İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /9. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 9. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2019/2609 K.2019/8290

Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ret kararına karşı davacı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur. ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi davacı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. ...…

Esas2019/2609Karar2019/8290Tarih10 Nisan 2019Okuma8 dk · 1.555 kelime

KÜNYE

9. Hukuk Dairesi 2019/2609 E., 2019/8290 K.·Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
10 Nisan 2019
Mahkemesi
... 7. İŞ MAHKEMESİ
Dava
Davacı, muvazaa tespitine ilişkin müfettiş raporunun iptaline karar verilmesini istemiştir.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.555 kelime·8 dk okuma·1 bölüm

Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ret kararına karşı davacı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur. ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi davacı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili, müvekkili Şirkette yapılan inceleme sonunda, davalı İdare müfettişlerince davaya konu 15/02/2018 tarih ve 10086-İNC-9 sayılı raporun düzenlendiğini, bu rapora dayanılarak davacı aleyhine 16.765,00 TL idari para cezası uygulanmasına karar verildiğini, bu raporun eksik incelemeye dayalı ve hukuka aykırı olduğunu, raporun içeriğine bakıldığında iş müfettişinin yanlı tespitlerde bulunduğunun açıkça anlaşıldığını, raporda davacı Şirket ile Liderler Danışmanlık Sosyal Hiz.Tur.Tem.ve Oto.

Kir. San. Tic.

Ltd.Şti. arasındaki alt işverenlik ilişkisinin muvazaalı olduğunun belirtildiğini, oysa davacı ile anılan Şirket arasındaki ilişkinin alt işverenlik sözleşmesinde yazılı hususları kapsadığını ve işçilerin herhangi bir hakkının ihlal edilmediğini, fiilen bu ilişkinin yürütüldüğünün ve alt işverenle asıl işveren arasında herhangi bir organik bağın bulunmadığının görüldüğünü, diğer taraftan raporda, Liderler Danışmanlık'ın yaptığı işin işyerinin asıl işi olduğunun belirtildiğini, davacı Şirketin yaptığı üretim ve asıl işi sac imalatı veya kesimi olmadığını,

bu bakımdan alt işverence yapılan işin asıl işin bölünmemesi sayılmadığını ve İş Kanunu'nun 2.maddesine aykırı olmadığını, kaldı ki İş Kanunu'nun 3.maddesi uyarınca işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde asıl işin bölünerek alt işverene verilebileceğinin belirtildiğini, Liderler Danışmanlık'ın yapacağı işin de çeşitli teknolojiyi gerektiren belirli bir makine aksamına dayandığının açıkça ortada olduğunu, son olarak,

müfettişin teftiş sırasında davacıya ait işyerinde alt işveren Liderler Danışmanlık'a ait işçilerin bulunmadığını ve daha önceki işlerine dair tespit yapılamadığını belirttiğini, teftişin yapıldığı tarihte davacı ile bu Şirket arasındaki alt işveren ilişkisinin yaşanan üzücü iş kazası nedeniyle sonlandırıldığını, iş müfettişi tarafından raporda alt işverenlik sözleşmesinin geçerli olduğu tarihler için tespitte bulunulması gerektiğini, ayrıca sözleşmenin geçerli olduğu dönemde davacı işyerinde çalışan işçilere yapılan tüm ödemeler,

şirket kayıtlarında ve alt işveren kayıtlarında mevcut olmasına rağmen müfettiş tarafından rapor düzenlenirken yok sayıldığını iddia ederek davaya konu 150/02/2018 tarih ve 10086-İNC-9 sayılı raporun ve buna dayanan idari para cezasının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti:

Davalı vekili, İş Teftiş Kurulu Başkanlığı'na bağlı iş müfettişi tarafından davacı işyerinde yapılan inceleme sonunda, davacı şirket ile alt işveren konumundaki Liderler Danışmanlık Sosyal Hiz.Tur.Tem.ve Oto. Kir. San. Tic.

