KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2019/4713 E., 2020/8771 K.·Bölge Adliye İlk Derece
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Eylül 2020
- Mahkemesi
- İstanbul 29. Hukuk Dairesi
- Dava türü
- ALACAK
- Mahkemesi
- İstanbul 35. İş Mahkemesi
Karar Metni
1.001 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi ve davacı vekilince duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 22/09/2020 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına vekili Avukat ... ile karşı taraf adına vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı şirkette 03.12.2013-02.03.2015 tarihleri arasında Kardiyoloji uzmanı doktor ve mesul müdür olarak çalıştığını, taraflar arasında akdedilen Mesul Müdürlük Hizmet sözleşmesinin 2. maddesinde davacıya aylık net 1.500,00 TL ücret ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davacının Kardiyoloji uzmanı olarak vereceği hizmet karşılığı ise çalışılan ayı takip eden ayın 20. günü akşamına kadar aylık net 10.000,00 TL'den az olmamak üzere kardiyoloji polikliniğinin aylık toplam cirosunun % 20’si oranında ücret ödeneceğinin ve aylık ücretin net 10.000,00 TL'nin altında olmayacağının kararlaştırıldığını,
davalı şirket tarafından davacının mesul müdürlük sözleşmesinden kaynaklanan aylık ücretlerinin onbeş aylık çalışma süresinde davacıya ödenmediğini ve davacının toplam net 22.500,00 TL ücret alacağı bulunduğunu, davalı şirketin ücret ödemelerini hizmet sözleşmelerine uygun olarak ödemediği gibi sigorta primlerini tavan miktar üzerinden yatırması gerekirken sigorta primlerinin ödenmediğini ve vergi dairesine ücretlerin gerçek miktarlar üzerinden tahakkuk ettirilmediğini, taraflar arasında akdedilen iş sözleşmesi ile davacının yıllık onbeş gün izin kullanacağının kararlaştırılmış olmasına karşın davacının izinlerini kullanmadığını,
taraflar arasındaki iş sözleşmesinin haksız olarak davalı şirket tarafından 02.03.2015 tarihinde feshedildiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile birlikte bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davalı şirkette kardiyoloji uzmanı olarak çalışan davacının doktorluk etik kurallarına uygun olmayan davranışları nedeniyle defalarca sözlü olarak ihtar edildiğini, davalı şirketin kardiyoloji merkezi olduğunu ve davacının kardiyoloji konsültasyonu yapmadığını, davacının istediği hastaya bakıp istediği hastaya bakmayacağını beyan ederek görev yerini terk ettiğini ve sonrasında da işyerine gelmediğini, davacının devamsızlığının tutanak altına alındığını ve iş sözleşmesinin ihbarsız ve tazminatsız olarak feshedildiğini, Sosyal Güvenlik Kurumun'dan yapılan avans ödemeleri kapsamında davacıya avans ödemesi yapıldığını,
ödemelerin kesinleşmesi sonrasında davacıdan ödemelerin faturalarının talep edildiğini, davacının ise gelir vergisi ödememek için faturaları düzenlemediğini, davacının davalı şirketten izin ücreti, ücret ve tazminat alacağı bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu:
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, İstanbul 35. İş Mahkemesi'nin 2016/260 esas, 2017/44 karar sayılı kararının ortadan kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında davacının ücret ve hakediş alacaklarının ödenip ödenmediği noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacı taraf davalı işyerinde 03.12.2013 tarihli hizmet sözleşmesi ile Kardiyoloji bölümünde uzman doktor ve mesul müdür olarak çalışmakta iken mesul müdürlük sözleşmesinden kaynaklanan aylık ücretinin 15 aylık çalışma süresince ödenmediğini, doktorluk hizmetinden kaynaklanan ücretlerinin tam olarak ödenmediğini iddia etmektedir.
