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:

Bölge Adliye Mahkemesince, davacı işçinin davalı işverenliğe 17/10/2016 tarihli ihtarnameyi gönderdiği ve ihtarnamede 28/09/2016 tarihinde kendisine istifa dilekçesinin yazdırıldığını ve kendilerine verdiği belirtmiş olup fesih yapıldığını ve ihbar süresinde çalıştığını beyan ettiği, davacının fesih tarihi olarak belirttiği 28/09/2016 tarihinden itibaren davanın bir aylık dava açma süresi geçtikten sonra açıldığı,

davanın hak düşümü süresinden sonra açılması sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan bu yöne ilişkin davalı vekili istinaf sebebi yerinde görüldüğünden 6100 sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak fesih tarihi olan 28/09/2016 tarihi itibariyle 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca bir aylık hak düşüm süresinden sonra 29/11/2016 tarihinde açılan davanın reddine karar verilmiştir.

G)Temyiz başvurusu :

Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davacı vekili tarafından süresinde temyiz talebinde bulunulmuştur.

E) Gerekçe:

Genel olarak iş sözleşmesini fesih hakkı, karşı tarafa yöneltilmesi gereken tek taraflı bir irade beyanı ile iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren, bozucu yenilik doğuran bir haktır. İşçinin haklı nedenle iş sözleşmesini derhal feshi 4857 sayılı İş Kanununun 24 üncü maddesinde düzenlenmiştir. İşçinin önelli fesih bildiriminin normatif düzenlemesi ise aynı yasanın 17 nci maddesinde ele alınmıştır. Bunun dışında Yasada işçinin istifası özel olarak düzenlenmiş değildir.

İşçinin haklı bir nedene dayanmadan ve bildirim öneli tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilmelidir. İstifa iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte iş ilişkisi sona erer. İstifanın işverence kabulü zorunlu değilse de, işverence dilekçenin işleme konulmamış olması ve işçinin de işyerinde çalışmaya devam etmesi halinde gerçek bir istifadan söz edilemez. Bununla birlikte istifaya rağmen tarafların belirli bir süre daha çalışma yönünde iradelerinin birleşmesi halinde, kararlaştırılan sürenin sonunda iş sözleşmesinin ikale yoluyla sona erdiği kabul edilmelidir.

Şarta bağlı istifa ise kural olarak geçerli değildir. Uygulamada en çok karşılaşılan şekliyle, işçinin ihbar ve kıdem tazminatı haklarının ödenmesi şartıyla ayrılma talebi istifa olarak değil, ikale (bozma sözleşmesi) yapma yönünde bir icap olarak değerlendirilmelidir.

İşçinin istifa dilekçesindeki iradesinin fesada uğratılması da sıkça karşılaşılan bir durumdur. İşverenin tazminatların derhal ödeneceği sözünü vermek ve benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması halinde, gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu halde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir.

İşverenin baskı uygulaması sonucu düzenlenen istifa dilekçesine değer verilemez. Dairemizce bu gibi hallerde feshin işverence gerçekleştirildiği, bununla birlikte işveren feshinin haklı olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir (Yargıtay 9.HD. 3.7.2007 gün 2007/14407 E, 2007/21552 K.).

Somut uyuşmazlıkta; davacı 28.09.2016 tarihli el yazılı istifa dilekçesinde çalıştığı bölümde problem yaşadığından kendisine iş baktığını, iş bulunca ayrılacağını ve 31.10.2016 tarihinde geçerli olmak üzere istifa ettiğini bildirmiş olup bu istifanın hemen işleme koyulmadığı davacının işverene noter aracılığıyla gönderdiği 17.10.2016 tarihli ihtarnamesinde ise sendikal nedenle kendisine baskı yapıldığı için irade fesadıyla istifa dilekçesini yazdığını ve dilekçesinin geçerli olmadığını, geçerli olmayan dilekçeye dayanarak da ihbar önelinde çalışmasının mümkün olmadığını belirtmiştir.

Dosyaya sunulan cevap dilekçesinde davalı vekili de davacıya istifa dilekçesi yazdığı sırada kendisine iş buluncaya kadar çalışabilirsin dediklerini bu nedenle davacının istifa tarihini ileri bir tarihe attığını, davacı tarafından 17.10.2016 tarihli ihtarın çekilmesinden sonra davacının işyerine davet edildiğini, ihtardaki ifadelerin nedeninin sorulduğunu ve bundan sonra istifanın işleme koyulduğunu bildirdiği görülmektedir.

Dairemizde temyiz incelemesi yapılarak kesinleşen ve davalısının aynı olduğu dosyalarda da davacı iddiasına konu edildiği gibi davalı işyerinde sendikal faaliyetin başlatıldığı, davalı işverenin de işyerinde sendikal örgütlenmeye engel olmaya yönelik tavır ve davranışlarda bulunduğu, bu dosyalarda sendikal nedenle fesih iddialarının yerinde görüldüğü ve sendikal tazminat talebinin kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.

İş akdi devam ederken davacı tarafından yazılan istifa ve sonrasında gönderilen ihtarnameyle birlikte olayın oluş şekli değerlendirildiğinde davacının iş akdinin davalı işverence sendikal nedenle feshedildiği , davacı işçiden alınan istifanın ise gerçek iradeyi yansıtmadığı ve irade fesadı altında bu istifanın yazdırıldığı anlaşılmakla feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine ve feshin sendikal nedene dayandığı kabul edilerek sendikal tazminata hükmedilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.

F) HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;

1-Bölge Adliye Mahkemesi ile İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayıları belirtilen kararlarının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,

2-Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,

3-Davacının yasal süre içinde iş yerine başvurusu üzerine işverene işe başlatılması yada başlatılmaması şartına bağlı olmaksızın tazminat miktarının 6356 sayılı Yasa'nın 25. maddesi uyarınca davacının 1 yıllık ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,

4-Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE,

5-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 44,40 TL harçtan peşin alınan 29,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 15,20 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

6-Davacı tarafça yapılan dava açma gideri, tebligat ücreti, tanık gideri, müzekkere ücreti olmak üzere toplam 108,30 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

7-Davalı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,

8-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesi gereğince belirlenen 2725,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

9-Tarafların yatırdıkları avanstan harcanmayan kısmının, hükmün kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,

SONUÇ / HÜKÜM

10- Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak 22/04/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2018/10634, K. 2019/9479, 22 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2018/10634
Karar No
2019/9479
Tarih
22 Nisan 2019

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 14. Ceza Dairesi E.2018/10635 K.2019/8879
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2018/10635 K.2019/9480
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2018/10636 K.2019/9463
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2018/10637 K.2019/9484
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2018/10640 K.2019/29920
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2018/10640 K.2019/9118

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.