Ltd.Şti.arasındaki alt işverenlik ilişkisinin muvazaalı olduğu kanaatine varılarak dava konusu raporun düzenlendiğini, şirketin faaliyet belgesinde ve Türk Ticaret Sicili Gazetesinde davacı şirketin faaliyet konusunun her türlü metal, plastik, teneke, çelik karton, kağıt ambalaj üretimini, ithalatını, ihracatını, alımını ve satımını yapmak şeklinde belirtildiğini, davacı şirket ile Liderler Danışmanlık Şirketi arasında düzenlenen alt işverenlik sözleşmesinin konusunun işverenliğin genel merkezinde ve çevre tesisinde yükleme, boşaltma, etiketleme, paketleme, elleçleme, puntalama,

ambalaj ve montaj işleri ile çay ve temizlik ihtiyaçlarının karşılanması olarak tanımlandığını, üretim sürecinde tersane proses akışına uyulacağının yazıldığını, sözleşme başlangıç tarihinin 20/01/2017 ve bitim tarihinin 19/01/2018 olduğunu, sözleşmede asıl işveren ve alt işverenin karşılayacağı teçhizatların tek tek belirlendiğini, alt işveren işçilerinin asıl işverenin asıl iş kolunda hizmet vermesinin başta işçileri olmak üzere kamuoyunu yanıltmak anlamına geleceğinden hukuka aykırı olduğunu ve bunun muvazaa olarak adlandırıldığını,

davacı şirket ile alt işveren konumundaki şirket arasında imzalanan sözleşmelerin tetkiki ve işyerindeki fiili durumun teftişi sonucunda, iş kazası geçirdiği esnada alt işveren işçisi ...'un yaptığı işin sac kesme ardından kesilen sacın istiflenmesi olduğunun, sac kesme işinin iş akışı şemasının ilk aşaması olan ham madde hazırlık aşamasından sonra gelen ilk iş olduğunun, sac kesim işlemi yapılmadan üretim aşamasının diğer basamaklarına geçilmesinin imkansız olması nedeniyle sac kesim işinin asıl iş olduğunun, bahse konu asıl işin yalnızca kesim işi olması nedeniyle uzmanlık gerektiren bir iş olmadığının,

alt işverenlik sözleşmesinde tanımlanan işler arasında sac kesim işinden bahsedilmediğinin, sac kesim işini yapan asıl işveren işçilerinin de bulunduğunun, bu şekilde sözleşmenin muvazaalı olduğunun tespit edildiğini, yapılan bu tespitlerin yerinde olduğunu, raporun hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:

İlk Derece Mahkemesince, somut olayda Liderler Şirketi'nin üstlendiği görülen işleri yürütmek için davacı şirketin işyerinde herhangi bir organizasyonu bulunmadığı, Şirket yetkililerinin de belirttiği üzere alt işveren çalışanları tamamen davacı şirketin emir ve yönetimi altında çalıştığı, bu bakımdan Liderler Şirketi'nin davacı şirkete personel temin etme dışında bir fonksiyonu bulunmadığı, kaldı ki iş kazası geçiren alt işveren işçisi ...'un iş başvurusunu dahi davacı şirkete yaptığı bizzat davacı şirket tarafından taşerona yönlendirilip bu vasıta ile işe alındığı,

bu bakımdan tüm yönetim ve organizasyon yetkisinin davacı şirkette olduğu Liderler Şirketi'nin bağımsız bir organizasyonunun bulunmadığı, ayrıca alt işveren işçilerinin çalıştırıldığı makas kesim işi taraflar arasındaki sözleşmeye göre Liderler firması tarafından yüklenilen işler arasında olmadığı gibi varil üretilen işyerinde üretilen varillerin ana maddesi olan sacların kesim işi de asıl işin bir parçası olduğu, işyerinin ürettiği mal dikkate alındığında bu kesim işi teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olmadığı, bu yönüyle de taraflar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

D)İstinaf başvurusu: İlk Derece Mahkemesi kararına karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.. E)İstinaf Sebepleri:

Davacı vekili istinaf başvurusunda; dosyanın ön inceleme duruşmasında karara çıkmasına rağmen, davalı lehine A.A.Ü.T.'de belirlenen vekalet ücretinin tamamına hükmedildiğini, Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere bu ücretin yarısına hükmedilmesi gerektiğini, davacı şirket ile Liderler Danışmanlık Şirketi arasındaki ilişkinin alt işverenlik sözleşmesinde yazılı hususları kapsadığını, işçilerin herhangi bir hakkının ihlal edilmediğini, fiilen bu ilişkinin yürütüldüğünü ve alt işverenle asıl işveren arasında herhangi bir organik bağın bulunmadığını,

iş müfettişi tarafından da bu durumun aksine delil sunulmamasına ve böyle bir tespitte bulunulmamasına rağmen, ilişkinin muvazaalı kabul edilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, davacı şirketin iştigal konusunun kimyasal madde üretimi olduğunu, alt işveren Liderler Danışmanlık işçileri tarafından yükleme, boşaltma, etiketleme, elleçleme, puntalama, çay ve temizlik işlerinin yapılması hususunda anlaşıldığını, bu işlerin kimyasal madde üretimi işiyle ilişkilendirilmesinin hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, dava konusu raporda tek taraflı tanık beyanları esas alınarak,