Taraflar arasında imzalanmış olan 03.12.2013 tarihli “Hizmet Sözleşmesi” başlıklı iş sözleşmesinin “Ücret ” başlıklı 2. maddesinde ayrıntısı belirtildiği üzere, davacıya aylık net 10.000,00 TL’den az olmamak koşuluyla yaptığı toplam aylık kardiyoloji poliklinik cirosunun (muayene, tedavi, tetkik, istem, nükleer tıp tetkikleri hariç vb) net %20’si oranında hakediş ücreti alacağı, aylık ücretin ciro ne olursa olsun net 10.000,00 TL’den aşağı olamayacağının düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının ücret alacağı bakımından Sosyal Güvenlik Kurumu Cibali Sağlık Sosyal Güvenlik Müdürlüğü tarafından davalı şirkete kardiyoloji bölümü için yapılan ödemelere göre davacının ücret alacağının hesaplandığı ve bu hesaplamaya davacı tarafından itiraz edilmeden talep edilen miktarlara ilişkin artırım dilekçesi verilmiştir.
Davalı tarafın istinaf talebi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda davacının iş sözleşmesine göre davacının kendi yaptığı kardiyoloji poliklinik cirosunun %20’si oranında hak ediş ücreti hak kazanacağını, buna göre davalı tarafından Excel ortamında hazırlanarak dosyaya sunulan davacıya ait Aralık 2013-Şubat 2015 arası muayene ve işlem listeleri ve hasta protokol defterleri dikkate alınarak davacının hak ediş ücret alacakları hesaplanmıştır.
Davacının iş sözleşmesine göre kendi yaptığı kardiyoloji polliklinik cirosunun %20’si oranında hak ediş ücretine hak kazanacağının kabulü yerindedir. Ancak Bölge Adliye Mahkemesince hak ediş alacağına ilişkin yapılan araştırma eksik ve hüküm kurmaya yeterli değildir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, davacı tarafın hükme esas alınan bilirkişi raporuna itirazları karşılanmadan hüküm kurulması doğru değildir.
Bilindiği üzere Genel Sağlık Sigortası (GSS) Türkiye'deki Sosyal Güvenlik Kurumları olan Emekli Sandığı, Bağkur, Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK), Yeşilkart'ı tek bir çatı altında, GSS çatısı altında toplamayı hedeflemiştir. Medula bu çalışmanın bilişim ayağıdır. Devlet hastaneleri, özel hastaneler, üniversite hastaneleri, diyaliz merkezleri ve daha bir çok sağlık kuruluşunun verdikleri hizmet, kullandıkları tıbbi malzeme ve ilaçların bedelinin geri ödeme kurumu tarafından ödenmesi için GSS Medula web servislerini kullanmaları gerekmektedir. GSS Medula web servisleri aracılığıyla hak sahipliği ve sözleşme doğrulama yani provizyon alma hizmeti alınmakta ve böylece hasta kabul, muayene ve tedavi ve sevk işlemleri yapılabilmektedir.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular ışığında, Bölge Adliye Mahkemesince tıbbi kayıtlar ve hesap konusunda uzman bilirkişilerden (medula sistemi uzmanı-doktor-mali müşavir) oluşan bilirkişi kurulu teşkil edilmeli, bilirkişiler aracılığı ile işyeri kayıtları ve medula kayıtları ayrıntılı şekilde tetkik edildikten sonra tüm dosya kapsamı ile birlikte taraf iddia ve savunmaları ile itirazları yönünden alınacak bilirkişi raporu neticesinde yapılacak değerlendirme ile davacının ücret ve hak ediş ücret alacaklarının miktarı duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmeli, davacıya ödenen ücret alacaklarının tutarı tespit edilmeli ve bu suretle varsa ödenmeyen ücret ve hak ediş ücret alacağı belirlendikten sonra oluşacak sonuca göre karar verilmelidir
Anılan hususlar gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2019/4713, K. 2020/8771, 22 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama