KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2018/6972 E., 2018/16805 K.·Mahkemesi :iş Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2018
- Dava türü
- ALACAK
Karar Metni
1.182 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 01/01/1997 tarihinde çalışmaya başladığını, buradaki çalışmasının müvekkilinin davalı işyerinden çıkartıldığı 03/07/2009 tarihine kadar sürdüğünü, müvekkilinin davalı işyerinde aylık 1.350 TL net ücret aldığını, işyerindeki lojmanda oturduğunu, işyerinde yemek ve diğer sosyal haklar bulunduğunu, müvekkilinin iş akdinin haksız ve geçersiz nedenle feshedildiğini, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarını istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, Ticaret Sicil kayıtları ve ... kayıtları ile de sabit olunduğu üzere müvekkili şirketin ...'de işyeri ve şubesi bulunmadığını, davacının ...'de müvekkili şirkete ait olmayan ve bir kısım eşyaların saklandığı ve müvekkili şirketinde bazı zamanlar inşaat malzemelerini koyduğu depo mahiyetindeki yerde geçici görevle görevlendirildiğini, yetki itirazında bulunduklarını, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, Mahkeme'nin bir önceki kararının davalı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2016/29126 Esas sayılı ilamı ile;"1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacının, tazminat ve alacaklara esas hesabın unsuru olan hizmet süresi ihtilaflıdır.Davacı 01.01.1997-03.07.2009 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığını bildirmiş,
davalı ise davacının kurum kayıtlarında olduğu gibi 27.09.2008-30.06.2009 arasında çalıştığını savunmuştur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda da hizmet süresi davacı iddiası gibi kabul edilmiş nevar ki davacının 01.01.1997-27.09.2008 tarihleri arasındaki çalışması tanık beyanlarına dayandırılmıştır.
Kurum kayıtları incelendiğinde; davacının 01.01.1997 tarihinden davalı işverene işe giriş tarihi olan 27.09.2008 tarihine kadar aralıksız olarak, farklı işyeri sicil numaralı işverenler nezdinde çalıştığı ve bu işveren işyeri sicil kayıtlarının araştırılmadığı, davalı işverenle bağlantılı olup olmadığının tespit edilmediği görülmektedir.
Kurum kayıtlarında farklı sicil nolu işyerlerinde kesintisiz çalışan davacının 01.01.1997-27.09.2008 tarihleri arasındaki çalışmasının salt tanık beyanları ile belirlenmesi hatalıdır. Yapılması gereken bu işyerlerinin davalı ile ilişkisinin olup, olmadığını araştırıp, sonuca gitmektir." gerekçesi ile bozulduğu, bozmaya uyulduğu, Yargıtay ilamı doğrultusunda ...
Müdürlüğünden belge ve kayıtların celbedildiği, ve bilirkişi raporları alındığı, bozma sonrasında bilirkişi Av. ... tarafından düzenlenmiş 01.11.2017 tarihli bilirkişi raporunda. "Sigorta kaydındaki şirketlerden davalı ... şirketi ile ... tic.İnş.Ltd.Şti. şirketlerinin ortaklarının aynı olup ... ile... oldukları, yöneticilerinin aynı olduğu, her iki işyerin inşaat yeri olduğu, farklı il ve ilçelerde yapılan inşaat işleri tescilinin yapıldığı.
Ancak, davacının 24.02.2000-09.04.2000 tarihleri arasında sigortalısı olduğu ... .... ile 06.07.2005-01.10.2005 tarihleri arasında sigortalısı olduğu ...
İnş.San.Tic.Ltd.Şti. şirketlerine ait kayıtların bulunmadığından" bahisle, davalı şirket ile ilişki kurulamayan bu iki şirket nezdindeki çalışma süresi hesaplamadan dışlanarak, hesaplama yapıldığı, sonra itiraz üzerine, rapor tanzimi için dosyanın tevdi edildiği bilirkişi Av. ... tarafından tanzim olunan 12/03/2018 tarihli bilirkişi raporunda ise; " 01.11.2017 tarihli bilirkişi raporunda, hizmet süresi dışlanan ...
İnşaat şirketinin, sunulan Firma Sicil Bilgileri evrakında, eski yönetim kurulu üyeleri... ile ...’dır. Yeni yönetim kurulunda,... münferidendir. Şirket adresi ... Mah. .......Cad. ... İşm.No:27/2 dir. Bu şirketin ortaklık yapısı karşısında, bu şirkette geçen süre, hesaplamaya esas çalışma süresine dahil edilmiştir. Yine. 01.11.2017 tarihli bilirkişi raporunda nezdindeki hizmet süresi dışlanan ...
İnşaat şirketinin de, sunulan 11 Şubat 2004 tarihli ticaret sicil gazetesi evrakında, şirketin merkezi... Cad. No:87 A Blok K:5 D:11 dir. Bu şirketin yetkilileri farklı olmakla birlikte, aynı caddede bulunan ve faaliyet alanı inşaat olan bu şirketteki çalışma.
Tanık anlatımları da gözetilerek ve davacının önceki dönemlerde de farklı sicil ve mahaldeki inşaatlarda sürekli değişen sicildeki şirketler sigortalısı olarak çalışmasının devam ettiği, en başından itibaren çalışmanın işten ayrılışa kadar devam etmiş olması karşısında, bu dönem de çalışma süresinden kabul edilmiştir.