alt işveren işçilerinin davacı asıl işverenden emir ve talimat aldıklarının belirtildiğini, davacı şirketin oldukça hassas ve tehlikeli bir iş olan kimyasal madde üretimi yaptığını, işin ciddiyeti nedeniyle de işçi sağlığı ve iş güvenliği yönünden her zaman detaylı incelemeler yaptığını, telkinlerde bulunduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, verilen emir ve talimatların malın bir an önce paketlenmesi,

korunması ve sevkiyatının sağlanmasına yönelik olup, işin işleyişi ve teknik yönünden yapılan bir müdahale bulunmadığını, raporda tek taraflı tanık anlatımları dışında hiçbir delil gösterilmediğini, bu nedenle eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olan raporun iptaline karar verilmesi gerekirken davanın reddedilmesinin doğru olmadığını, Mahkemece, hükme dayanak olarak gösterilen ...

3. İş Mahkemesi'nin 2016/394 esas sayılı davasının iş kazasından kaynaklanan özlük haklarına ilişkin bir dava olup, halen derdest olduğunu, kesinleşmiş karar bulunmadığını, kaldı ki iki davanın taraflarına bakıldığında bir menfaat çatışmasının söz konusu olduğunu ileri sürmüştür.

F)Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :

Bölge Adliye Mahkemesince, davacının istinaf nedenleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda; ileri sürülen istinaf nedenleri dikkate alındığında, dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan kanuni ve hukuki gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca, davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

G)Temyiz başvurusu :

Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davacı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

H) Gerekçe:

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-4857 sayılı İş Kanunu’nun 108. maddesine göre, bu kanunda öngörülen idari para cezaları, 101. ve 106. maddelerdeki idari para cezaları hariç, gerekçesi belirtilmek suretiyle T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge Müdürünce verilir. 101. ve 106. maddeler kapsamındaki idari para cezaları ise doğrudan Türkiye İş Kurumu il müdürü tarafından; birden fazla ilde işyerleri bulunan işverenlere uygulanacak idari para cezası ise işyerlerinin merkezinin bulunduğu yerdeki Türkiye İş Kurumu il müdürünce verilir ve genel esaslara göre tahsil edilir.

5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 3. maddesinde, "Bu Kanunun; a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde, b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında, uygulanır" denilirken yine aynı Kanun’un “Başvuru Yolu” başlıklı 27. maddesinin 1. fıkrasında ise, “İdari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idari yaptırım kararı kesinleşir” düzenlemesine yer verilmiştir.

Görüldüğü üzere, 4857 sayılı Kanun’da idari para cezasına karşı başvurulacak kanun yoluna ilişkin özel bir düzenleme yer almadığından bu konudaki genel düzenlemeler olan Kabahatler Kanunu’nun 3. ve 27. maddelerindeki düzenlemelerden ayrılmayı gerekli kılacak bir durum mevcut değildir. Nitekim Uyuşmazlık Mahkemesi de 02.05.2012 gün, 28280 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 09.04.2012 gün ve 2012/17 E. ve 2012/70 K. sayılı kararıyla bu konuda görevli yargı yolunun adli yargı, görevli mahkemenin ise sulh ceza mahkemesi olduğunu ifade etmiştir.

Somut uyuşmazlıkta, davacı vekili muvazaa tespitinin yanısıra idari para cezasının da iptalini istemiştir. Yukarıda açıklandığı üzere Kabahatler Kanunundaki düzenlemeler gereğince idari para cezasının iptali talebinin değerlendirilmesinde görevli mahkeme sulh ceza mahkemesi olup, Mahkemece bu talep tefrik edilerek, tefrik edilen bu dosyada görev hususunun değerlendirilmemesi hatalı olup, kararın bozulması gerekmiştir.

F) Sonuç:

SONUÇ / HÜKÜM

Bölge Adliye Mahkemesi ile İlk Derece Mahkemesinin kararlarının yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.04.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2019/2609, K. 2019/8290, 10 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2019/2609
Karar No
2019/8290
Tarih
10 Nisan 2019

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2019/2610 K.2019/3900
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2019/2610 K.2019/7268
  • Yargıtay 22. Hukuk Dairesi E.2019/2610 K.2019/7651
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2019/2611 K.2019/9027
  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2019/2611 K.2019/3901
  • Yargıtay 18. Ceza Dairesi E.2019/2611 K.2019/7766

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.