Neticeten, davacı işçinin, 01.01.1997 yılında başlayıp en son 30.06.2009 tarihinde işten ayrılışı düzenleninceye kadar geçen 12 yılı aşan dönemde, çok sayıdaki giriş çıkışlar, farklı sicil numarada şirketler ile sürekli bir giriş çıkış hali mevcut olup 12 yılı aşan ve tanıklarca da doğrulanan bu çalışmada arada kalan 2 aylık dönemde sekteye uğradığı yönünde bildirim kayıt yada tanık anlatımı, beyan görülmemiştir." denilmek suretiyle, davacının 01.01.1997-30.06.2009 tarihleri arası çalışmasının davalı işveren nezdinde geçtiğinin kabulü ile tüm çalışma dönemi üzerinden davacının alacak kalemlerinin hesaplandığı,
Mahkeme tarafından, davacının tüm çalışmasının davalı işveren nezdinde geçtiği yönündeki tanık beyanları, davacının fiilen davalı işveren bünyesinde çalışmış olmasına rağmen birden çok şirket üzerinden zaman zaman giriş çıkış yapılarak kuruma bildirimde bulunulmuş olduğu, davacının bozma sonrası düzenlenen ilk raporda çalışma dönemi dışlanan ... .... ile ...
İnş.San.Tic.Ltd.Şti.nin aynı iş kolunda faaliyet gösterdiği ve adreslerinin aynı caddede bulunduğu, davacının kısa süreli olarak bu şirketler üzerinden çalışarak işini bırakmasının hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceği hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının davaya konu edilen zaman aralığı itibarıyla kurum kayıtlarında yer alan tüm çalışmasının davalı işveren nezdinde geçtiği kanaatine varılarak,
bilirkişi Av. ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalar usul ve yasaya uygun görülmekle, bu rapor doğrultusunda davacının alacak kalemlerinin kısmen kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
D)Temyiz: Karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. E)Gerekçe: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Çalışma olgusunu, bunu ileri süren işçi ispatlamalıdır.
Somut uyuşmazlıkta, davacının hizmet döküm cetveline göre ...
Şirketi’nde geçen çalışma süresinin, Mahkeme tarafından “aynı iş kolunda faaliyet gösterdiği ve adreslerinin aynı caddede bulunduğu, davacının kısa süreli olarak bu şirketler üzerinden çalışarak işini bırakmasının hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceği hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının davaya konu edilen zaman aralığı itibarıyla kurum kayıtlarında yer alan tüm çalışmasının davalı işveren nezdinde geçtiği kanaatine varılarak” gerekçesi ile davalıda geçen hizmet süresine dahil edildiği anlaşılmaktadır.
Davacının hizmet döküm cetvelindeki diğer işyerlerinin davalı ile organik bağlantısı ispatlandığı için davalıda geçen hizmet süresine o işyerlerindeki hizmet sürelerinin de eklenmesinde hata bulunmamakta ise de salt ... Şirketinin adresinin aynı cadde üzerinde bulunması ve aynı alanda faaliyet göstermesi organik bağı ispatlamaya yetmediği gibi Mahkeme’nin söz konusu kanaatine dayanak gösterdiği gerekçesinin diğer yönleri de ...
Şirketindeki hizmet süresinin de esas alınmasına yeterli değildir.
Mahkeme tarafından yapılacak iş, hizmet döküm cetvelinde ... Şirketinde geçtiği görülen hizmet süresini toplam hizmet süresinden düşerek bulunacak hizmet süresi üzerinden dava konusu alacakları hesaplamaktır.
3-Taraflar arasında bozmadan sonra ıslah yapılıp, yapılamayacağı ihtilaflıdır.
Mahkemenin ilk kararı davacının temyizi üzerine Dairemiz tarafından bozulmuştur.
Bozma kararına uyularak yapılan yargılama sırasında davacı vekili ıslah dilekçesi ile talebini artırmış, Mahkemece ıslaha değer verilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bozmadan sonra ıslah yapılıp, yapılamayacağı hususunda Yargıtay Hukuk Daireleri arasındaki içtihat uyuşmazlığının giderilmesi amacı ile içtihatların birleştirilmesi gündeme gelmiş, konu Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunda değerlendirilmiş ve Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu' nun 06.05.2016 tarih ve 2015/1 E. 2016/1 K. sayılı kararı ile “ Her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına dair 04.02.1948 tarih ve 1944/10 E. 1948/3 K. sayılı YİBK. nın değiştirilmesine gerek olmadığına” karar verilmiştir.
Yargıtay Kanunu' nun 45/5. maddesi “ İçtihadı birleştirme kararlarının benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, Dairelerine ve Adliye Mahkemelerini bağlayacağı “ hükmünü içermektedir.
Yargıtay Kanunu' nun 45/5. maddesi karşısında “Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu' nun bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına ilişkin 06.05.2016 tarih ve 2015/1 E. 2016/1 K. sayılı kararına göre bozmadan sonra yapılan ıslaha değer verilerek hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2018/6972, K. 2018/16805, 27 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama